Ana SayfaANALİZLERCHP içi entrikaların sultanı: “Hürrem”

CHP içi entrikaların sultanı: “Hürrem”

Oda TV’nin bir süredir “Hürrem Elmasçı” mahlasıyla CHP kulisleri yazan gizemli yazarı, Altılı Masa'daki kriz sırasında da aktifti. Altılı Masa’yı terk etme çıkışından hemen sonra krizin sorumlusu olarak Kılıçdaroğlu’na yakın altı ismi gösterdi. İmamoğlu ile Yavaş’ın Cumartesi günü yapılması planlanan Akşener ziyaretini de bu isimlerin iptal ettirdiğini iddia etti. Yazılarında İmamoğlu’na sempatisini açıkça belli eden “Hürrem Elmasçı”, daha önce de CHP’de tartışma çıkartan kulis haberler yazmıştı.

Oda TV’de bir süredir CHP içindeki gelişmeleri aktardığı iddiasıyla “Hürrem Elmasçı” mahlaslı kulis yazılar çıkıyor.

Yazıları kimin kaleme aldığı hakkında çeşitli iddialar dolaşsa da ortada ne “Hürrem Elmasçı benim” diyen bir kişi var ne de Oda TV’den kimliğiyle ilgili bir açıklama…

“Hürrem Elmasçı”, İYİ Parti lideri Meral Akşener’in Altılı Masa’ya tepki gösterdiği konuşmasının ardından dikkat çekici iki yazı yazdı.

Enis Berberoğlu, Tuncay Özkan, Okan Konuralp…

“Hürrem Elmasçı”, yazılarında krizin nedeni olarak CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nu yanlış yönlendirdiğini iddia ettiği ve “ETO” diye adlandırdığı altı kişiyi suçladı: Enis Berberoğlu, Tuncay Özkan, Okan Konuralp, Ömer Topsakal, Ali Kiremitçioğlu ve Akan Abdula. “Hürrem Elmasçı”, “ETO” adlandırmasını da Berberoğlu, Özkan ve Konuralp’in adlarının baş harflerinden oluşturduğunu açıkladı.

Oda TV’nin kulis yazarının Cuma günkü (3 Mart) yazısında yer verdiği yeni iddialarına göre; bahsettiği altı CHP’li, sundukları yanıltıcı anketlerle, kendisinin Cumhurbaşkanı adayı olması durumunda Kılıçdaroğlu’nu seçimi kazanacağına ikna etti. Başta Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu ve Altılı Masa’daki oy oranı daha küçük bazı parti liderlerinin tutumu da eklenince Kılıçdaroğlu “dediğim dedik” bir lidere dönüşmüştü.

“İmamoğlu ve Yavaş baskı sonucu Kılıçdaroğlu’na ‘bağlılık açıklaması’ yaptı”

“Hürrem Elmasçı” 5 Mart tarihli yazısında ise, “ETO ekibi”nin İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile ABB Başkanı Mansur Yavaş’a baskı yaparak Kılıçdaroğlu’na “bağlılık açıklaması” yaptırdığı ve Akşener’e 4 Mart’ta yapmayı planladıkları ziyareti de engellediklerini iddia etti.

Ayrıca İYİ Parti’ye ABB’de grup kurması için CHP’den geçen üyelerin istifa etmesinin arkasında da “ETO” diye bahsettiği CHP’li isimlerin olduğunu öne sürdü.

“Hürrem Elmasçı”nın 5 Mart tarihli yazısının ilgili bölümleri şöyle:

“İmamoğlu ile Yavaş’ın Akşener ziyaretini ‘ETO’ engelledi”

“Odatv duyurmuştu zaten ilk; Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş, Kemal Kılıçdaroğlu’na ‘bağlılık açıklaması’ yapmaya zorlanıyor diye…

Resmen ablukaya alındılar…

Ve çok geçmedi ‘tweet’ attılar zaten… Zorlandılar onu da söyleyeyim, ‘ya herro ya merro’ hesabı, ya gelirsin ya gidersin yani.

-Ya bizdensin ya da düşman gibi…

Onlarda mecburen ‘tweet’ attılar…

Neyse çocuklar…

Sonraki bomba olayda şuydu: Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş, Meral Akşener ile de görüşecekti.

Bu görüşme oldu mu?

Yok, canım ne gezer! İmamoğlu İstanbul’a döndü bile çoktan…

ETO engelledi… İsim annesi benim biliyorsunuz, kimdi bu ETO Grubu?

-Enis Berberoğlu…

-Tuncay Özkan…

-Okan Konuralp…

Her iş bunlarda artık CHP’de, ipleri almışlar eline Hacivat-Karagöz misali oynatıyorlar herkesi.

Ve sadece bu görüşmeyi değil, yeniden birleşmeyi de engellemek için her şeyi yapıyorlar…

Bu ne hırs, bu ne kibir anlamak zor!

Resmen görüşmeyi sabote ettiler… 

“Gitmeyin!”

Ne demek gitmeyin ayol? Bu ne baskı? Nedir bu…

Amma… Mansur Bey çok öfkeli söyleyeyim, burnundan soluyor. Bu ‘ETO’, Enis, Tuncay ve Okan üçlüsü onu da çileden çıkardı sonunda.

Sakin adamdı vesselam ama ‘sabır, sabır’ nereye kadar? Taş olsa çatlatır adamı bunlar!

Hayır, bu görüşmeden Kemal beyin haberi ve bilgisi de vardı oysaki…

Bir anda bunlar gene karıştırdı ortalığı. Fitne- fücur işler bunlar hep söyleyeyim.”

İmamoğlu-Kaftancıoğlu arasındaki anlaşmazlıkla gündeme gelmişti

“Hürrem Elmasçı” geçtiğimiz Kasım ayında, iktidara yakın gazeteciler Sabah yazarı Mahmut Övür ile Milliyet yazarı Zafer Şahin’in CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ile İmamoğlu arasında gerginlik olduğu iddialarıyla ilgili bir yazı yazmıştı.

Övür, Kaftancıoğlu’nun İmamoğlu’na “aptal” ve “şizofren” dediğini iddia etmişti.

Yazısında, Kaftancıoğlu’nun “aptal” dediğini teyit ettirdiğini belirten “Hürrem Elmasçı”, “şizofren” dediği iddiası için ise şunları yazmıştı:

“Bunu yazan Karslı Mahmut Övür’e sormak lazım. Ya da Kars gelini Canan Kaftancıoğlu ile sık sık görüşen Mahmut’un yakın dostu Karslı Çapan ailesine mi? Bilemedim şimdi… Gerçekten bizi saf mı sanıyorlar? Gün gelecek çocuklar hepsini tek tek yazacağım, bugün bu kadar…”

‘Zafer Şahin’e Kaftancıoğlu tarafından İmamoğlu karşıtı kulis sızdırılıyor’

Aynı hafta Şahin ise İmamoğlu’nun Kaftancıoğlu’na “Bak Kaftancıoğlu, artık tarafını belli et! Benimle misin yoksa Kılıçdaroğlu ile mi?” dediğini, Kaftancıoğlu’nun ise buna “Sen benimle nasıl böyle konuşabilirsin. Bu partinin genel başkanı da yönetimi de belli. Adayın kim olacağı, nasıl belirleneceği belli. Sen git önce belediye başkanlığı yap. Bu işlerle uğraşma…” diye karşılık verdiğini iddia etmişti.

“Hürrem Elmasçı” aynı yazısında, Kaftancıoğlu tarafından Şahin’e yanıltıcı bilgiler sızdırıldığını ima ederek şunları yazmıştı:

“Tırnak içi ifadelerde; Ekrem İmamoğlu hem genel başkana rağmen aday olma hevesiyle itham ediliyor, hem de genel merkeze mesaj veriliyor:

‘Ekrem İmamoğlu ile bu yüzden kavgalıyım’ mesajı!  Ne hoş, bir taşla iki kuş.

Lafını esirgemeyecek cesaretteki Karadeniz-Trabzon atarlı İmamoğlu’na, Kaftancıoğlu’nun ‘benimle nasıl böyle konuşabilirsin’ dediğini tahmin etmem.

İmamoğlu’na da il başkanının böyle söz edebileceğini sanmam.

Bu sözler bana hayatın doğal akışına uygun gelmedi çocuklar.

Ekrem Bey gibi İstanbul’u yöneten bir siyasetçinin uzun zamandır kavgalı olduğu İstanbul İl Başkanı Kaftancıoğlu’na ‘Benimle misin, Kılıçdaroğlu ile mi?’ diyecek yetersizlikte olduğunu da hiç ama hiç sanmam.

Kimse aklımızla alay etmesin çocuklar, haberin-yazının satır arasını okuyacak tecrübede biriyim ben; bu yazı, Canan Kaftancıoğlu cephesine hizmet ederken, İmamoğlu için olumsuz bir algı yaratıyor!

Bu durumda bu kulisin, hangi kanattan Zafer Şahin’e sızdırıldığı tahmin etmek zor değil.”

Oda TV: “Kaftancıoğlu’ndan İmamoğlu operasyonu”

“Hürrem Elmasçı”, 19 Ocak’ta da Kaftancıoğlu’nun hem İmamoğlu’na hem CHP MYK’sına “operasyon” yaptığını iddia eden bir yazı yazdı.

Yazının “İmamoğlu’na operasyon” kısmı bir gün önce Oda TV’de yayımlanan “CHP İstanbul’da deprem… Kaftancıoğlu’ndan İmamoğlu operasyonu” haberine dayanıyor.

Oda TV’de imzasız olarak çıkan haberde, İmamoğlu’nun kuzeni Ufuk İnan’ın örgütlenmeden sorumlu il başkan yardımcılığı görevinden alınarak pasif göreve çekildiği iddia edilmişti. İmamoğlu’na yakın diye tanımlanan il yöneticileri Gökmen Güneş ve Eser Şenay için ise “kızağa çekildi” ifadesine yer verilmişti.

Kaftancıoğlu: “Yazıyı Hürrem imzasıyla beklerdim”

Oda TV’nin haberine tepki gösteren Kaftancıoğlu sosyal medya hesabından “OdaTv hangi operasyonun parçası bilmem ancak partimize dair bildiğim bir şey var ki o da CHP il yöneticileri kişilere değil fikirlere yakın olurlar. Fikirlerinin temelini de partili kimlikleri oluşturur” mesajını paylaşmıştı.

Yaptığı ikinci paylaşımda, Oda TV’nin “pasif görev” diye söz ettiği pozisyonların il başkanvekilliği ve yerel yönetimlerden sorumlu yöneticilik olduğunu duyuran Kaftancıoğlu, “Hürrem Elmasçı”ya gönderme yaparak “Bu arada böyle bir yazıyı Hürrem imzasıyla beklerdim:)” diye yazmıştı.

“Canan Hanım aslında bir değil, ‘iki sınır ötesi’ operasyon yapmış”

“Hürrem Elmasçı”, bir gün önceki bu habere atıfta bulunarak “CHP İstanbul İl Başkanlığı’ndaki anti-İmamoğlu operasyonu gösteriyor ki, ilişki regüle olmamış, bilakis, biraz anladığım kadarıyla borsa ağzıyla yazayım, ‘açığa satış’lar başlamış çocuklar” ifadesine yer vermişti.

“Hürrem Elmasçı” yazısının devamında yeni bir kulis bilgisi paylaşarak şunları yazmıştı:

“Daha önce Ekrem Bey için Türkiye’de yerinde olmak istemeyeceğim ilk kişi demiştim. Bu görüşüm her geçen gün artıyor. Çünkü, hem içerde yani partisinde dayak yiyor hem de dışarıda yani iktidarın masa başı oyunlarından sıyrılmaya çalışıyor. Baksanıza çocuklar, kuzenine kendi partisi ‘operasyon çekiyor’ ama o eli kolu bağlı. Karşıt hamle yapamıyor. ‘Aşağı tükürse sakal yukarı tükürse bıyık’ misali…

Nefes almasına hangi nedenlerle bilemem, Sayın Meral Akşener’den başka destek veren yok. Sadece onun desteği bir oksijen tüpü kadar ve ancak bir süre dayanabilir.

Ankara’dan gördüğüm kadarıyla Sayın İmamoğlu siyasette ‘yalnız kurt’ çocuklar…

Tek ve çok güçlü dayanağı var; halkın her kesiminin gönlüne girmiş olması. Tartışmasız CHP’nin toplumda en çok teveccüh gören ismi. Üstelik siyasi yelpazenin her kanadından. Bu saatten sonra onun sırtını dayayacağı tek yer Türk milleti görünüyor. Ya toplumun desteğini dinamikleştirerek sorunlarını aşmaya çalışacak, ya da çok daha zor günlerin gelmesini bekleyecek…

Gelelim yazının nihai kısmına çocuklar:

Canan Hanım aslında bir değil, ‘iki sınır ötesi’ operasyon yapmış. Biri Sayın İmamoğlu’na karşı diğeri de CHP MYK’sına yani parti üst yönetimine…

Asıl ana operasyon İstanbul Fatih ilçe başkanlığına yapılacak başkan atamasıymış, bana gelen bilgi bu.

Canan Hanım, Yusuf Yetişgin isminin başkan olarak atanmasını istemiş. CHP tabanı, bu kişinin geçmişi, birlikte fotoğraf verdiği isimler ve tabandan biri olmaması nedeniyle itiraz etmiş. Tüm itirazlar Canan Hanım’ı durdurmamış ve konuyu Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na götürmüş. Pazartesi günü toplanan CHP MYK’sında yaşananlar ise Sayın Kılıçdaroğlu’na duyduğum sempatiyi alaşağı edecek nitelikte. Yaşananlar, yola ‘Sakin Güç’ ‘Gandhi Kemal’ kavramlarıyla çıkan Sayın Genel Başkanı’n geldiği noktayı gösteriyor…

Efendim MYK toplantısında Sayın Kılıçdaroğlu, Canan Hanım’ın istediği atamayı ‘Oylarınıza sunuyorum, kabul edenler, etmeyenler, kabul edilmiştir’ diyerek onaylıyor. Ortada aksi bir durum var. Canan Hanım’ın istediği atamaya MYK 8’e karşı 3 oyla hayır diyor. Aslında Yusuf Yetişgin ismi partinin en üst karar makamında reddediliyor!

Buna rağmen Sayın Kılıçdaroğlu atamayı onaylıyor. 

Birkaç MYK üyesi, ‘Sayın Genel Başkanım, Sayın Genel Başkanım’ gibilerinden itiraza yelteniyor ama sesleri masada eriyor…

Bu bilgiyi duyduğumda gerçekten Sayın Kılıçdaroğlu’nun tavrına çok şaşırdım. Partisinin en üst yöneticilerini hiçe sayması, onlara ‘saksı’ muamelesi yapması hiç demokratik bir tavır olmamış…”

- Advertisment -