İstanbul trafiği için iki öneri

 

Bu bayram gününde siyaset, Kürt sorunu ve Ortadoğu gibi konulara girmeyeceğim. Neredeyse yılın on iki ayında konuştuğumuz bu konuları, bayram sonrasına bırakmaya karar verdim.  Ne mi yazacağım?  Sizlerin ve editörün affına sığınarak trafiği yazacağım; evet, İstanbul trafiğini. Biliyorum, “hoca başka yazacak bir şey bulamayınca bu kez trafiğe daldı” diyenler olabilir, ancak her şeyi göze alarak yazacağım. Bu İstanbul’un belalı trafiğine, yani trafik sorununa bir iki çözüm önerisinde bulunacağım. Umarım önereceklerim, etkili ve yetkili kimi şehremini ve “amir”lerimize ulaşır; onlar da halkımızın bu çilesine daha gayretli bir el atarlar.

 

Eskiden birine çok kızdığımda “Allah seni İstanbul trafiğine mahkûm etsin” derdim. Gerçi hâlâ da bu bedduayı ederim>; ancak bu kez iş çok ciddi, dua ve bedduayı aştı. Artık meseleye el atıp, bir iki öneri ile aklımdan geçenleri yazacağım. Uzatmadan şu önerilere geçeyim.

 

Silivri-Sirkeci sahil tren hattı

 

Öncelikle Londra, Moskova, Vaşington ve Paris gibi başkentlerde, 20. yüzyılın başından beri kullanımda olan metrolu çözüm, diğer bir deyimle ulaşımın yeraltına çekilmesi üzerinde de durmayacağım.  Zaten bu süreç, nerdeyse yüz yıl geriden de olsa, artık bizde de başlamış bulunmakta. Benim önerilerim yerüstü tren ve deniz ulaşımına ilişkin olacak. Marmaray ve hızlı tren çalışmalarından çoğumuz az çok haberdarız.  Bir zamanlar Halkalı-Sirkeci arasında yolcu taşıyan treni de biliyor olmalıyız. Ne zaman ki bu hat ulaşıma kapatıldı; işte İstanbul’un ana arteri niteliğindeki E-5’te tıkanıklıklar ve uzun süreli trafik kuyrukları da iyiden iyiye oluşmaya başladı.

 

Benim önerim, bu hattın, hızlı tren hattına paralel olarak tekrar açılması ve Halkalı’ya çıkan koluna, Küçük Çekmece’den, Avcılar sahiline doğru yol alacak yeni bir ray hattının eklenmesi. Bu kol veya bağlantı, Avcılar, Beylikdüzü ve Büyük Çekmece sahillerinden geçerek, daha öteye,  hattâ Mimaroba, Sinanoba, Selimpaşa ve ileride Silivri’ye bile ulaştırılabilir. Böyle bir tren hattı, fonksiyonel olarak işletildiğinde, İstanbul’un trafik yükünü muazzam oranda azaltacaktır. Bir kere E-5 çok ciddi oranda rahatlayacak ve bu rahatlık tüm trafiğe yansıyacaktır.

 

Bugün daha ilk durağında, Beylükdüzü Turyap durağından dolu olarak kalkan metrobüslerin yükü de çok hafifler. Eğer söz konusu metrobüsler daha ilk duraktan doluyorsa, bu bize yolcunun önemli bir kesiminin Beylikdüzü ve Büyük Çekmece güzergâhı ötesinden geldiğini göstermektedir. Kısacası bu yolcu, önerdiğimiz Büyük Çekmece-Sirkeci tren hattına yönelir ve eğer bu hat yeterince hızlı olursa, E-5’te trafik kuyrukları oluşmaz. Bu hattı daha işlevsel kılmak için, Beylikdüzü merkezden Kavaklı ve Gürpınar sahillerine raylı hatlar da döşenebilir; hattâ kimi yerlerde, örneğin Yeşil Vadi üzerinden Adakent-Kavaklı gibi mecralarda, büyük ve seri teleferikler bile hizmete sokulabilir. Benzer bir çözüm, yani merkezden sahile yolcu ulaştırma, yoğun nüfuslu diğer ilçelerde de hayata geçirilebilir.

 

Büyük Çekmece’den başlayıp sahil boyunca Sirkeci’ye kadar, deniz kenarında yolcu alacak bir tren, İstanbul’da sadece trafiği azaltmayacak; şehrin güzelliğine bir başka güzellik de katacaktır. Bu hat bazı yerlerde deniz üzerinden de geçirilebilir. Bu güzergâh boyunca, denizin mavisini seyrederek yapılan bir yolculuk,  insanların psikolojisi üzerinde de olumlu etkilerde bulunacak; öte yandan böyle bir hat şehri daha çok birbirine entegre edecek, İstanbul emlâk piyasasına da yeni bir canlılık katacaktır.

 

Büyük Çekmece-Bostancı feribotu

 

Diğer önerim deniz ulaşımına ilişkin. Geçen yerel seçim öncesinde hem AK Parti hem CHP’nin yapmayı vaat ettiği güzel bir şey, İstanbul’da ulaşımın yüzde 10’unu deniz üzerinden sağlamaktı. AK Parti’nin bu konuda neler yaptığından haberdar değilim. Ancak bana göre İstanbul’da deniz ulaşımı, yararlanılmak istendiğinde trafiği ve hayatı muazzam kolaylaştıracak bir potansiyele sahip. Neredeyse İstanbul’un her ilçesinin denize kıyısı var. Şehir nüfusunun büyük bir çoğunluğu, Üsküdar, Kadıköy, Bostancı, Bakırköy, Avcılar, Beylikdüzü gibi sahil ilçelerinde oturmakta. Bu yaz, Estonya’nın başkenti Tallinn’den Finlandiya’nın başkenti Helsinki’ye feribot ile seyahat ettiğimde, aklıma neden bu tarz bir ulaşımın İstanbul’da hayata geçirilmediği geldi. Bindiğimiz feribot, her seferinde 2500 yolcu, 300-400 de araç alıyormuş. 2500 yolcu taşıyan devâsâ bir feribotun İstanbul’un deniz ulaşımında kullanılması zor olabilir, ancak 1000 civarında yolcu taşıyan hızlı bir feribotun, Büyük Çekmece, Beylikdüzü, Avcılar, Bakırköy, Sirkeci, Kadıköy ve Bostancı güzergâhında çalışması mümkün değil mi? Bana mümkün geliyor.

 

Bu iki önerim hayata geçtiğinde, İstanbul’da trafik sorununun çok önemli oranda çözülebileceğini düşünüyorum. Böyle bir durumda İstanbul’un insan trafiği iç merkezlerden deniz sahillerine doğru kayacaktır. İstanbul’un 14,5 milyonluk (oturanlar) nüfusu, çevre illerden gelenlerle 18 milyona ulaşıyor. Şehirdeki kayıtlı araç sayısı ise 3 milyon civarında. Bu nüfus ve araç sayısı her geçen gün artmakta. Sırf şehirdeki 20,000 civarındaki taksi bile, kimi merkezlerde ciddi bir trafik oluşturuyor. Sözünü ettiğim iki öneri hayata geçirildiğinde, emin olun İstanbul çok daha güzel ve yaşanılabilir bir kent olacak. Aristoteles daha 2400 yıl önce, sahillerde oturanların ılıman iklimin bir sonucu olarak medeniyete daha eğilimli olduklarını söyledi. Sahillere yaklaştıkça, belki bizim de birbirimize karşı saygı, sevgi ve hoşgörümüz artar.

 

Sayın cumhurbaşkanımız, Yenikapı’daki mitingde “yerlilik” ve “millilik”ten söz etmişti. Gelin biz “yerlilik” ve “milliliği” bu gibi projelerde hayata geçirelim. Bu vesileyle bayramınızı kutluyor, barışlı günler diliyorum.

 

Önceki İçerikHDP’ye verilen oylar, özyönetime destek sayılır mı?
Sonraki İçerikHavana sürecinde son aşamaya doğru