AK Parti döneminde Kürt Sorunu’na çözüm çabaları (9)

 

Türkiye’nin ana muhalefet partisi CHP, 2009’da başlatılan Demokratik Açılım’a çok sert ve olumsuz bir tepki verdi. Bu tepki, CHP’nin 12 Eylül 1980 darbecileri tarafından yasaklanmasından sonra, yerine kurulan Sosyal-Demokrat Halkçı Parti’nin (SHP) 20 yıl önce Kürt Sorunu konusunda hazırladığı raporla tam bir zıtlık içindeydi.

 

SHP’nin “1989 Kürt Raporu”nda, Türkçe dışındaki anadillerde konuşma, yazma ve iletişim yasağını düzenleyen 1983 tarihli, 2932 Sayılı Kanun şiddetle eleştiriliyor, anadil yasağıyla ilgili “totaliter yönetimlerde bile örneğine az rastlanan bir düzenleme” yorumu yapılıyor, yasakla “insanlığa karşı suç işlendiği” görüşü ifade ediliyordu.  Raporda, o zaman için çok ileri sayılabilecek başka unsurlar da vardı. https://www.ntv.com.tr/turkiye/chpnin-kurt-politikasi-neydi-ne-oldu,8UNPE1e4y0-ameGgzKAHxg

 

 Aradan yirmi yıl geçtikten sonra, 2009’da CHP Kürt Sorunu konusunda değil çözüm yolu göstermek, konunun konuşulmasına bile tahammülü olmayan, bariz hukuksuz uygulamalara bile karşı çıkmayan bir parti haline gelmişti.

 

Başbakan Erdoğan 23 Temmuz 2009’da “Kürt Açılımı’nı başlattık” açıklamasını yaptığında CHP Güneydoğu’da miting bile yapamayan bir parti durumundaydı.

 

Kamuoyu, CHP’nin Demokratik Açılım’a ilk tepkisini Genel Başkan Deniz Baykal’ın 11 Ağustos 2009’daki grup toplantısında yaptığı konuşma vesilesiyle öğrendi. Baykal, etnik kimliğin tanınmasına karşı olmadıklarını, fakat eğitim siteminde anadilde eğitime yer verilmesinin "ayrışma" ve "bölünme" yaratacağını söyledi.  https://www.iha.com.tr/haber-baykal-hukumet-neyin-pesinde-84202

 

Parti Sözcüsü Mustafa Özyürek de, ondan bir ay kadar önce, Öcalan’ın barış ve çözüm için bir yol haritası hazırlamakta olduğu yönündeki haberler üzerine, Kürt sorununun çözümünde Öcalan'ın muhatap alınmasını kabul etmeyeceklerini söylemişti. http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/diger/75310/_Cozumleri_Ocalan_dan_beklemek_Turkiye_nin_ayibidir_.html#

 

Muhalefetin öbür partisi MHP’nin Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise aynı gün, içinde çokça “ihanet” geçen grup konuşmasında “Tek vatan, tek devlet, tek millet, tek bayrak ve tek dil ülkülerini tartışmaya açacak gelişmelere sonuna kadar karşı çıkacaklarını" söyledi. https://m.bianet.org/bianet/siyaset/116412-baykal-ve-bahcelinin-dilinde-bolunme-var

 

 (Bahçeli, 2 Ağustos’ta da süreci koordine etmekle görevli İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın düzenlediği Kürt Sorunu Çalıştayı’na katılan 12 gazeteciyi “12 kötü adam” ilan etmişti.)

 

Bahçeli’nin bu konuşmayı yaptığı gün MHP Grup Başkanvelkili Oktay Vural da hükümetin projesinin "Bin yıllık kardeşliği bozmayı öngördüğünü” öne sürdü ve “Bu tip safsatalarla MHP'nin kapısını çalmaya kimse cüret edemez" dedi. http://www.hurriyet.com.tr/gundem/cumhurbaskanina-bolucu-suclamasi-12248684

 

Baykal, hükümetin bu aşamada kendileriyle görüşme talebi olursa, ne dendiğine bakarak karar vereceklerini söylerken, Bahçeli başlığı bu olan bir konuda hükümetle hiçbir şekilde görüşmeyeceklerini duyurdu.

 

Deniz Baykal 24 Ağustos 2009’da CHP Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında partisinin tutumunu daha da netleştirdi ve Demokratik Açılım’a karşı çıktı. Baykal’a göre bu girişim ulusal birliğin sarsılmasına yol açacaktı:

“Bu yapılan çalışma Türkiye’yi bütünleştirip birleştirme bir yana, tam tersine Türkiye’yi olumsuz etkileyip karşılıklı kuşkuları artırmaya, çok derin tartışmaların ortaya çıkmasına ve bir anlamda ulusal birliğin sarsılmaya başlamasına yol açmıştır.”

 

Baykal, hükümetin süreci “muğlak” bir süreç olarak götürmek istediğini, bilerek netleştirmediğini ve CHP’nin böyle bir tablonun içinde yer almayacağını söylüyordu:

“Bu tablonun içine muhalefet partisi olarak bizi de sokmak istemişlerdir, biz reddetmişizdir. Bu çok açık, net ve sağlam gerekçelere dayanıyor. Bu belirsizlikleri aydınlatmadan, ne olacağını neyle yapacağını kendi kafasında netleştirmeden, o konu etrafında sanki bir destek varmış gibi bir izlenim vermek üzere, biz rotasını bilmediğimiz gemiye binmeyiz.”

 

Baykal’a göre hükümet “terörle mücadele yerine terörle müzakere platformuna geç(mişti)” ve terörle mücadelenin aralıksız sürdürülmesi gerektiğine inanan CHP’nin “etnik kimliklere bir siyasal milli kimlik kazandırma sürecini harekete geçir(ecek)” böyle bir projede yerinin olması düşünülemezdi. https://www.iha.com.tr/haber-baykaldan-kurt-acilimi-aciklamasi-85678/

 

 Deniz Baykal’ın 9 Eylül 2009’da, bir gazetecinin, “Başbakan yazılı olarak sizden randevu isteyeceğini açıkladı, böyle bir durumda ne yaparsınız” sorusuna verdiği cevap, CHP’nin Demokratik Açılım’a kapısını tamamen kapattığının bir kez daha ilanı gibiydi:

"Başbakanın müracaatını reddetmekten üzüntü duyarım. Yani böyle bir şeyi yapmak istemem. Başbakanın başvurusunu reddetmek uygun değildir, doğru değildir, bunu biliyorum. Biz bu sürecin hiçbir şekilde parçası olmayız. Bir randevu talebi de yok zaten. Ortaya çıkarsa sorunuzun cevabı net bir şekilde kendisini gösterir."

 

 

Önceki İçerikAK Parti-ulusalcı ittifakı çatırdarken…
Sonraki İçerikŞimdiye kadarki en yüksek günlük vaka sayısını gördük