56. Altın Portakal Film Festivalinin kazananı ‘Bozkır’ oldu
02.11.2019

Antalya Büyükşehir Belediyesi'nin katkılarıyla düzenlenen 56. Antalya Altın Portakal Film Festivali Ödül Töreni 10 bin kişilik spor salonunda yapıldı. 'Öze Dönüş' temasıyla gerçekleştirilen festivalin ödül alan filmleri gecede belli oldu.

1 milyon 437 bin 500 TL değerinde ödül dağıtıldığı geceye, Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanı Muhittin Böcek ve Festival İdari Direktörü Cansel Çevikol Tuncer’in yanı sıra Ahmet Mekin, Selma Güneri, Salih Güney, Yusuf Sezgin, Zeki Demirkubuz, Mert Fırat, İdil Fırat, Uğur Yücel, Ercan Kesal, Şevval Sam, Hazar Ergüçlü, Tayfun Pirselimoğlu, Erkan Can, Tuba Ünsal, Hande Doğandemir, Hatice Aslan, İrem Sak gibi sinema ve televizyon dünyasından bir çok isim katıldı.

 

Gece, Cahit Berkay’ın film müziklerinden oluşan konseriyle sona erdi.

 

Bozkır filmine 10 ödül

 

Ulusal Yarışma'da kazandığı En İyi Film, En İyi Kurgu, En İyi Müzik, En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Senaryo, En İyi Yönetmen, En İyi Erkek Oyuncu ve En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülleri ile "Bozkır", Altın Portakal Film Festivali'nin en çok kazananı oldu.

 

En İyi Kurgu Ödülü'nü "Bozkır" filmiyle Ali Özel, Mahmut Aram ve Yakup İnanlı kazanırken, En İyi Müzik ödülü Hüseyin Özel’in oldu. En İyi Görüntü Yönetmeni ödülü Ümit Çakmaksoy'a verilirken, En İyi Senaryo ödülünü Ali Özel aldı. En İyi Yönetmen Ödülü'nü Bozkır filmiyle yine Ali Özel kazanırken, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü'nü de Ozan Dağara ve Hakan Emre Ünal paylaştı. Mücahit Koçak, "Bozkır" filmindeki performansıyla aldığı En İyi Erkek Oyuncu Ödülü'nü Alican Yücesoy'la paylaştı.

 

Film Yönetmenleri Derneği’nin yarışmadaki filmlerden birine verdiği ödülü de Ali Özel’in "Bozkır" filmine verildi.

 

Behlül Dal En İyi İlk Film ödülünü de "Bozkır" kazandı.

 

Festivalde ödül kazanan diğer filmler ve isimler şöyle:

Uluslararası En İyi Erkek Oyuncu ödülünü "Şirin'in Kalesi" filmindeki performasıyla Hamed Behdad alırken, Uluslararası En İyi Yönetmen Ödülü de "Şirin'in Kalesi" filmiyle Rıza Mirkerimi'ye verildi.

 

Ulusal kısa metraj film yarışması Jüri Özel Ödülü'nü "Aylin" filmiyle Ozan Yoleri kazandı.

 

En İyi Kısa Film ödülü Burcu Aykar’ın yönettiği "Ablam" filmine verildi.

 

Ulusal Belgesel dalında jüri özel ödülü Ruken Tekeş’in "Ether" adlı yapımına verildi.

 

En İyi Belgesel Film ise Şirin Bahar Demirel’in yönettiği "Kadınlar Ülkesi"nin oldu.

 

Uluslararası En İyi Kadın Oyuncu ödülünü Regina Kasse "Üç Yaz" filminde oynadığı rolüyle kazandı.

 

Uluslararası En İyi Film ödülü "Zaman Her Şeyi Siler" isimli yapıma verildi.

 

İzleyici ödülü ise Leyla Yılmaz’ın yönettiği "Bilmemek" filmine verildi.

 

SİYAD En İyi Film ödülü Ümit Ünal’ın yönettiği "Aşk, Büyü vs." filmine gitti.

 

Ulusal Yarışma En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülü ise "Soluk" filmindeki rolüyle Aslı İnandık’ın oldu.

 

Ulusal Yarışma'da En İyi Sanat Yönetmeni ödülü Kronoloji filmiyle Meral Efe Yurtseven ve Yunus Emre Yurtseven kazandı.

 

Ulusal Yarışma'da En İyi Erkek Oyuncu ödülünü iki isim paylaştı: "Küçük Şeyler" filmiyle Alican Yücesoy ve "Bozkır" filmiyle Mücahit Koçak.

 

Ulusal Yarışma'da En İyi Kadın Oyuncu ödülünü Selen Üçer "Aşk, Büyü vs."deki rolüyle kazandı.

 

Festivalde ilk kez verilen Cahide Sonku Özel Ödülünü "Küçük Şeyler" ve "Kronoloji" filmlerindeki kurgularıyla Selen Taşkın kazandı.

 

Festivalin kurucusu olan Dr. Avni Tolunay adına verilen Jüri Özel ödülü Ümit Ünal’ın yönettiği "Aşk, Büyü, vs". ile Kıvanç Sezer’in yönettiği "Küçük Şeyler" filmlerine verildi.

 

Zeki Demirkubuz: Bütün kararları oy birliği ile aldık; para pul konuşmadık, ulufe dağıtmaya kalkışıp kimseye saygısızlık yapmadık

 

Ali Özel’e En İyi Yönetmen Ödülü’nü sunan Zeki Demirkubuz, kararların tümünün oy birliği ile verildiğini belirtti ve jüri kararında şunları söyledi:

“Bütün kararları oy birliği ile aldık. Her ödülü tek tek tartıştık, hepsini ayrı ayrı ele aldık. Küçük büyük demedik, hiç eyyam yapmadık. Para pul konuşmadık. Ulufe dağıtmaya kalkışıp kimseye saygısızlık yapmadık. 10 film izledik. Bir bölümünü kendimize hiç yakın hissetmedik. Bazılarına saygı duyduk. Bazılarını sevdik. Ama birine hayran olduk. Sinemanın devlet ve hükümet tarafından değişik yöntemlerle evcilleştirilip ehlileştirilmeye; muhalif olduğunu söyleyen bazı güruhlar tarafından ucuz eleştirinin, gündelik siyasetin nesnesi haline getirilmeye çalışıldığı, kısacası tutanın elinde kaldığı, şu günlerde, bizlere yaşamın doğasını, geçmişi, geride bıraktıklarımızı, ölümü, mezarlıkları hatırlatan, bir parça olsun kendimize gelmemizi sağlayan, zamanın ruhunu hissettiren, hakikatin izini süren aşkın bir film izledik. Gözlerimiz yaşardı, boğazımız düğümlendi ve çok heyecanlandık. Öyle bir filmdi ki, biraz daha sürse Anton Çehov’un dediği gibi 'Neredeyse neden yaşadığımızı anlayacaktık.' En İyi Yönetmen Ödülü’nü o filmin yönetmenine vermekten gurur duyuyorum.”