Alzheimer Sosyal Yaşam MerkeziAlzheimer Sosyal Yaşam Merkezi
Anasayfa / Haberler / Uçum yeni anayasa için 2028 sonrasını işaret etti: 50+1 ve Cumhurbaşkanlığı sistemi korunacak

Uçum yeni anayasa için 2028 sonrasını işaret etti: 50+1 ve Cumhurbaşkanlığı sistemi korunacak

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, yeni anayasanın mevcut Meclis döneminde yapılmasını dışlamadı ancak 2028 seçimleriyle başlayacak TBMM’nin 29. dönemini “daha gerçekçi bir hedef” olarak gösterdi. Uçum; ilk dört maddenin esaslarının korunacağını, Türk vatandaşlığı, Türkçe, üniter yapı ve laikliğin “kırmızı çizgi” olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile yüzde 50+1 kuralının da korunacağını belirten Uçum, yeni anayasanın referandumda “çok yüksek bir oy oranıyla” kabul edileceğini savundu.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, Anadolu Ajansı için kaleme aldığı “Türkiye’nin yeni anayasa gündemi” başlıklı yazısında yeni anayasa çalışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Uçum, yeni anayasanın yapılması için mevcut 28. Yasama Dönemi ihtimalini dışlamamakla birlikte, normal seçim takvimine göre 2028 seçimlerinden sonra başlayacak 29. Yasama Dönemi’ni daha gerçekçi hedef olarak gösterdi:

“Yeni anayasa Türkiye’nin olağan gündemi olarak her zaman güncel bir konudur. Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) 28. döneminde yeni anayasanın yapılma ihtimali de Meclisimizin değerlendireceği bir husustur. Bu ihtimal asla dışlanamaz. Buna mukabil gerek zaman yönetimi gerekse yeni anayasa sürecinde olgunlaştırılması gereken konulara ilişkin fikri çalışma ihtiyacı TBMM’nin 29. döneminde yeni anayasanın yapılmasını daha gerçekçi bir hedefe dönüştürüyor. Tabii ki nihai karar demokratik siyasi liderliğin ve Meclisimizindir.”

“Yeni anayasa artık kaçınılmaz”

Türkiye’nin “2 bin 200 yılı aşan kadim devlet geleneğine” sahip olduğunu belirten Uçum, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçiş ile “Terörsüz Türkiye” sürecini son yılların önemli adımları arasında saydı:

“Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçiş ile Terörsüz Türkiye süreci bu kararlılığın en önemli adımları arasındadır. Gelinen aşamada ise yeni anayasa Türkiye Cumhuriyeti için artık kaçınılmazdır.”

Uçum, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Türkiye Yüzyılı” vizyonunun en büyük hedeflerinden birinin yeni anayasa olduğunu belirterek şöyle devam etti:

“Dönem artık Türkiye Yüzyılı’dır, vakit artık yeni anayasa vaktidir. Türkiye Yüzyılı’nın ve istikrarın lokomotifi haline gelen Cumhur İttifakı şüphesiz bunu da başaracaktır.”

“1982 Anayasası yamalı bohçadan beter”

1982 Anayasası’nı “darbe ürünü” olarak nitelendiren Uçum, yapılan değişikliklere rağmen anayasanın “sivil, demokratik, özgürlükçü ve kapsayıcı” bir niteliğe kavuşmadığını savundu.

Uçum, yürürlükteki 154 maddenin 103’ünün esas itibarıyla 1982’den kaldığını belirtti:

“1982 Anayasası’nın yürürlükte 154 maddesi var. Bunların 103’ünün 58’inde hiç değişiklik olmadı, 45’inde tali değişiklikler yapıldı. Yani cari anayasanın üçte ikisi aradan geçen 44 yıla rağmen darbe ürünü olma özelliğini sürdürüyor.”

Uçum, ilk dört maddenin esaslarının korunacağını da açıkça ifade etti:

“İlk dört maddenin esasları (devamlılık ilkesi dahil) korunacağından, yürütme ve yürürlük maddeleri de çıkınca geride kalan 97 maddenin gözden geçirilmesi, bazılarında esaslı değişiklikler yapılması, bir kısmının güncellenmesi, bir kısmının kaldırılması temel bir ihtiyaçtır. Değişiklik yapılmış 51 maddede ise elbette geliştirme ve yenileme ihtiyacı söz konusudur.”

“İlk dört madde hariç 1982 Anayasası’nın neredeyse bütün maddeleri tamamen değişti, yeni anayasa hedefi gereksizdir” görüşünü “boş ezber” ve “kasıtlı bir çarpıtma” olarak nitelendiren Uçum şöyle yazdı:

“1982 darbe Anayasası’nın oluşturduğu vesayetçi yapılara her defasında dur diyen, tüm engellere rağmen Terörsüz Türkiye süreci ile barışı ve kardeşliği benimseyen bu asil ve kahraman milletimize yamalı bohçadan beter olan anayasa hiçbir şekilde yakışmıyor. Önemle belirtelim ki yeni anayasa sadece bir ihtiyaç değil, aynı zamanda bir zorunluluktur.”

Türk vatandaşlığı, Türkçe, üniter yapı ve laiklik “kırmızı çizgi”

Uçum, yeni anayasa sürecini “milli bir görev” olarak tanımladı ve yeni anayasada değiştirilmesini kabul edilemez gördüğü başlıkları sıraladı.

“2023 ruhuna sahip ve 2053 ve 2071 vizyonlarına uygun” bir anayasa hedeflediklerini belirten Uçum şöyle yazdı:

“Yeni anayasada milli kurtuluş ve bağımsızlık mücadelemizin ve anayasal birikimimizin kazanımları olarak Türk milleti, Türk vatandaşlığı, resmi dil ve tek zorunlu eğitim dili olarak Türkçe, cumhuriyet, üniter yapı, laiklik, demokratik hukuk devleti kırmızı çizgilerdir.”

Bu konularda farklı bir düzenleme yapılmasının tartışılamayacağını söyleyen Uçum, “Bu konularda istismar siyaseti yürütülmesine, sürece gölge düşürmek maksatlı bilinçli çarpıtmalar yapılmasına asla müsaade edilmez. Bu hususlarda farklı bir düzenleme tartışması zaten kabul edilemez” dedi.

“50+1 halka rağmen değiştirilemez”

Uçum’un yeni anayasa için korunmasını istediği unsurlar arasında Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi de yer aldı.

“Demokrasinin birikimleri ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ise korunması gereken kıymetlerdir” diyen Uçum, cumhurbaşkanlığı seçimindeki yüzde 50+1 şartının değiştirilmesine de karşı çıktı:

“Halkın, sistemin işleyişindeki iradesini güçlendirmiş olan etkili iki oy hakkı ve yüzde 50+1 kuralı halka rağmen değiştirilemez. Halk da iradesini zayıflatacak bu tip karşı hamlelere geçit vermez.”

Hak ve özgürlüklerde “serbestlik fetişizmi” uyarısı

Uçum, anayasanın esas olarak bir “güvenceler sistemi” olduğunu belirterek temel hak ve özgürlüklerde daha geniş güvenceler sağlanmasını savundu.

Ancak yeni anayasanın “milli perspektife” sahip olması gerektiğini belirten Uçum şu ifadeleri kullandı:

“Vurgulanmalıdır ki çağa uygun hak ve özgürlükler çerçevesinde daha geniş güvenceler sağlayan, temel değerleri tahrip eden hukuk anlayışlarına ve neoliberal saldırganlıklara karşı tedbirler alan, milli perspektife sahip bir anayasa milletimizin en önemli ihtiyacıdır.”

Uçum, özgürlükler konusunda ayrıca şu uyarıyı yaptı:

“Öte yandan, demokrasi bayrağını daha da ileriye taşıyacak yeni anayasada ‘serbestlik fetişizmi’ tuzağına ise asla düşülmemelidir.”

Siyasi Partiler Kanunu ve seçim kanunları da değişecek

Uçum, yeni anayasanın tek başına ele alınmaması gerektiğini, siyasi sistemin temel mevzuatında da değişiklik yapılması gerektiğini söyledi:

“Yeni anayasa ile birlikte TBMM İçtüzüğünün, Siyasi Partiler Kanunu’nun ve seçim kanunlarının yenilenmesi ihtiyacı da açıktır. Tüm bu konularda Hukuk Politikaları Kurulu olarak üzerimize düşen her türlü fikri desteği vermeye devam edeceğimizi belirtmek isterim.”

Uçum, yeni anayasa çalışmalarına toplumun bütün kesimlerinin katkı vermesini de “milli görev” olarak nitelendirdi:

“Bugün Türkiye’nin her bir ferdinin kendini asli unsuru olarak saydığı kapsayıcı bir anayasaya yönelik olarak hukuk politikası oluşturma çalışmalarına katkı sunmak herkesin hakkıdır ve aynı zamanda milli bir görevidir.”

“Türkiye büyük yürüyüşe başlıyor”

Yazısının son bölümünde uluslararası düzene değinen Uçum, dünyada “kaba güç ve kuralsızlığın” hakim hale geldiğini savundu.

Yeni anayasanın Türkiye’ye bu ortamda avantaj sağlayacağını söyleyen Uçum şöyle yazdı:

“Dünyada görünürde dahi bir kural ve kurum referansının kalmadığı bu dönemde kaba güç ve kuralsızlık kaotik küresel yapıya egemen oldu. Bu koşullarda yeni anayasa ile geliştirilecek güçlü ve daha doğru kural sistemi Türkiye’ye hukuk içinde ve hukuk desteğiyle yükselmek için birçok fırsat sağlayacaktır. Özcesi Türkiye büyük yürüyüşe başlıyor. Yeni anayasa bu büyük yürüyüşün itici gücü olacaktır.”

Referandumda “çok yüksek oy” beklentisi

Uçum, yazısını yeni anayasanın Meclis’ten geçmesinin ardından halkoyuna sunulacağını belirterek tamamladı. Yeni anayasanın referandumda yüksek destek alacağını savundu:

“Eminiz ki Türk milletinin tüm unsurları, Türkiye toplumunun tüm kesimleri, Türkiye halkının tüm kümeleri yeni anayasa yapma hakkını asli kurucu irade yetkisiyle kullanarak hedefe ulaşacaktır.”

Uçum, 29. dönem için de şu öngörüde bulundu:

“Ve yine görünen o ki temsili kurucu irade olan TBMM en geç 29. dönemde yeni anayasayı yaptığında, zorunlu olarak başvurulacak halk oylamasında çok yüksek bir oy oranıyla yeni anayasa kabul edilecektir.”

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın