Ana SayfaYazarlar15 Temmuz İddianamelerinden öğrendiklerimiz -10

15 Temmuz İddianamelerinden öğrendiklerimiz -10

 

15 Temmuz darbe girişimin merkezi Akıncı Üssü 141. Filo’da askerlik yapan er Yusuf Ören darbeden önce ilginç bir olay yaşadı.

 

Aylar önce kendisine 12 Eylül darbesinden bahsedip “Hava Kuvvetleri olmazsa darbeler başarısız olur” diyen 141. Filo’daki İstihbarat Subaylarından üsteğmen Gürcan Coşkun darbeden birkaç gün önce kendisine bir emir vermişti:

 

“15 Temmuz 2016 tarihinden birkaç gün kadar önce 141. filoda bulunan İstihbarat Bölümündeki haritaları yakmak için emir verdi, birlikte haritaları yaktık ve haritaları yakarken bana ‘bu ülkede Fetullahçı yapılanma var, en güçlü onlar, devletin her yerinde onlar var, gizli bir yapı, bunu kimse bilmiyor, zaten darbe olmasını ister misin’ diye sordu…”

 

Bu emir, 15 Temmuz darbesinin başarısız olmasına neden olan küçük direnişlerden sadece biriydi. Ve bu kontrolsüz direnişler o gece sadece darbenin değil, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik suikastin de başarısız olmasına neden olmuştu.

 

10 Temmuz 2016 günü Cumhurbaşkanı Erdoğan, kimselerden bahersiz ailesi ile birlikte tatil yapacağı Marmaris’e gelmişti. Kaldıkları yer birbirine yakın birkaç otelden oluşan kompleksin içindeki bir villaydı ve Cumhurbaşkanı’nın ve ailesinin bu villada olduğunu da kimse bilinmiyordu.

 

Aynı gün Ankara’da Hava Kuvvetleri Müşterek Hava Harekât Merkezi’ndeki (MUHAYM) Komutanı Tuğgeneral Gölhan Şahin Sönmezateş, Hava Kuvvetleri’nin Google Earth programı olan Coğrafi Analiz Sistemi programından hedef olarak belirlediği yerlerin haritasının A3 renkli çıkışlarının alınması emrini verdi.

 

Cumhurbaşkanı’na yönelik suikast hazırlıkları başlamıştı.

12 Temmuz günü Diyarbakır 8. Ana Jet Üssü Komutanı Tuğgeneral Deniz Kartepe, Yüzbaşı Pilot Ceyhan Karabulut ve Yarbay Ahmet Özdemir (Darbe gecesi Diyarbakır’dan kalkıp Ankara’da bomba atan iki pilot) ile birlikte aylık planlamada olmayan bir uçuçla iki F-16’yla Dalaman’a uçtular. Darbenin ardından bakılan hava haritalarına göre iki F-16, o uçuç sırasında Cumhurbaşkanı’nın Marmaris’te kalacağı düşünülen otel istikametine doğru gidip geri dönmüşler, otel ve çevresini fotoğraflamışlardı.

Ertesi gün Akıncı Üssü 142. Filo ve Tuğgeneral Gökhan Sönmezateş'in komutanlığını yaptığı Hava Kuvvetleri İstihbarat Komutanlığı’nın iş birliğiyle 2 adet F-16, Ege Denizi’nde Meis adasının doğusundaki Yunan adacığının fotoğraflanması için havalandı. Ama pilotlar beklenmedik bir şekilde havada yakıtlarının bittiği gerekçesiyle Dalaman'a indiler. Dalaman’dan kalkışları sırasında iki F-16’nın Cumhurbaşkanı'nın kaldığı otelin etrafında fotoğraf çektikleri de darbeden sonra tespit edildi.

 

Aynı gün Akıncı 4. Ana Jet Üs Komutanı Tuğgeneral Hakan Evrim ile pilot Yüzbaşı Ahmet Tosun bir F-16 ile Diyarbakır'a uçtular ve uçağa tespit edilen hedefleri hatasız vurmayı sağlayan gelişmiş hedefleme kodu olan Sniper cihazı taktırdılar.

 

Ertesi gün (14 Temmuz) yine Akıncı 4. Ana Jet Üs Komutanlığı'nda pilot olarak görev yapan Ahmet Pala ile İlker Hazinedar da bir F-16 uçağıyla Bandırma Üssü'ne gitti ve aynı Sniper cihazı taktırdı. (İlker Hazinedar darbe gecesi Cumhurbaşkanı’nın uçağını engellemekle görevlendirilecek pilotlar biriydi)

 

Cihazların takılı olduğu F-16’ların Akıncı’ya geldiği 14 Temmuz günü Akın Öztürk’ün damadı Yarbay Hakan Karakuş ve darbe gecesi Meclis’i bombalayacak Yarbay Hasan Hüsnü Balıkçı F-16’larla Kapadokya’ya gidip deneme uçuşları yaptı, dönüşte ise Ankara üzerinde tespit ettikleri hedefleri kontrol etti.

 

Aynı gün Akıncı 4. Ana Jet Üs Komutanı Tuğgeneral Hakan Evrim, 27 adet F-16’ya  mühimmat yüklenerek hazır hâle getirilmesi emrini verdi.

 

Darbe günü gelmişti. 15 Temmuz Cuma günü Akıncı 4. Ana Jet Üs Komutanlığı'nda havanın sıcak olması bahane edilerek bayrak töreni saat 14.00'te yapıldı, personele mesainin erken bitirildiği söylendi ve darbeye katılması uygun görülmeyenler evlerine gönderildi.

 

Öğle saatlerinde, Muharip Hava Komutanı Korg. Mehmet Şanver'in kızının o akşam İstanbul Moda Deniz Kulübü’ndeki düğününde nikâh şahidi olan YAŞ Üyesi Orgeneral Akın Öztürk kendi ifadesiyle “eşinin bel fıtığı ağrısı tekrardan alevlenince” düğüne gitmekten vazgeçip, İzmir’den o sırada Ankara’ya gitmek üzere olan Kara Kuvvetleri Komutanı’nın uçağıyla kızının ve damadının lojmanlarında oturduğu Akıncı Üssü’ne uçtu.

 

Saat 16.00’da yerden alınan koordinatları havadan izleyerek kontrol edebilen ve savaş uçaklarına koordinat verebilen iki adet C-160 tipi GÖREN uçağı  Kayseri 12. Hava Ulaştırma Ana Üs Komutanlığı'ndan havalanarak Akıncı Üssü’ne doğru yola çıktılar.

 

Saat 17.59’da Akıncı Üssü Harekât Komutanı Ahmet Özçetin, üs kulesini arayarak “VIP trafiği geçti mi cumhurbaşkanı uçağı falan geçti mi?” diye sordu. “Hayır” cevabını aldı. 

 

Saat 18.30'da; o gün öğle saatlerinde gelen hbar sonrası Genelkurmay Karargâhı’na giden MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın “gelen ihbarın daha büyük planın parçası olabileceği” sözleri üzerine Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar Silahlı Kuvvetler Harekât Merkezi'ni arayarak havada bulunan bütün araçların indirilmesi emrini verdi.

 

19.05’te Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Yaşar Güler, emri Hava Kuvvetleri Harekât Merkezi'ne iletti…

 

Saat 19:26'da; Hakan Fidan, Marmaris'te bulunan Cumhurbaşkanı'nı aradı, ona ulaşamayınca koruma müdürüne iki kere güvenliğin yeterli olup olmadığını sordu.

 

Hakan Fidan’ın Genelkurmay’a gelmesiyle telaşlanan darbeciler, gece yarısı 03.00’da başlamasını planladıkları darbeyi erkene aldılar.

 

Genelkurmay Başkanı’nın tüm askeri hava trafiğini durdurma emrinin gittiği Hava Kuvvetleri Harekat Merkezi’nin başındaki Tuğgeneral Kemal Mutlum saat 20.25’de bütün hava trafiğinin yeniden açıldığını anonsladı ve merkezin tüm kapılarını kapattırdı.

 

O gece Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nın harekat merkezinin bulunduğu Eskişehir Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezi (BHHM) komutanlığında nöbetçi komutan olarak Tuğgeneral Recep Ünal’ın bulunması da tesadüf değildi. Darbeden sonra Ünal’ın 2010-2012 yılları arasında Adil Öksüz ile 177 ve Kemal Batmaz ile 62 kez telefon bağlantısı ortaya çıkacaktı.

 

Ankara ve Eskişehir’deki hava merkezlerini kontrol eden darbeciler havada yönetime el koymuştu.

 

Bütün askeri uçuşları durdurma emrini veren Genelkurmay Başkanı ve İkinci Başkan saat 21.00’den sonra gözaltına alınmıştı. Saat 21.35’de Akıncı Üssü Harekat Merkezi Başkanı Albay Ahmet Özçetin ile üssün kulesi arasında şöyle bir konuşma geçti:

 

Yarbay: Malumunuz bu uçuşlar iptaldi emir var.

 

Ahmet Özçetin: Biliyorum biliyorum o bir tane şahsiyetsiz karaktersiz bir adam vardı o tutuklandı. Şimdi o emri vermişti Yarbay: Hıı

 

Ahmet Özçetin: O arkadaş tutuklandı şimdi diğerleri ile alakalı gereği yapılıyor.

 

Saat 21.43’te Adana İncirlik 10. Üs Komutanlığı’ndan havadaki F-16’lar için yakıt ikmali yapacak iki tanker uçağı kalktı.

 

Saat 22.16’da Diyarbakır ve Akıncı’dan 10 F-16 kalkarak Ankara üzerinde alçak uçuş yapmaya başladı.

 

Tüm bunlar olurken darbeye katılmayan 22 hava generali ve Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal, İstanbul’da Muharip Hava Kuvvet ve Hava Füze Savunma Komutanı Korgeneral Mehmet Şanver’in düğünündeydi.

 

Abidin Ünal, Ankara’da tuhaf gelişmeler olduğundan ancak 21.30’da eşinin açtığı telefonla haberdar olmuştu. Düğün yarıda bırakıldı, generaller hemen orada bir kriz masası oluşturdular.

 

Kızının düğün akşamı kendini darbeyi engellemek için kurulan kriz masasında bulan Korgeneral Mehmet Şanver, Hava Kuvvetleri Komutanı’nın talimatıyla önce Ankara’daki Hava Kuvvetleri Harekat Merkezi’ne güvendiği Tümgeneral Cevat Yazgılı’yı gönderdi. Silahlı direnişle karşılaşan Tümgeneral kilitlenmiş kapılardan giremedi. Eskişehir’deki Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezi’nde ise Albay İsmail Üner darbecilere karşı harekete geçmişti. Bu saatten sonra Ankara’daki darbecilerle ve Eskişehir’de darbeye direnen subaylar arasında mücadele başlamıştı.

 

Saat 22:36'da Ankara’daki Hava Kuvvetleri Harekat Merkezi'ni ele geçiren Tuğgeneral Kemal Mutlum, Erzurum kuleyi arayarak iki adet F-16 uçağının kaldırılmasını emretti. Jetler, o akşam Erzurum’da bulunan ve haberi alır almaz Ankara’ya doğru hareket eden İçişleri Bakanı'nın bulunduğu sivil uçağı Malatya Erhaç Havalimanı'na indirtmek için kalktılar.

 

Eskişehir Birinci BHHM’deki Albay İsmail Üner’in talimatıyla Efkan Ala’nın uçağını Malatya’ya indirmek için havalanan F-16’lar Erzurum’a geri döndüler.

 

Ama Akıncı ve Diyarbakır darbecilerin emirlerini dinlemeye devam ediyordu. Diyarbakır’dan 6, Akıncı’dan 5 F-16 Ankara üzerinde alçak uçuş yapmak üzere havalandılar.

 

Saat 22:53'de 2 adet helikopter ise İmralı Adası üstünde uçmaya başlamıştı.

 

Saat 22:55'de Diyarbakır’dan kalkmak isteyen darbeci Tuğgeneral Semih Terzi ve özel kuvvetler timini taşıyan uçağın kalkışına da  Eskişehir’deki Albay İsmail Üner itiraz etmiş ama uçak Ankara’nın onayıyla havalanmıştı.

 

Aynı saatlerde Akıncı Üssü’ndeki darbeciler Cumhurbaşkanı’nın nerede olduğunu anlamaya çalışıyordu.

 

Sabaha karşı Külliye girişini vuracak olan F-16 pilotu Müslim Macit ifadesinde o anları şöyle anlattı: “Bir ara Ahmet Tosun'a, Ahmet Özçetin (Akıncı Üssü Harekat Merkezi Başkanı Albay) “Cumhurbaşkanı Dalaman'dan veya Antalya'dan kalkmış olabilir. Araştıralım” dedi. Ahmet Tosun da bana MY sisteminden radar izlerini araştıralım dedi ben de araştırdım. Cumhurbaşkanının uçağına dair bir şey bulamadım. Antalya'dan kalkan yüzlerce uçak vardı ancak Cumhurbaşkanının uçağı olduğuna dair bir kayıt yoktu.”

 

Saat 23.00 sularında Cumhurbaşkanı’na yönelik suikastın başındaki Tuğgeneral  Gökhan Şahin Sönmezateş, Hava Kuvvetleri Müşterek Hedef Üretim Analiz Üretim Merkezi’ni telefonla arayarak oradaki istihbarat subaylarından Cumhurbaşkanı’nın Marmaris’te kaldığı düşünülen yerin koordinatlarını aldı.

 

Bu arada haber üzerine konvoyuyla İstanbul’dan harekete geçmiş olan Başbakan Binali Yıldırım, Kastamonu’nda henüz açılmamış Ilgaz Tüneli civarında televizyonlara bağlanarak darbe girişimini Türkiye’ye duyurdu.

 

Saat 23:18'de darbecilerin F-16 uçakları ilk kez ateş açtı. Vurulan yer Ankara’da Emniyet Genel Müdürlüğü Havacılık Daire Başkanlığıydı. 7 sivil şehit oldu.

 

Saat 23:30'da yine Eskişehir’den Albay İsmail Üner’in girişimiyle kapatılan Denizli Çardak havaalanını kullanmayınca 250 komando darbeye destek için Ankara’ya uçamamıştı.

 

Saat 23:47'de; İncirlik’ten kalkan tanker uçağı Afyon civarını geldi.

 

İstanbul Moda Deniz Kulübü'nde düğünde bulunan darbe karşıtı generalleri almaya giden helikopter saat 23.50’de Moda Deniz Kulübü'ne indi.

 

Saat 23:51'de; Deniz Kulübü’ndeki Korgeneral Mehmet Şanver Eskişehir, Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezi'nde görevli albay İsmail Üner'e son emrini verdi; Hava Kuvvetleri Harekat Merkezi illegaldir ve hiçbir talimatını yerine getirilmeyin.

 

Saat 23:55'de; darbeci özel kuvvetler timi İstanbul Moda Deniz Kulübü'nü basıp Abidin Ünal, Mehmet Şanver ve diğer generalleri gözaltına aldılar.

 

Fakat, askeri uçak trafiğini yöneten Ankara ve Eskişehir’deki harekat merkezlerinde darbe karşıtı subayların direnişi sürüyordu. Ankara’da darbecilerin kapılarını kilitlediği Hava Harekat Merkezi’nin elektrikleri, radar sistemlerinin bağlı olduğu newtworkler devre dışı bırakıldı.

 

Artık Ankara Hava Harekat merkezindeki darbeciler, havadaki kontrolü kaybetmeye başlamışlardı.

 

23.53: Albay Veysel Kavak: Hatlar gitmiş mi gerçekten?

 

Tuğgeneral Kemal Mutlum: Dostum, DYS (Doküman Yönetim Sistemi) gitti. Birisi oynuyor hatlarla. MİLSEC’ten konuşuyorum. Hatları kesmiş kim kestiyse.

Kavak: Vay şerefsizler.

00.08: Mutlum: Dostum MY (Muharebe Yönetimi) de gidiyor.

Kaynak: MY’de mi gidiyor? (Yanındaki birine) Komutanım, komutanım, hatlar gidiyor. Nasıl yapacağız komutanım, dur dur dur hatlar da gidiyor.

Mutlum: Bir tek MİLSEC (Milli Telsiz Ses Emniyet Cihazı)’imiz kaldı, ona göre ha.

Hava Harekat Merkezi komutanı Kemal Mutlum ile Akıncı Üssü Harekat Başkanı Ahmet Özçetin arasındaki görüşmede ise bir uçaktan bahsedilmekteydi.

Mutlum: Hatlar gitti. MİLSEC çalışıyor.

Mutlum: Göremiyorum şeyi, uçak uçağı ne yaptınız?

Özçetin: Önlediler

Mutlum: İndiriyorlar mı?

Özçetin: Yok hayır, şu an takip ediyorlar.

Artık jetler aradıkları uçağı yerdeki radarların yardımıyla görememekteydi. Geriye sadece tek yol kalmıştı; Çıplak gözle görmek.

Saat: 00.17’de Akıncı Üssü’nden iki F-16 havalanmak için pist başı yaptı. Kule ile aralarında şöyle bir konuşma geçti.

Akıncı (Ahmet Tosun): Hocam sizde gözlük var mı?

Şahin 2 (Oğuz Alper Emrah): Bende var.

Akıncı. Anlaşıldı, önleyeceğiniz uçağı tarif edeceğiz hocam. Gözlük kullanacaksınız önleyeceğiniz uçağı tarif edicez.

Şahin 2: Tamam

Akıncı: Hocam önleyeceğiniz uçak muhtemel Cumhurbaşkanlığı uçağı forsu olacak kocaman bir uçak cumhurbaşkanlığı forsu olan bir uçak.

 

Saat 00.20’de Akıncı Üssü’nden iki F-16 havalandı, Polatlı’dan Afyon’a doğru uçtular. Görevleri forsundan tanıyacakları Cumhurbaşkanı’nın uçağını önlemekti.

 

(Pilotlar Oğuz Alper Emrah ve İlker Hazinedar, bu görev için özel olarak seçilmişlerdi. İki pilotun mahrem abileri olan Sinan Kurt’un ifadesi de iddianameye girdi.)

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan 00.05’de Marmaris’te kaldığı villaya çağrılan gazetecilere darbeye karşı ilk açıklamasını yapmıştı. Ama açıklama teknik imkansızlıklar yüzünden yayınlanamadı.

 

Cumhurbaşkanı, 00.24’te ise CNN Türk’e bağlanıp halkı sokaklara çağıran ünlü konuşmasını yaptı. Bu sırada Cumhurbaşkanı’nın ATA uçağı Dalaman Havaalanı’nın 5 no.lu park yerinde beklemekteydi.

 

Saat 00:40'da; Dalaman Havalimanı'ndaki güvenlik kameralarına müdahale edildi ve  kameralardan biri kule üzerindeki demirlere bakar şekilde sabitlendi.

 

Saat 00:43'de; Dalaman Havalimanı'nda ATA uçağının ön tarafından sol kanat tarafına tepe lambası yanık vaziyette siyah bir minibüs yanaştı.

 

Minibüs 14 dakika boyunca uçağın etrafında kaldı. 00:57'de; Cumhurbaşkanı’nın orada olmadığını anlayınca minibüs uçağın yanından uzaklaştı.

 

Cumhurbaşkanı’nın uçağı hâlâ yerdeyken darbeciler havada zor durumdaydı. Kontrol hızla Eskişehir’e geçiyordu.

 

Saat 00.54: Tuğgeneral Kemal Mutlu: İsmail Üner ele geçirmiş orayı. Balıkesir niye kalkmıyor  o da belli değil.

 

Albay Veysel Kavak: Kaldırdım ama geri döndüler diyor komutanım. Ne yapacağım bilmiyorum komutanım, ne yapalım.

 

Mutlum: Gittikçe gidiyor. Akıncı’dan başka bir şey kalmadı.  Başka bir yerde bir şey var mı

 

Kavak: Başka çare şansımız yok. Şey yapacağız artık komutanım.

 

Bu arada Cumhurbaşkanı ve ailesini taşıyan helikopter, CNN Türk’teki açıklamasından bir saat sonra saat 01.30’da Dalaman Havalimanı’na indi.

 

Uçak Saat 01:36'da pist başı yaptı ve 01.43’te havalandı.

 

Ama aynı anda tedbir için üç ayrı Cumhurbaşkanlığı uçağı da havalanmıştı. Artık yerden radar destekleri de kalmayan havadaki darbeci pilotların havada bulması gereken uçak sayısı üçtü.

 

Cumhurbaşkanı’nın uçağın önlemekle görevlendirilen iki F-16, uçağı bulamayınca 01.48’de Ankara üzerinde alçak uçuş yaptıktan sonra Akıncı Üssü’ne indiler.

 

Bu arada Kazan halkı Akıncı Üssü’nün girişinde toplanmıştı. Nizamiyelere takviyelere gönderilenlerden biri Yüzbaşı Özkan Hekin’di. Nizamiye’deki diğer askerler direnen halka karşı ağır silahlar talep edince Yüzbaşı Hekin buna itiraz ederek "Bu benim savaşım değil, burası benim birliğim değil, ben kışlama geri dönüyorum" diyerek nöbet tuttuğu nizamiyeyi terk edip kaçmaya başladı. Bunun üzerine nizamiyede nöbet tutan Halil Burak Balcı, Albay Ali Eraslan ve Yarbay Mustafa Zelbey ile görüştü ve "Komutanım, Özkan Hekin giderse buradaki tüm istihbaratı verir, onu almamız gerekir" dedi. ‘’Ne gerekiyorsa onu yapın, durdurun, durmazsa indirin" talimatıyla Balcı, ateş açarak Özhan Hekin'i vurdu, Yüzbaşı Hekin kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Uzun bir süre adı darbeciler listesinde kaldı.

 

Aynı saatlerde tüm Türkiye’de olduğu gibi Akıncı Üssü lojman nizamiyesinin karşısındaki TAI-TUSAG Camisinde de salalar okunmaya başlamıştı. Nizamiyedeki SAT komandolarının komutanı Yüzbaşı Ferat Erten'in talimatıyla, Yücel Özcan, Hamdi Çıplak ve Erdinç Kurt camiye gittiler, caminin dış giriş kapısının altındaki camı kırdılar, daha sonra ayakkabılığın bulunduğu bölümdeki caminin giriş kapısının camlarını da kırarak postalları ile camiye girdiler, salanın merkezi sistemden okunmasını sağlayan cihazı aradılar fakat bulamayarak nizamiyeye geri döndüler. 5-10 dakika sonra yeniden camiden sala okunması ve anons yapılmaya başlanması üzerine aynı askerler yaya olarak camiye gittiler ve yaklaşık 50 metre mesafeden hoparlörün sesini kesmek amacıyla minareye ve hoparlöre ateş açtılar.

 

Saat 03:20'de Cumhurbaşkanı’nı taşıyan uçak ışıkların kapatıldığı Atatürk Havaalanı’na iniş yaptı.

 

Bir saat sonra saat 04:42'de; Cumhurbaşkanı’nın Marmaris'te konakladığı ve gece yarısı ayrıldığı otele helikopterlerden ateş açıldı. Helikopterlerden inen yüzleri maskeli ve ağır silahlar taşıyan askerlerin oteli abluka altına aldılar.

 

Saat 04:54'de; Erzurum'dan 2 adet F-16 uçağı uçak düşürme yetkisi (H-188) ile kalktı. İddianameye göre artık darbenin engellenmesi için karşı harekat başlamıştı.

 

Saat 05:45'de; Marmaris'ten 4 helikopter Cumhurbaşkanı'nın kaldığı otele saldırı amaçlı kalkarak İmsık Meydanına iniş yaptı.

 

Saat 05:28'de; İstanbul Atatürk Havalimanı'nın ışıkları açıldı.

 

Havada, taciz uçuşları yapan iki helikopter Atatürk Havalimanı’na indirildi.

 

Saat 07:31'de Başbakan Binali Yıldırım Eskişehir’e geçen Korgeneral Hasan Hüseyin Demirarslan'ı telefon ile arayarak Akıncı Üssü'nden kalkış olmaması pistinin bombalanması emrini verdi. Ama Türkiye’nin oğlunun cinayetiyle adını duyduğu Demirarslan da darbeciler arasındaydı.

 

Bu emir saat 11:16'da uygulanabildi. Ve darbecilerin elindeki son üs olan Akıncı ana pisti kuzey pist başından jetlerle vuruldu.

 

Böylece havada darbe bastırıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a suikast için görevlendirilmiş özel MAK timleri Marmaris’ten ormana doğru kaçtı.

 

Yani ne darbe ne de Cumhurbaşkanı’na yönelik suikast planı kontrollüydü. O gece Türkiye’yi kontrol dışına çıkmış halk ve karargahlar içinde direnen subaylar kurtarmıştı.

 

Yazı dizisinin son yazısında bu kez iddianamelerden öğrenemediklerimiz ve sorulması gereken sorular olacak.

 

                                                    …..

 

Not: Cumhuriyet Gazetesi İddianamesi yazımın, yazıyı kimlerin paylaştığı dışında, içeriğine gelen tek eleştiri sayfa sayısının yanlış olduğu, yani benim yanlış iddianameyi okuduğum oldu. Bunu söyleyen arkadaşlara küçük hatırlatma; İddianamelerin sayfa sayısı onu hangi programla (PDF, word) açtığınıza göre değişir.

- Advertisment -