N’olacak şu Fenerbahçe’nin hali?

 

Hayatta olsaydı, her zaman olduğu gibi, Lefter’le Büyükada’da Dolçi kahvede oturur ve bu zorluğun altından kalkmanın yollarını konuşurdum. Onun önerilerini not ederdim.

 

Sıkı Fenerbahçeli arkadaşım Tayfun uzunca bir süredir takımın maçlarını izlemiyor. Ben ısrar ediyorum: “Futbol bir seyir oyunudur. Yenmek de var, yenilmek de…” diyorum ikna edemiyorum. “Kötü oyuna tahammül edemiyorum” diyor, başka bir şey demiyor.

 

Ben ısrarla TV’nin karşısına oturup “Bu kez düzelecek” umuduyla maçları izlemeyi sürdürüyorum. Beşiktaş’ın ve ardından Galatasaray’ın da bir gün önce berabere kalmasının verdiği umutla Akhisar’la ile olan maçımızı izlemek üzere yerimi aldım.

 

Sürekli kendi kalesinin önünde yan pas yapan bir Fenerbahçe. Bir türlü hücum etmeye yönelmiyor, yönelemiyor. Anlamakta güçlük çekiyorum. Sinirleniyorum. Önceleri “şansımız yaver gitmiyor” diyerek avunuyordum. Ancak belli ki durum böyle izah edilemeyecek kadar kritik ve acaip.

 

Futbol bir oyun. Heyecan veren, zengin atraksiyonları olan bir oyun. Bu nedenle Fenerbahçe yense de yenilse de maçlarını izlemeyi sürdüreceğim.

 

Yönetimi bunaltmayalım

 

15 maçın 7’sini kaybetmiş bir futbol takımından söz ediyoruz. Büyük umutlarla kulübün başına geçen Ali Koç ve ekibi açısından da durum kolay değil.

 

Türkiye’de en çok taraftarı olduğu söylenen bir takım, büyük yatırımlar yapılarak alınan teknik direktör ve ünlü oyuncular…

 

İşte bu ekip iki haftada bir şehir ya da kasaba takımından üç gol yiyor.

 

Sükuneti korumalıyız. Kulüp yönetimini alacağı önlemler konusunda rahat bırakmalı ve yapıcı önerilerde bulunarak çözüme yardımcı olmalıyız.

 

Yanlışları konuşalım

 

Hatırladığım kadarıyla ligde hiç bu kadar gerilere düştüğümüz olmamıştı. Fenerbahçe’nin efsanevi futbolcusu Lefter Küçükandonyadis’in adının verildiği bir sezondaki bu çöküş, hem ironik hem dramatik.

 

Geçen sezon ligin ikinci devresinde büyük bir yükseliş gösteren ve gerilerden gelip neredeyse şampiyon olabilecek derecede başarılı olan takımın teknik direktörü Aykut Kocaman kalmalıydı. Çok büyük değişiklikler yapıldı. Takımın belkemiğini oluşturan başarılı oyuncular, Souza, Guliano, Fernandao gönderilmemeli, kaleci Volkan ve Ozan dışlanmamalıydı.

 

Eski bir futbolcu olarak bu krizi de aşacağımıza inanıyorum. Ortalığı karıştırmak, işleri iyice içinden çıkılmaz hale getirmek isteyenlere fırsat vermeyelim.

 

Fenerbahçe büyük bir camia. Yaralarını saracak gücü de var, birikimi de… Fenerbahçe maçlarını izlemeyi sürdüreceğim, belki Tayfun’u da ikna ederim.

 

 

 

 

 

Önceki İçerikDağcılık dersi
Sonraki İçerik“Allah muhafaza, az kalsın dışarıyı boyluyorduk”