Yepyeni bir fikir (!) olarak cumhuriyet (II) Belediye ahlâkı ve cumhuriyetin ruhu

 

Gerçek (yani medeni, civic) bir cumhuriyetin kurulması, balkondan ya da kürsüden cumhuriyetin ilânına benzemez. Gerçek bir cumhuriyet, monarşi hâlâ buzdağının tepesi misali pırıl pırıl parlarken bile alttaki kütleyi çoktan dönüştürmüş olabilir. Öbür taraftan bakarsak, cumhuriyetin tepeden resmen ilânı, ya olup bitmiş bir dönüşümün kabulü, ya geleceğe dönük bir niyet, temenni veya projenin ortaya konması, ya da gerçeklikle hiçbir ilgisi olmayan, göz boyayıcı bir ritüel olabilir. Çünkü, tekrar edelim, cumhuriyet bir katılım işidir. Nüfusu milyonlarla ölçülen yerde, birkaç yüz kişilik bir meclisin altından kalkabileceği bir iş değildir bu.

 

Peki, katılım neyin sonucudur? Siyasi olsun, ekonomik olsun, kültürel olsun, herhangi bir etkinliğe katılmak için önce insanın o etkinlikte kendini yanyana bulacağı diğer insanlara güven duyabilmesi gerekir. Vatanınız için ölmeyi gerçekten isteyebilirsiniz, ama yanyana savaşacağınız kişilerin sizi vurmayacağından veya iş zora geldi mi arkasını dönüp kaçarak sizi yalnız bırakmayacağından emin değilseniz pencereye bayrak asmakla yetinebilirsiniz. Cumhuriyetin ruhu güvendir.

 

Yurttaşların arasında yaygın bir güven duygusunun oluşması ise uzun ve meşakkatli bir süreçtir. Oraya kestirmeden gidilmez; güven duygusunu baltalayan etkenler devrimle değil evrimle ortadan kalkabilir. Hiç kimse hiç kimseyi oraya götüremez de – Ali’nin Veli’ye, Veli’nin Ali’ye güven duyabilmesi için Ayşe’nin yapabilecekleri sınırlıdır. Ve en önemlisi, yolculuğun ilk adımını atmak risk almaktır – kimsenin kimseye güvenmediği yerde ilk güvenen olmak için evliya, dahi, maceraperver ya da düpedüz aptal olmak gerekir.

 

Durum böyle olunca, gerçek bir cumhuriyetin hiçbir yerde bulunamayacağı düşüncesi akla gelebilir. Bu önerme kusursuz bir cumhuriyet ile ilgiliyse doğru, diğer her durumda ise yanlıştır – mükemmel cumhuriyet bir hayal de olsa, daha iyi cumhuriyetler bulunabilir, bulunmuştur, bulunacaktır. Güven duygusu bazı yerlerde Türkiye insanını hayrete düşürecek kadar yaygındır. Anketlerden oluşturulan kişilerarası güven endekslerine biraz bakmak yeterlidir; bunların iyi bir örneğini http://www.jdsurvey.net/jds/jdsurveyMaps.jsp?Idioma=%20I&SeccionTexto=0404&NOID=104 adresinde bulabilirsiniz. Buradan iki haritaya dikkatinizi çekmek isterim: Orta Doğu ve Avrupa ülkelerinin güven endekslerinin haritalarına. Her iki haritada, kişilerarası güven kırmızıdan maviye doğru artıyor. İnsanlar birbirine karşı çok güvensiz ya da birine karşı çok ihtiyatlı ve dikkatli (more careful) ise harita koyu kırmızıyı gösteriyor. Koyu pembeler daha az güvensiz. Güvensizlik koyu pembeden açık pembeye geçerken daha da azalıyor ama kaybolmuyor; bu ülkeler skalanın ortalarında yer alıyor. Açık maviler, kişilerarası güven açısından epey yukarıda. En tepede ise koyu mavi, kişilerin birbirine çok güvendiği toplumları simgeliyor.

 

 

Yukarıdaki ilk harita, Avrupa’nın hangi ülkelerinde, insanların birbirine ne kadar güven duyduğuyla ilgili. Görüldüğü gibi önce (a) Norveç, ardından (b) İsveç, Finlandiya, Danimarka ve İsviçre, kişilerin birbirine oldukça güvendiği toplumlar. (c) İngiltere, İrlanda, Belçika ve Hollanda, Almanya, İtalya, Belarus ve Ukrayna açık pembe, yani skalanın ortasında. (d) Fransa ve İspanya’nın yanısıra, Rusya ve kuzeyden güneye bütün bir Doğu Avrupa – Balkanlar kuşağı, kişilerarası güvensizliğin hayli artmasına tanık. Fakat (e) en uçta – veya en dipte – tek koyu kırmızı ülke olarak Türkiye yer alıyor.

 

 

İkinci harita, bu defa Orta Doğu’yla ilgili. Bu çok daha istikrarsız, çatışma ve savaşlarla çok daha dolu coğrafyada dahi, bakın Türkiyemiz nasıl kendini hemen belli ediyor. İran, Lübnan ve İsrail dahi koyu pembe (veya kırmızının biraz daha açık tonu). Irak ve Pakistan ise daha bile açık pembe. Bir kere daha, tek koyu kırmızı ülke Türkiye.

 

Daha büyük ölçekte bakacak olursak, sıralamaya dahil edilen 117 ülke arasında Türkiye 115. sırada. Türkiye halkından daha birbirine güvenmez, daha atomize olmuş bir grup arıyorsanız, ya Afrika açıklarındaki Yeşil Burun Adaları’na, ya da Karayipler’deki Trinidad ve Tobago’ya gideceksiniz. Ruanda, Botsvana veya Malavi’ye gittiğinizde ise hafif bir iyileşme yaşayabilirsiniz. Birkaç adım yukarıda Gana, Tanzanya ve Lesotho’yu bulacaksınız. En tepede kim var derseniz, Avrupa’ya dönün ve şaşır(ma)maya hazır olun: Norveç birinci, İsveç ikinci, Danimarka üçüncü sırada. Üç “krallık” yani. Soğukluklarıyla, resmilikleriyle bildiğimiz, misafirperverliğimize hayran olduklarını düşündüğümüz üç Avrupa krallığı, kişilerarası güven skalasının en yukarısında yer alıyor.

 

*          *          *

 

Peki, güven duygusu nereden gelir? Bu sorunun çok iyi bir cevabı maalesef yok. Güvenin siyasal ve toplumsal kurumlarla ve kültürle ilgili olduğunu biliyoruz. Bazı kurumsal yapılar ve kültürel pratiklerle güven arasında bariz bir korrelasyon var – birinde artış gözlendiği zaman öbüründe de artış gözlenmesi makul bir beklenti. Ama hangisi tavuk, hangisi yumurta? Rivayet ne yazık ki muhtelif. Yine de kurumlarda veya kültürdeki değişimlere dikkat edilmesi gerektiğini söyleyebiliriz – kurumsal yapıyı veya kültürü daha katılımcı yapmaya çalışmak bir işe yaramasa da herhalde zararı da olmayacaktır.

 

Kültürü şimdilik bir kenara bırakarak kurumlara bakalım. Yerelde katılımın göstergelerinden biri, belediye başına düşen kişi sayısı olmalı. Burada Türkiye yakın geçmişte büyük bir hatâ yapmışa benziyor. Yeni büyükşehir yasası ile Türkiye genelindeki belediye sayısı, iktidarın “etkili yönetim anlayışı” doğrultusunda 3000’lerden 2000’lere indi. Yanlış anlaşılmasın, bu değişiklikten önce de halimiz pek parlak değildi: Fransa’da 1700 kişiye bir belediye düşerken Türkiye’de bu sayı 22,000 civarındaydı[1]. Ama yine de şunu sormak gerekmez mi: Her fırsatta demokrasiden, sandıktan, katılımdan bahseden, kendisini elitlere karşı halkın temsilcisi olarak sunan bir hükümetin “etkili yönetim”den anladığı, niçin yerelleşme değil merkezileşme olur?

 

 


[1] https://sites.google.com/site/kavaklideredemecgazetesi/home2222

Önceki İçerikŞırnak belediyesinde bombalı saldırı
Sonraki İçerikHDP Meclis çalışmalarını durduruyor