Bir amatörün kehanetleri

Kutuplaşma kime yarıyor?

Uzun yazılardan sıkılıyoruz. Karışık cümleleri sevmiyoruz. Zamanımız kısıtlı. Yapacak çok iş var. Derbilerin heyecanı, doların tansiyonu, facebooklikeları, ona buna 140 karakterle laf çakma, sövüp sayma gayreti… Gergin ve meşgulüz.O halde şöyle yapıyoruz: Ciddiye alınmaması, üzerine yatırım yapılmaya kalkışılmaması, ileride kafaya kakılmaması kaydıyla, bazı aktüel konularda kısa kehanetlere girişiyoruz.Çözüm Süreci Her iki tararafın da karşılıklı postalar atması ve diğerini barış istememekle suçlamasına karşın savaşa dönülmesi, sihirli küremizce mümkün görülmemektedir. Sürekli, barış sürecinin güçlü düşmanlarından söz edilmekle ve iktidar tarafında da Kürt siyasetinde de iç uyumsuzluk işaretleri alınmakla birlikte, yönün normalleşmeyi gösterdiği ve zannedilenden daha hızlı bir tempoyla mücadelenin şiddet alanını terk ederek siyasal alana yerleşeceği öngörülmektedir.Aslında bu sürecin geri dönülebilir noktayı aştığı tarafların tutumundan anlaşılmaktadır. Aktörler, tehdit diliyle değil barış savunuculuğuyla seçmen kazanmaya çalışmaktadırlar. Hem toplumsal basınç, hem de aktörlerin bölgesel siyasal çıkarları savaşa izin vermeyeceği için tek yön barıştır.Kavramlar alt üst olduğu için yanlış anlaşılma ihtimaline önlem olarak hatırlatmalıyız ki, yoluna girecek olan mesele silahların bırakılması ve kamu düzeninin sağlanmasıdır; yoksa Kürt siyasal hareketinin talepleriyle iktidarın soruna bakışı arasında bariz bir mesafe vardır. Sorunun o anlamda çözülebilmesi amatör küremizin görebileceği menzilde değildir…AKP  ve seçimlerAKP seçimleri kazanacaktır. (Bunu küreye bakmadan söylüyorum)…Ve fakat bir miktar oy kaybına uğrayacaktır. MHP ve HDP’ye kaymalardan söz ediliyor. MHP, AKP’den ilk kez biraz oy çalabilir. Fakat benim küremde AKP’den HDP’ye doğru bir sızıntı pek gözükmüyor. Evet, HDP oyunu arttıracak. Fakat o oylar CHP’den ve nereye gideceğini bilemeyen kararsız muhaliflerden gelecek HDP’ye. Kürt bölgelerinde AKP’nin kayda değer bir oy kaybı olmayacak.Daha büyük olasılık ise Türkiye çapında seçime katılımın nispeten düşmesi ve sandığa gitmeyen o meşhur “kararsızların” içinde eski AKP seçmenlerinin daha çok olması… Benim kürem sadece sonuç bildiriyor; sebeplere girmiyor. Sebepleri ben ayrıca düşünüyorum. Bu konuyu da düşündüm.Birden fazla nedeni var kanımca. Yeni bir döneme giriliyor ve alışılmadık sürtüşmeler, ciddi belirsizlikler var. Sürtüşme ve belirsizlik özellikle “kararsız” seçmeni daha da kararsızlaştırır ve kendisini çekecek alternatif bir ağırlık merkezi oluşmamışsa sandıktan soğutur. Ben, AKP’ye sonraları eklenen (en dış halka) seçmen profilinin, bu “evinde oturma” ruh haline en yatkın olan kesim olduğunu düşünüyorum. Muhalifler sandığa gidecektir. Katılım düşerse iktidar oylarından eksilerek düşecektir.“Başkanlık tartışması”, geleceğe dair belirsizliğin yanı sıra, iktidar içi sürtüşmelerin olumsuz etkisini de arttıran bir zemin yaratıyor olabilir.Erdoğan’ın açık talebi olarak gündeme gelen başkanlık tartışmasına üst üste bir takım olağandışılıklar eşlik etti. Merkez Bankası gerilimi, adı yolsuzluğa bulaşmış bakanların Anayasa Mahkemesinde yargılanmasının engellenmesi, Hakan Fidan olayı, Hükümetin Çözüm Süreci’ne ilişkin bazı politikalarının eleştirisi ve Arınç’ın verdiği cevap, son olarak da buna bağlı olarak gelişen Melih Gökçek- Arınç çatışması… Şimdi soru şu: Bütün bunlar, AKP’nin etki alanının son sınırına kadar yer alan seçmenlerde başkanlık yönünde artan bir heves ve heyecan mı yarattı; yoksa (artık kaç puansa bilinmez) bir kısmında çekingenlik, isteksizlik mi oluşturdu?“Erdoğan işin başında olmazsa işler yürümez” düşüncesi taşıyan güçlü bir seçmen desteği olduğu tartışmasız. Sorun, böyle olmayan “gevşek oyların” oranı… Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde almış olduğu oyun toplumdaki güçlü başkanlık rızasına işaret ettiği sonucuna kestirmeden gidenler yanılıyor olabilir. Şunu da unutmayalım: AKP’nin kurucu etkin kadrolarının “başkanlık tezine” destek vermediği bir seçime gidiyoruz. Gül sahanın dışında duruyor ve başkanlık konusunda görüşleri biliniyor. Arınç’ın pozisyonu da pek meçhul değil. Davutoğlu ise şimdilik, güçlü başkanlık çağrısı içeren bir kampanyaya gönüllü gözükmüyor.Erdoğan seçimleri tek başına sürükleyebilen bir lider. Fakat ilk kez “bütün yetkileri elinde toplamak istediği” algısını teşvik ediyor ve bu seçimlere bu algı damgasını vuracak. AKP tabanının böyle bir sistem değişikliğine ne kadar ikna olduğunu göreceğiz.HDP ve seçimlerHiç kimse bu partiden ve seçimlerde görünürlüğü iyice artacağı belli olan Demirtaş’tan Erdoğan’a ilişkin en küçük şefkat beklemesin bence. Barajı geçmek isteyen bir partinin bu kutuplaşma ikliminde oyları nereden alacağı çok belli. Bu partiden beklenmesi gereken sağduyu, barış sürecine kararlılıkla sahip çıkması ve savaşı her şartta reddettiğini (en az “Erdoğan’ı başkan yaptırmayacağız” iddiası kadar) açık bir dille anlatmasıdır. Erdoğan’a çatma siyasetini haydi anlıyorum da, neden Cemaate ilişmediğini, açık tutum almaktan kaçındığını kürem de, ben de anlayabilmiş değiliz. Bu partiye büyük kentlerin seküler orta sınıflarından ve “sahilci solcu”lardan şaşılacak derecede oy akabilir…SonuçBenim kehanet küremin silik soluk gösterdiğini doğru anlıyorsam; önümüzdeki iki ay boyunca sarsıcı olaylar, olağanüstü mühendislik müdahaleleri olmazsa yeni parlamento, AKP’nin tek başına hükümet kurmasına izin verecek, fakat yeni anayasa için, barajı aşarak Meclise girecek olan HDP’nin işbirliğine ihtiyaç duyacak.Küreme; böyle bir durumda anayasanın kaderi, başkanlık sistemi tartışmalarının nasıl gelişebileceği, Af ve Öcalan’ın durumu gibi sorular sordum. Yüzüme bön bön baktı… Uzatmadım.17-25 Aralık girişimini takip eden günlerde 30 Mart yerel seçimlerine ilişkin olarak iki yazı yazmıştım. (https://serbestiyet.com/muhalefet-nerede-kaybetti/ 7 Şubat 2014 ve https://serbestiyet.com/bu-operasyon-akpyi-neden-etkilemez/ 9 Şubat 2014). Bu yazılar, yolsuzluk iddialarına rağmen AKP’nin yerel seçimlerden güçlenerek çıkacağını ileri sürüyor ve gerekçelerini tartışıyordu. Bunların tespit ve anlama çabası olmayıp benim hayalci temennilerim olduğunu ileri süren yorum ve sataşmalar olmuştu.Bugün de, kalemini hemen birilerine batırmaya hazır çokça “militan düşünür”ün ortalıkta cirit attığının farkındayım. Bu değerli arkadaşlara söylüyorum. Okuduklarınız mütevazı tahminlerdir…Şöyle kapatayım…Hayırlısı neyse o olsun…