Brezilya’nın sosyalist Devlet Başkanı Lula da Silva, dünya liderlerini silahlanma yarışından vazgeçmeye çağırdı. Lula, 2003-2010 arasında Cumhurbaşkanlığı ve 2017-2019 arasında iki yıl hapisten sonra, 2022’de tekrar seçildi. Bu yıl da yine aday. İspanyol El País Gazetesi’ne verdiği röportajın başlığı şöyle: “Trump’ın sabah kalkıp canının istediği ülkeyi tehdit etmesi kabul edilemez.” Lula, global siyaseti, doğrudan halkın cebine ve hayatına dokunan bir mesele olarak ele alma yanlısı. İran savaşını eleştirirken şuna dikkat çekiyor: Bir savaşın kararı büyük başkentlerde alınsa da bedeli dünyanın başka yerlerinde akaryakıt fiyatı, gıda maliyeti ve yoksullaşma olarak ödeniyor. Lula şöyle diyor: “Herkes yeniden silahlanmaya zorlanıyor. Brezilya’da silahsızlanmaya inandık ve 1988’de nükleer silah üretimini yasaklayan bir Anayasa çıkardık. Ne oldu? ABD silahsızlanmadı, Rusya da öyle. Çin silah üretti. Hindistan da, Pakistan da, Kuzey Kore de… Ve işte biz Brezilya olarak, 16 bin 800 kilometrelik kara sınırımız ve 8 bin 500 kilometrelik kıyı şeridimizle neredeyse savunmasız kaldık. Ama ben silahlara değil; kitaplara, gıdaya, işlere yatırım yapmak istiyorum.
Sorun şu ki, AB savunma için 800 milyarlık bütçe oluşturdu, Birleşik Krallık yeniden silahlanıyor, Japonya da… Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’i, Hindistan Başbakanı Modi’yi, Putin’i, Macron’u, herkesi aradım. Görüşmelerini, bunu tartışmalarını istedim.” Lula’nın endişeleri: “Demokrasi sadece seçim gününde oy almakla olmaz. İnsanların demokrasi sayesinde daha iyi koşullarda çalışacağını, daha çok kazanacağını, daha iyi besleneceğini, kültüre ve eğitime daha fazla erişim sağlayacağını göstermeliyiz. Bunu yapmazsak, insanlar neden demokrasiye inanacak? İnsanlığa demokrasinin otoriterlikten daha iyi olduğunu gösterme yükümlülüğümüz var. Sorunumuz; refah devletini kurmada, eğitimde, sağlık hizmetlerinde başarısız olduğumuzu çok geç fark etmemiz… Bu yüzden Amerika, Avrupa, Afrika ve Asya’dan başkanlar ve bakanlarla birlikte Demokrasi Sonsuza Kadar Forumu için Barselona’ya gidiyorum.” Lula’nın “Saygı duyulan lider olmak, korku salan lider olmaktan daha değerlidir” sözü de önemli. Lula’ya göre dünya, rotasını kaybetmiş bir gemi gibi. Birleşmiş Milletler’in bugünkü haliyle barışı koruyamadığını, Güvenlik Konseyi’nin daimi üyelerinin ‘barışın efendileri’ olmaktan çıkıp çoğu zaman savaşın aktörlerine dönüştüğünü söylüyor. Lula, Ukrayna’da çözümün müzakere masasında bulunabileceğini savunuyor. Sert bir Putin karşıtlığı yok. Savaşı uzatan hesapların kimseye kazanç getirmediğini düşünüyor.
Arjantin Devlet Başkanı Milei’ye ve Latin Amerika’daki sağ dalgaya ise omuz silkerek bakıyor. Lula şu noktaya vurgu yapıyor: Demokrasi sadece oy vermekten ibaret değil. Halk daha iyi yaşayamadığında, daha iyi eğitim ve sağlık hizmeti göremediğinde aşırı sağ; yalan, sosyal medya ve yapay zekâ destekli propaganda ile güç toplayabiliyor. Brezilya Devlet Başkanı Lula’nın çocukluk ve gençliği de ilginç. Vikipedi şöyle diyor: “Sekiz çocuklu Aristides Inácio da Silva ve Eurídice Ferreira de Mello çiftinin yedinci çocuğuydu. Yoksulluktan dolayı okula çok az gidebildi ve 12 yaşından itibaren ayakkabı boyacılığı, postacılık, çamaşırhane işçiliği gibi çeşitli işlerde çalıştı. Daha sonra bir metal fabrikasında çalışmaya başladı ve metal işçiliği eğitimi gördü.”
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.