“Bu, Hulusi Paşamızın üniforması, size gönderdi…”

Eski Zaman muhabiri Ahmet Dönmez’in, Gülen Cemaati’nin “İçeriden adım adım 15 Temmuz’a sürüklenmesi”ni anlattığı yazı dizisini özetlemeye devam ediyorum. Bu süreçte, 7 Ocak 2015’te Gülen’in yanına yerleşen ve 15 Temmuz’a bir ay kalana kadar orada yaşayan Mehmet Değerli’nin kilit bir rol oynadığını görmüştük. Lakabı bile ‘Votka Mehmet’ olan birinin Gülen’i, Hulusi Akar’ın Cemaat’i kollayan bir darbeye hazırlandığına nasıl ikna ettiği bir muamma; ikna sürecinde etkili olan şeylerden biri de Hulusi Akar’ın ‘Muhterem Hocamız’a hediye olarak ‘gönderdiği’ kendi üniformasıydı.

Geçen yazıda yaptığım maddi bir hatayı düzelterek başlamak istiyorum… Fakat ilk yazıyı okumamış olanlar neyi düzelttiğimi anlamayacakları için önce onun kısa bir özetini sunmalıyım.

Yazıya, içinde Ahmet Dönmez’in de olduğu bir grup gazeteci ve akademisyenin Stockholm Center for Freedom (SCF) için hazırladığı kapsamlı 15 Temmuz raporunda (2017) yer alan bir cümlenin, dört yıl sonra (2021) Ahmet Dönmez tarafından revize edilmiş halini okuyarak başlamıştık. Orijinal raporda yer alan cümleyi dört yıl sonra neden revize ettiğini Ahmet Dönmez şöyle açıklamıştı:

“Gülen’in cevapları içerisinde son derece ilgi çekici bir bölüm vardı.

“Şöyle diyordu: ‘Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın uzun zamandır bir darbe hazırlığı içinde olduğunu, buna matuf ciddi çalışmalar yaptığını duyuyordum. Uzun yıllardır tanıdığım bir esnaf arkadaşımın iş adamı olan oğlu buraya geldiğinde bana, İbrahim diye bir işadamı arkadaşından bahsetti. Dediğine göre bu İbrahim isimli şahıs Hulusi Akar’la ilişkileri çok iyi olan, ona ‘baba’ diyecek kadar yakın olan birisiymiş. İşte o İbrahim bizim buradaki arkadaşına Hulusi Akar’ın ilk günden beri darbe niyeti olduğunu ve bunu mutlaka gerçekleştireceğini söylüyordu. Bu söylentilerin tesirinde kalıp o gece gerçekten emir komuta içinde bir darbe yapıldığını sanan bazıları da o teşebbüse iştirak etmiş olabilir.

“Biz SCF ekibi olarak bu açıklamayı kendi aramızda tartıştık.

“Çok önemli, dikkat çekici cümlelerdi. Fakat burada adı geçen İbrahim’in kim olduğunun açıklanması gerekiyordu. Bu haliyle eksik kalacaktı.

“Bu yüzden bu ismi kendisine tekrar sorduk. Fakat Gülen, sözlerine yeni bir şey eklemeyeceğini belirterek ‘İbrahim’in kim olduğunu açıklamadı. Soyadını paylaşmadı.

“Biz de SCF ekibi olarak bu haliyle açıklamanın çok spekülatif durduğunu ve rapor formatına uygun düşmeyeceğini değerlendirerek ilgili satırları röportajdan çıkardık.

“Gülen’in yukarıdaki sözleri raporda şu şekilde yer aldı: ‘Ben de Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın uzun zamandır bir darbe hazırlığı içinde olduğunu, buna matuf ciddi çalışmalar yaptığını duyuyordum. Bu söylentilerin tesirinde kalıp o gece gerçekten emir komuta içinde bir darbe yapıldığını sanan bazıları da o teşebbüse iştirak etmiş olabilir.”

Ahmet Dönmez’in Şubat başından beri sürdürdüğü “Cemaat İçeriden Adım Adım 15 Temmuz’a Nasıl Sürüklendi” başlıklı yazı dizisinin başlarında yer alan bu bölümde, Gülen’in “uzun yıllardır tanıdığım bir esnaf arkadaşımın iş adamı olan oğlu” dediği kişinin adı Mehmet Değerli’ydi. Mehmet Değerli’nin babası Cahit Değerli Cemaat içinde itibarlı bir insandı ve Fethullah Gülen’in en eski arkadaşlarından biriydi.

O bölümde adı geçen ‘İbrahim’ ise bir anlamda -Mehmet Değerli’yle birlikte- Ahmet Dönmez’e bu diziyi yazma ilhamını veren kişilerin başında geliyordu. Çünkü Ahmet Dönmez’in ulaştığı bilgilere göre, Ocak 2015’te ‘kamp’a, Gülen’in yanına yerleşip Haziran 2016’ya kadar kalan Mehmet Değerli, ondan -ve daha sonra sözünü edeceğim işadamı Yalçın Çevikel’den- aldığı bilgilerle Gülen’i, Hulusi Akar’ın Cemaat’i kollayan bir darbe gerçekleştireceğine ikna etmişti. Geçen yazının başlığında ve spotunda özetlediğim gibi yani:

“Gülen’i, Hulusi Akar’ın Cemaat’e müzahir darbe yapacağına inandıran adam / Eski Zaman muhabiri Ahmet Dönmez, Cemaat’in 15 Temmuz darbesine nasıl ‘sürüklendiğini’ anlatıyor: Adil Öksüz’ün ‘Oraya birini gönderiyorum, mutlaka Hocamızla görüştürün, çok önemli bilgileri var’ diyerek Türkiye’den ABD’ye yolladığı Mehmet Değerli, Ocak 2015’ten Haziran 2016’ya kadar Gülen’in yanında yaşadı ve onu Hulusi Akar’ın Cemaat’i kollayan bir darbeye hazırlandığına ikna etti.”

Özet bu kadar, fakat isterseniz devam etmeden önce yazının tamamına bir göz atabilirsiniz:

Geçen yazıda yaptığım hataya gelirsek… Yalçın Çevikel’in adı geçmişti o yazıda; Mehmet Değerli’yi etkileyen, ona ‘fısıldayan’ adam olarak… Yanlış değildi bu bilgi fakat bu açıdan asıl önemli kişi o değil, ‘İbrahim’di, yani İbrahim Taşdelen. Ben, İbrahim Taşdelen’i bu bölümde anlatacaktım, fakat geçen yazıda Yalçın Çevikel’in adının önüne -artık nasıl bir çağrışımın kurbanı olduysam- ‘İbrahim’i eklemişim. Şimdi, yarattığım kargaşayı özür dileyerek düzeltiyorum. Yani Mehmet Değerli’yi etkileyen iki kişi var: İbrahim Taşdelen ve Yalçın Çevikel.

‘İbrahim’ diye bir işadamı

İşadamı Yalçın Çevikel’e sonra geleceğiz, fakat ilk olarak Ahmet Dönmez’in önce soyadını, sonra kendisini keşfettiği İbrahim Taşdelen’i tanıyalım.

Dönmez, şöyle tanıtmaya başlıyor Taşdelen’i:

“Son derece ilginç ve sıradışı bir kişilik. İsmi siyasi çevrelerle anılan bir işadamı. İşadamı dediysem, o tarafı karanlık biraz. Askeriyeden ayrıldığını söyleyenler de var ama ben buna dair bir kayda ulaşamadım. Onu yakından tanıyan bir eski dostu, MİT elemanı olduğunu iddia ediyor. Ancak takdir edersiniz ki bunu ispatlamak da çok zor.”

Fakat asıl, Ergenekon davasının ek klasörlerinde de yer alan bir davadaki dinleme tapelerini aktararak tanıttığı bölüm önemli. 2004 tarihinde ortaya çıkarılmış büyük bir akaryakıt kaçakçılığının davası bu.

Dava tapeleri, Taşdelen’in dönemin Ulaştırma Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı ve AK Parti kurucusu Kemal Albayrak’la, dönemin Gümrük Müsteşar Yardımcısı Hüseyin Hüsnü Güler’le ve o sırada MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin başdanışmanı olan emekli korgeneral Altay Tokat’la yakın ilişkileri olduğunu ortaya koyuyordu. Hatta bir tapenin kayıt yeri, dönemin Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın makam otosuydu.

İbrahim Taşdelen’in emekli korgeneral Altay Tokat’la tapeler sayesinde ortaya dökülen ilişkisi de çok ilginç ve önemli.

4 Nisan 2004 tarihli bir tapede İbrahim Taşdelen ‘X’ diyeceğimiz bir kişiyle konuşurken, ‘en tepedekiler’in Altay’a hediye olarak bir ihale vereceklerini anlatıyor.

Yine tapelere göre, Altay Tokat’a bir hediye verilmesinin nedeni, ona teklif edilecek çok büyük bir işi kabul etmesinin sağlanmasıydı.

9 Nisan 2004: Gümrük Müsteşar Yardımcısı Hüseyin Hüsnü Güler ile İbrahim Taşdelen telefonda konuşuyor:

İ. Taşdelen: Pazar günü o toplantı var abi biliyorsunuz.

H. H. Güler: Söyledi Paşa. Dün de aradı. Kimler katılıyor?

İ. Taşdelen: Cüneyt Bey (Zapsu) herhalde büyük ihtimalle. Bir de çok yakın bir iki insan daha var. Ciddi bir teklif olayı var abi. Bu teklifi işte bu Pazar açıklayacaklar.

H. H. Güler: Teklif mi yapıyorlar Paşa’ya?

İ. Taşdelen: Sayın Erdoğan vasıtasıyla.

Bu teklif, çok özetle şöyle bir şey: Altay Tokat’tan hükümet adına istihbarat toplayacak bir yapı kurması isteniyor.

Bu bölümde çok ilginç şeyler var ama onları da alırsam bu dizi bitmez, ki zaten şimdiden -Ahmet Dönmez’in gazeteciliğine dair yazacağım yazıyla birlikte- toplamda en az dört yazıyı bulacağı anlaşılıyor. O nedenle Dönmez’in dizi yazısının ilgili bölümünün linkini veriyorum; isterseniz daha fazlasını oradan okuyabilirsiniz (hararetle tavsiye ediyorum):

Ahmet Dönmez, dizisinin başında İbrahim Taşdelen’i böylece takdim ettikten sonra şöyle diyecekti:

“İşte o İbrahim Taşdelen, yıllar sonra bizzat Gülen’in ağzından karşımıza çıkacaktı.

“Mehmet Değerli 2015 başında bir gün, elinde çok önemli bilgiler olduğunu söyleyerek Fethullah Gülen’le görüşüyor.

“Ve o tarihten sonra orada, Gülen’in ikamet ettiği ‘kampta’ kalmaya başlıyor. Ta ki, 2016 Haziran’ına kadar… Yani 15 Temmuz’dan bir ay öncesine kadar…

“Sonra o meş’um ve melun olaylar olacak, ülkede milyonlarca insan mahşeri tadacak, bağ bahçe viran olacak ve Türkiye bir uçuruma doğru hızla yuvarlanacaktır.”

“Bu, Hulusi Paşamızın üniforması, size gönderdi, buyurun…”

Bir sonraki yazıda Mehmet Değerli’nin portresini, ona ‘fısıldayan’ diğer kişi Yalçın Çeviker’i ve Gülen’in Mehmet Değerli gibi birine inanıp Hulusi Akar’ın ‘Gülenci’ bir darbe yapacağına nasıl inandığını ele alacağız.

Fakat bu yazıyı, ikna sürecinde etkili olan ‘eğlenceli’ bir anekdotla bitirelim: Hulusi Akar’ın Gülen’e gönderdiği üniforma meselesi… Ahmet Dönmez anlatıyor:

“Mehmet Değerli ve çevresi Hulusi Akar için ‘Kâhtani’ bile diyordu. Risale-i Nur’larda geçen Hulusi-i Sâni’nin o olduğunu söylüyorlardı.

“’Hocam, Hulusi Paşa emirlerinizi bekliyor,’ diyorlardı.

“Kod adı ‘Halis’ti Paşa’nın.

“Mehmet Değerli’nin, Kamp’ta açık açık ‘Bu işin sahibi Halis olacak’ diye konuştuğu rivayetleri çok yaygın.

“Gülen’e de ‘Hocam size selam ve hürmetlerini iletiyor. Merak etmeyin, ben size zarar verdirmeyeceğim, diyor. Yıllardır ben Hocamın vaazlarını dinliyorum, diyor, sizin vaazlarınızı dinleyince ağlıyor,’ gibi sözlerle yaklaşıyor.

“İknanın inşası böyle böyle devam ediyor.

“Mesela bir başka çarpıcı iddiaya göre Gülen’e, Hulusi Akar’ın üniforması diyerek bir üniforma da getirmişti Mehmet Değerli.

“Böylece ‘Halis Abi’, bağlılığının nişanesi olarak bu sembolik armağanın kabulünü rica etmişti Hocaefendi’den.

“Peki bu doğru muydu?

“Böyle bir üniformanın varlığı net.

“Fakat gerçekten Akar’dan gelip gelmediği veya Akar’ın üniforması olup olmadığı muamma.

“Çok büyük ihtimalle bu da ‘fake’ti.

“Çünkü Hulusi Akar ayarında ve o sırada kuvvet komutanlığı makamında bir askerin böylesine iz bırakacak bir hata yapması beklenemez.”

Önceki İçerikEvli olduğu savcıyı, 3 yıl boyunca ‘hâkimim’ diye kandırdı; yalanı HSK atamasıyla ortaya çıktı
Sonraki İçerikVİDEO HABER | Kabil’de bayram sabahı…