Gelecek ay darbe olur mu?

Hiçbir darbe senaryosunu “absürt” diye peşinen dışlamamamız gerektiğini 15 Temmuz gecesi gördük. Burası Bizans’ın devamı aynı zamanda ve herkes gerçek yüzüyle sahne almıyor. Bu yüzden de temkinli olmayı elden bırakmamalıyız. Ama aynı temkinlilik, cemaziyelevvellerini bildiğimiz darbeci unsurlara karşı da temkinli olmayı ve onları evliya mertebesine yükseltmemeyi öğütlüyor.

29.09.2016 09:13
Berat-Özipek

bekirberat@yahoo.com

 

FETÖ’cülerin yeni bir darbe girişiminde bulacaklarına dair iddialar gündemde. Gelecek ayın tarihini veren bile var.

 

Elbette uyanık olmak ve tedbiri elden bırakmamak gerek.

 

Ama sadece ordudaki Gülenist Çeteden kalan ve kendisini gizleyen unsurlara karşı değil; onlarla mücadelede “hükümetin yanında” görünen eski darbeci, ulusalcı, Kemalist unsurlara karşı da uyanık olmak gerek.

 

Çünkü bu iddialar doğru olabileceği gibi, bir grubun diğer grubu tehdit göstererek, devlette onlardan boşalan alana yerleşme ve hükümeti teslim alma stratejisinin göstergesi de olabilir.

 

Geçmişte “Cemaat”in bu yolu kullanarak nasıl meşruluk devşirdiğini unutmayalım. Bu kabusun nasıl başladığını, bütün bunların kimden kaçarken başımıza geldiğini de.

 

Hükümet, “biz sizi onlardan koruruz” diyerek korku veren eski müesses nizam unsurlarına karşı da uyanık olmak zorunda. Onların şerrinden kaçarken Cemaat’e yakalanmıştı; şimdi de şerrinden kaçtıkları aynı şekilde korku vererek onu kuşatıyor olabilir.

 

Absürt veya gerçekçi

 

Tekrar darbe öngörülerine dönelim. Ne olabilir mesela?

Atatürkçü laik kesimleri infiale sevk edecek vahim bir hadise tezgahlanır, FETÖ’cü unsurlar onu bahane ederek “Cumhuriyetin kazanımları veya “Atatürk Türkiye’si” diyenlerin desteğinde harekete geçirilir, bu kez darbenin az-çok bir tabanı da olur ve çete başladığını tamamlar mı?

 

Yoksa FETÖ’cüler darbeye girişir, onlara karşı ulusalcı, Atatürkçü unsurlar devreye girer, onları “bastırırken” ortaya çıkan kaotik ortamdan yararlanarak kendileri mi darbe yapar?

 

Hiçbir darbe senaryosunu “absürt” diye peşinen dışlamamamız gerektiğini 15 Temmuz gecesi gördük. Burası Bizans’ın devamı aynı zamanda ve herkes gerçek yüzüyle sahne almıyor. Bu yüzden de temkinli olmayı elden bırakmamalıyız.

 

Ama aynı temkinlilik, cemaziyelevvellerini bildiğimiz darbeci unsurlara karşı da temkinli olmayı ve onları evliya mertebesine yükseltmemeyi öğütlüyor.

 

Halihazırda yaşananlar

 

Gelecek ay darbe olur mu bilmem, ama hali hazırda can sıkıcı şeyler oluyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “at iziyle iti izinin birbirine karıştığını” söylüyor. Sahiden öyle.

 

Mücahit Küçükyılmaz da “operasyonlar bize döndü” derken haklı; bunu ben de Ak Parti tabanından pek çok isimden duyuyorum. “Bunun bizim operasyonumuz olduğundan emin olamıyorum” diyordu, geçenlerde konuştuğum hükümet çevresinden bir isim.

 

FETÖ Operasyonları yanlış yürütülüyor. Bu yapıyla alakası olmayan isimlerden çok fazla mağduriyet şikayeti var ve bu şikayetler Ak Parti tabanından, Eğitim-Sen’lilere, Milli Görüş geleneğinden gelenlere, HDP’lilere ve ülkücülere kadar uzanıyor.

 

Ve bütün bunlar olurken TV ekranları ve gazete manşetleri, kerameti kendinden menkul ulusalcılardan geçilmiyor. Sanki bu ülkede Kemalistler hiç darbe yapmamış, askeri vesayet ve darbe geleneğini onlarca yıl boyunca onlar yaşatmamış gibi kasıla kasıla konuşup, FETÖ’den hareketle din ve vicdan özgürlüğünü budayan eski devlet geleneğini temize çıkarmaya ve bugün için model göstermeye çalışıyorlar.

 

Ama bundan da ibaret değil.

En akıl dışı, en özgürlük karşıtı yorumlarıyla o isimler hükümete yakın medyada yer tutarken, Ali Bayramoğlu örneğinde, en zor zamanlarda doğru yerde durmuş isimler tek tek yerlerinden ediliyor.

 

Sahiden garip bir gidişat bu.

 

En sağlam sigorta

 

Darbe uyarısı her zaman önemlidir ve ciddiye alınmalıdır.

Ama bunu yaparken metaneti kaybedip, ifrat ve tefrite savrulup hata yapmamak kaydıyla.

Çünkü o hatalar, tam da korkulan kötülüğe hizmet edebilir.

 

Şükrü Hanioğlu’nun Sabah’taki “Öncelikli Sorun ve Geleceğimiz” başlıklı yazısı, ne yapmalı sorusuna cevap ararken kulak verilmesi gereken önemli bir uyarı olarak okunmalı.

 

15 Temmuz, herhangi bir darbe girişimine karşı en büyük sigortanın, toplumun bütün kesimlerinin anında bir refleksle dayanışma basiretini gösterebilmesi ve darbecileri yalnız bırakıp izole edebilmesi olduğunu gösterdi. 

 

“Yenikapı Ruhu” darbelere karşı yakaladığımız en önemli ortak payda. Bu mutabakatı korumak ve derinleştirmek gerek.

 

Ve böyle zamanlarda iki düşünüp bir adım atmak gerek.

Zira yeniden darbe peşinde olanların görmek isteyeceği ülke, güven ilişkisinin tesis edildiği sükunet içindeki ülke olmayacaktır.

 

Yazarın Tüm Yazıları

Bu yazıya ilk siz yorum yapın.

Yorumlar(0)

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.