İnsan ve korkuları

 

Kararlı, kendinden emin, köşeli kişisel anayasaları olan insanlar vardır. Hayatın neredeyse bütün halleri üzerine uzun uzadıya düşünmüş; “doğru” tutumun ne olduğunu çözmüş; iç dünyasını bocalamalara kapatmış insanlar.

 

Ben hiç böyle olamadım. Kuşkusuz bazı “ilkesel” kabullerim var; yani, ben de pek“boş” değilim! Fakat aklımın çelişkilerle çekiştirilmesine; duygularımın salınımına engel olmakta zorlanırım genellikle. Bu, yaşla başla aşılacak bir şey gibi de gözükmüyor. Yapı taşım böyle anlaşılan.

 

En dinlemez göründüğüm, herkesi susturup hep konuştuğum “tartışmalarda” – ki, küçük masa buluşmalarında sahne genellikle böyledir- ta içimde bir yerlerde tuhaf bir kulak vardır. Duyar, biriktirir, sonra yalnız kalınca bana aktarır. Genellikle konuşurken değil, yalnızken düşünürüm. Bir de okurken ve yazarken.

 

Böyle insanlar etkilenmelere açık olurlar. Ben de sanıldığının aksine öyleyim.

 

                                                        * * *

 

Peki, bu iyi bir şey mi?

 

İş söze geldiğinde büyük çoğunluk bunun bir erdem olduğunu söyleyecektir. Pek belli etmese de karşısındakine açık duran; kendisini dayatıyor gibi gözükse de öteki üzerine düşünen; fikirleri ve duyguları değişebilen birisi olmak… Kulağa bayağı hoş geliyor.

 

Bir kere bunun, her şeyden önce “kendisine zor” bir profil olduğunu söyleyeyim. İç tartışmalar, kararsızlıklar, bocalamalar yorucudur çünkü.

 

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

Önceki İçerikMiyazaki’nin şiiri Komşum Totoro
Sonraki İçerikTürkiye-Suriye arasında bir arka kanal mı var?