HDP barajı geçebiliyor mu?

Önümüzdeki hafta yaşanacak seçimin en kritik sorusu HDP’nin yüzde onluk barajı aşıp aşamaması. Barajın geçilmesi AKP’nin oyunda muhtemel bir düşüşle birlikte değerlendiriliyor ve yeni iktidar olasılıkları hayal ediliyor. Ancak AKP’nin yüzde 45 civarında kalması durumunda HDP barajı geçse de geçmese de nihai durum pek farklı olmayacak. Yani AKP çoğunluk hükümeti için gerekli milletvekili sayısına ulaşmakla birlikte yeni anayasayı tek başına referanduma götürecek sayının altında kalacak. Bu açıdan bakıldığında HDP’nin barajı geçip geçmemesi fazlasıyla abartılmış bir husus. Bu partinin zaten şu an itibariyle kabaca 30 milletvekili var ve baraj geçildiğinde de sayı sadece 50-60 aralığına çıkıyor. İlave 20-30 milletvekilinin çoğunun AKP’den geleceğini varsaydığımızda AKP milletvekili sayısında yaklaşık 20 kişilik bir azalma olacağı öngörülebilir. Buna AKP oyunun da geçen genel seçime oranla birkaç puan azalma ihtimali eklendiğinde sonuç 280-285 milletvekili olacak gibi gözüküyor. Diğer taraftan HDP barajı geçmese bile birkaç puanlık oy azalması AKP milletvekili sayısını 300-310 arasında tutacak ve nihayette siyasi sonuçları açısından büyük bir fark olmayacak.

Ancak yine de HDP’nin barajı geçip geçmemesinin ayrı, en azından psikolojik açıdan çok önemli bir anlamı olduğunu görmek durumundayız. Ortaya çıkacak sonuca göre hem Kürt siyaseti içinde, hem de sol/laik kesimlerde epeyce farklı bir atmosfer oluşacak.  Barajın geçilmesi ile birlikte Kürt siyasetinin silahlı mücadeleden uzaklaşması, demokratik siyasete daha da yaklaşması, ‘Türkiyelileşme’ çizgisi üzerinde ilerlemesi bekleniyor. Ama bunun bir garantisi yok… Çünkü bu yol Kürt siyaseti içindeki dengelerin de değişmesini, örneğin HDP’nin temsil ettiği sivil siyasetin Kandil’e baskın çıkmasını ima ediyor. Soru Kandil’in buna ne kadar hazır olduğu ve böyle bir duruma nasıl adapte olacağıdır. Eğer geçmiş deneyimlerin bir anlamı varsa, Kandil’in HDP’nin parlamento grubu üzerinde doğrudan baskı kurmaya yeltenmesi ve de facto durumlar yaratarak HDP siyasetini vesayet altına alması çok büyük bir olasılık gibi gözüküyor. Dolayısıyla çözüm sürecinin ilerlemesi açısından HDP’nin barajı geçmesinin mi yoksa geçmemesinin mi daha iyi olacağının kategorik bir doğru cevabı yok.

Buna karşılık meseleye esas olarak AKP karşıtlığı ve kendi yenilgi hislerinin izale edilmesi bağlamında bakan sol/laik çevreler açısından HDP’nin barajı geçmesi bir ‘galibiyet’ olarak görülecek ve coşkuyla kutlanacaktır. Aksi durumda ise bu kişilerin koyu bir depresyona düşmelerini engellemek epeyce zor olacak.

Peki, saha çalışmaları ne diyor? Öncelikle belirtmek gerek ki kabaca 2000 kişi ile yapılan saha çalışmalarının HDP’nin gerçek oyunu ölçme ihtimali biraz zayıf. Ama eğer ölçümler gerçeği yansıtıyorsa HDP için kötü bir haber yok. Seçim günü geldiğinde katılım oranının yurt içinde en az yüzde 85 olması şaşırtıcı olmaz. Bu ise, Avrupadaki seçmeni de işe kattığımızda, barajın ancak 4,8 milyon oyla geçilebileceğini söylüyor. Bunun 0,3 milyonu Avrupa’dan gelecek. Dolayısıyla HDP için asıl eşik 4,5 milyon oyu yakalamakta…

 

Önceki İçerikPKK/HDP B planı mıydı?
Sonraki İçerikErmeni ‘gaile’sinden Ermeni Soykırımı’na giden süreç-3