Ana SayfaYazarlarPKK’ya karşı İran’la ittifak...

PKK’ya karşı İran’la ittifak…

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçenlerde yaptığı açıklamada, İran'la birlikte PKK 'ya karşı (Kandil'e ve Sincar'a yönelik) operasyonun gündemde olduğunu söyledi.

İran tarafından dolaylı olarak, "Yok böyle bir şey" anlamında açıklama geldiyse de, bazı hazırlıkların yapılmakta olduğu ihtimali gündemde. Belli ki bazı şeyler konuşulmuş. Dikkatlerden kaçan bu gelişme, göründüğü kadarıyla yeni bir duruma işaret ediyor.

Türkiye ile İran, PKK konusunda uzun zamandan beri farklı pozisyonlardaydılar. Kandil'in o bölgede varlığını sürdürebilmesi, rahat hareket edebilmesi; İran'la ilişkilerini iyi tutması sayesindeydi. Kandil, stratejik olarak İran tarafından operasyona daha uygun bir coğrafi konumda.

İran PKK'sı PJAK 

İran PKK'sı olarak bilinen PJAK, 2009'da İran'a yönelik eylemlerini durdurdu ve kendini feshetti. O günden sonra PKK-İran ilişkilerinin bir müttefiklik ilişkisine dönüştüğü söylendi.

Irak Kürdistanı'nda Barzani'ye karşı kurulan cephenin içinde İran tarafından desteklenen örgütler arasında PKK da vardı. Türkiye'nin İran'la işbirliği yapacağını öne sürmesi, yeni bir denkleme işaret ediyor.

YPG konusunda ABD ile ciddi sorunlar yaşayan Ankara'nın Tahran'a yönelmesi dikkat çekici. "ABD böyle yaparsa ben de İran'ı seçerim" gibi bir tavır akla geliyor. Katar krizinde Türkiye ve İran'ın aynı safta yer alması, değişikliğe işaret ediyordu. Bu yeni yakınlaşma, iki ülke arasında PKK meselesinde de yeni kapıların açılma eğilimini ortaya çıkarmıştı.

ABD'nin stratejik kararı 

PKK meselesi yalnızca PKK meselesi değil. İşin içine ABD girdi, İsrail girdi. Onlara göre, özellikle Suriye ve Irak'ta DEAŞ gibi "İslamcı terör örgütleri"ne karşı, silahlı-seküler Kürtlerin varlığı ve kalıcılığı bir stratejik ihtiyaç. Rusya da benzer bir pozisyonda.

Gerçekçi siyaset, "terörle mücadele" sürerken, Kürt meselesinde yeni çözüm yolları üretebilmektir. Bölgedeki Kürt varlığı, artık siyasal talepleriyle ve küresel güçlerle olan yakın ilişkisiyle farklı bir gerçeğe dönüşme yolunda. Meseleyi yalnızca güvenlikçi yaklaşımla sınırlandırarak bir sonuç elde etmek mümkün görünmüyor.

Türkiye, bölge Kürtleriyle ilişkilerini yeni bir yola sokabilmeli. Bunun ilk adımlarından birisi Türkiye Kürtleriyle diyalog kapısını yeniden açmaktan geçiyor. Kürt siyasi hareketinin de, güven veren, şiddete açıkça ve cesur bir şekilde karşı duran bir pozisyon alabilmesi önem taşıyor.

Öfkesiz, önyargısız, sakin bir şekilde düşünmenin zamanı… Barış ve özgürlük dileklerimle Kurban Bayramınızı kutlarım.

- Advertisment -