ÖZEL HABER | İktidar, BAE’nin 15 Temmuz’un arkasında olduğu iddiasını BAE’ye hiç söylemedi

Türkiye’nin Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) karşı iç kamuoyunda sergilediği tepkilerle diplomatik adımları aynı şiddette olmadı. Son beş yılda BAE Ankara Büyükelçiliği maslahatgüzarı Dışişleri’ne sadece bir kez çağrıldı. Bu süre içinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve bazı bakanların iç kamuoyu önünde dillendirdiği BAE’nin 15 Temmuz’un arkasında olduğu suçlaması BAE’ye diplomatik yoldan herhangi bir şekilde iletilmedi. Kendisine yönelik bütün sözlü suçlamalara rağmen BAE bu nedenle hiçbir karşı açıklamada bulunmadı.

Türkiye’nin Birleşik Arap Emirlikleri’yle (BAE) ilişkisi 2013’teki Mısır darbesine BAE’nin verdiği destekle bozulmaya başlamış, 2017 Haziran’ında Körfez ülkelerinin Katar’a ambargo uygulamasıyla krize dönüşmüş, ardından yaşanan bazı gelişmelerle tam bir çıkmaza girmişti.

Son aylarda içine girilen barışma süreci, BAE veliaht prensi Muhammed bin Zayed’in Ankara’ya gerçekleştirdiği resmî ziyaretle zirve noktasına ulaştı.

Peki beş yıl boyunca iktidar çevreleri ve Türkiye medyası tarafından BAE’ye yöneltilen iddialar diplomatik kanallar üzerinden de aktarılmış mıydı?

Bu sorunun cevabı ‘hayır.” Türkiye’nin Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) karşı iç kamuoyunda sergilediği tepkilerle diplomatik adımları aynı şiddette olmadı. Son beş yılda BAE Ankara Büyükelçiliği maslahatgüzarı Dışişleri’ne sadece bir kez çağrıldı. Bu süre içinde Türkiye, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve bazı bakanların iç kamuoyu önünde dillendirdiği BAE’nin 15 Temmuz’un arkasında olduğu suçlaması BAE’ye diplomatik yoldan herhangi bir şekilde iletilmedi. Kendisine yönelik bütün sözlü suçlamalara rağmen BAE bu nedenle hiçbir karşı açıklamada bulunmadı.

Son beş yılda Türkiye kamuoyunda gündeme gelen BAE gerginliklerini inceledik:

2017 Haziran

Birleşik Arap Emirlikleri’nin Mısır, Suudi Arabistan, Bahreyn, Yemen gibi ülkelerle birlikte hareket ederek Katar’la diplomatik ilişkilerini kestiğini açıklaması üzerine, Katar’a destek veren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Darbe girişimi olduğu zaman Körfez’de kimlerin buna sevindiğini çok iyi biliyoruz. Birilerinin istihbarat örgütleri varsa bizim de var. Kimlerin o geceyi nasıl geçirdiğini çok iyi biliyoruz. Türkiye’de ne oldu ne oluyor, bitti mi, gidiyor mu, darbe neticeye ulaştı mı, ulaşıyor mu? Bunu takip edenleri çok iyi biliyoruz. Nasıl paralar harcandığını çok iyi biliyoruz” diye konuşmuştu.

Erdoğan’ın konuşmasının ardından Yeni Şafak yazarı Mehmet Acet, 12 Haziran 2017 tarihli yazısında, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun, darbe girişiminin arkasındaki ülkenin Birleşik Arap Emirlikleri olduğunu söylediğini kaydetmişti.

https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/15-temmuzu-fonlayan-korfez-ulkesi-2038429

Aralık 2017

BAE Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayed sosyal medya hesabından Erdoğan’ı hedef alan ve “Medine Kahramanı” diye bilinen Fahreddin (Türkkan) Paşa’yı “hırsız” diye suçlayan bir paylaşımda bulundu.

BAE’li bakanın paylaşımına Erdoğan, “Ey bize bühtanda bulunan zavallı, senin ceddin neredeydi?” diye sert bir karşılık verdi.

Bu olayın ardından BAE Ankara Büyükelçisi Halife Şahin El-Marar’ın izinli olması sebebiyle BAE Ankara Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Havle Ali el-Şemsi, Dışişleri Bakanlığı’na çağrılarak, BAE’li bakanın sosyal medyadaki Fahrettin Paşa paylaşımından duyulan rahatsızlık iletildi.  BAE’nin Ankara’daki elçilik binasının yer aldığı sokağın adı Fahrettin Paşa olarak değiştirildi.

Mart 2018

BAE Dışişleri Bakanı Al Nahyan Mısır Dışişleri Bakanı’yla görüşmesi sonrasında “Türkiye, İran ve İsrail Arap topraklarına karşı saldırgan tutumları nedeniyle bölge ve Araplar için tehlike arz ediyor” diye konuştu.

Bunun ardından, Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy’un Dışişleri Bakanlığı sitesinde yayımlanan, medyanın “bin Zayed El Nahyan’ın ülkemizin Arap ülkeleri için tehdit teşkil ettiğine ilişkin açıklamasına cevabı” diye sunulan açıklaması geldi: “BAE Dışişleri Bakanı’nın açıklamasını anlamak ve iyi niyetle bağdaştırmak mümkün değildir. Esasen bir süredir tarihimize ve Arap dünyasıyla ilişkilerimize yönelik karalama niteliğindeki beyanlarıyla BAE yetkililerinin hangi çevrelere hizmet etmeye çalıştıkları da gayet iyi bilinmektedir.”

Nisan 2020

BAE’nin Türkiye’yi Libya’da “terörist gruplara destek olmakla” itham etmesi üzerine, Dışişleri Bakanlığı’nın internet sitesinde, Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Aksoy’un Türkiye medyasında “haddini bil” gibi başlıklarla sunulan cevabı yayımlandı: “BAE Yönetimi’ni, ülkemize karşı düşmanca tavır takınmaktan vazgeçmeye ve haddini bilmeye davet ediyoruz.”

Ağustos 2020

BAE’nin İsrail’le imzaladığı “normalleşme” anlaşması sonrasında Erdoğan, “Abu Dabi yönetimiyle özellikle diplomatik ilişkileri askıya almak veyahut bizim de büyükelçiyi geri çekme gibi bir adımımız olabilir. Çünkü biz Filistin halkının yanındayız. Filistin’i de hiçbir zaman yedirtmedik, yedirmeyeceğiz” diye konuştu.

Daha sonra Türkiye’nin Abu Dabi Büyükelçisi’nin çekildiğine dair bir açıklama ve habere rastlanmadı, 2020 Aralık ayında, halen görevine devam etmekte olan Turgay Tunçer yeni Abu Dabi Büyükelçisi olarak atandı.

Mayıs 2021

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Sedat Peker’in BAE’den çektiği videolar üzerinden hakkında dile getirdiği iddialara yanıt vermek için katıldığı TRT Haber’deki programda, BAE’nin 15 Temmuz darbe girişiminin ortaklarından olduğu iddiasını bir kez daha gündeme getirerek, “BAE, ABD ile birlikte 15 Temmuz darbesinin failidir. Bugün Cumhurbaşkanımızı anti-semitizm ile suçlayanlar, 15 Temmuz’u yapanları ABD’de saklıyorlar, ortakları da Birleşik Arap Emirlikleri’nde. Bu söylemler için bir sipariş verilmiş, anlaşılmıyor mu? Yalan ve iftira ile Türkiye iktidarını yıpratmak istiyorlar” demişti.