Korona kötümserliği

8

 

İngiliz felsefeci Alain de Botton korona günlerini atlatmak için en gerçekçi stratejinin karamsarlık  olduğunu söylemiş. Gerçekten de, artık hayatı bıraktığımız gibi bulamayacağımız aşikar. Hangi aşı kaybettiğimiz şeyleri, insanları geri getirebilir ki? Salgın aramızdaki sınırları yeniden çizdi; yaşlı, yalnız, yoksul olanları bir yana itti. Bizi birbirimize bağlayan hatları kopardı. Ertesi sabaha iyimserlikle uyanma ihtimalimizi uzunca bir süre elimizden aldı. Kendi insanlığımıza belli bir mesafede durma mecburiyeti getirdi. Başka bir hisse pek yer bırakmadı; geldi girdi, oturdu aramıza kötümserlik.

 

Cenazelere gidemiyoruz ama her sabah önceki hayatımızın cenazesi gibi. Biraz doğrulup ayağa kalktığımızda ölüm korkusu tahtaya kaldırıp sözlüye çekiyor: Bugün kaç yeni vaka? Kaç yoğun bakım? Kaç entübe hasta? Gün sadistlerin, temizlik hastalarının, felaket tellallarının günü. Bizi tedbire davet ederken yakamıza yapışan uzmanlar, içimizde kalan son ümidi de boğuyor: “Bana bulaşmaz” demeyin (çok bulaşıcı); Sağlığınıza güvenmeyin (kime ne yapacağı belli değil);  “Grip gibi” diye düşünmeyin (istatistikleri görmediniz mi?); Yaşınız sizi kurtarmaz (gençler de ölüyor). Karantina dünyasında hepimiz şüpheliyiz. Belirti olmadan da hasta olabilirsiniz. Hasta olmadan da bulaştırabilirsiniz. Bulaştırmadan da ölebilirsiniz. Özellikle de kötümserlikten.

 

Bir modern hayat kabusu olarak üzerimize çöken korona salgını, her gün evden dışarı çıkarak halının altına süpürdüğümüz pisliği de ortaya çıkardı. Yürümeyen evlilikler, başarılamayan işler, iç hesaplaşmalar, ümitsiz aşklar, şüpheler, endişeler pişip her akşam yemekte önümüze geliyor. Yemeğin tadını beğenmeyenler, içindekileri sosyal medya sosuna bulayıp biraz neşe, biraz alaycılık katarak tekrar kaşıklamaya çalışıyor. Ama tat alamıyoruz. Hiçbir şeyin kokusu aynı değil.

 

Herkes omzundaki ağırlığı başka türlü silkeliyor. Sanatla kendini uyuşturan var; gurmelikle boşluklarını dolduran var; okuyarak kendi zihnini deşen var. Sabah akşam haber dinleyen, yetkililere çatan, çok beğeni alan bir yorum yapınca her şeyi bir süreliğine unutan var. Hayat her gece bir film şeridi gibi gözümüzün önünden geçmiyormuş gibi yapan var.

 

Oysa karamsar olmak çok kolay. Mahalledeki çocuk parkının banklarını şeritlerle kapattılar. Kasabımız yeni maske ve eldiveniyle et keserken, riskli bir ameliyattan çıkan cerrahın ağzından çıkacak ilk cümleyi bekler gibi ürperiyorum. Bankamatikten para çekerken bir ölüm kapanına girmiş gibi acele ediyorum. Çantamdaki dezenfektan şişesi, bir silah gibi, tehlike anında ortaya çıkmaya hazır bekliyor. Ama korona her an ocağımı söndürebilirmiş gibi tedirginlikle yaşarken bir yandan da bağışıklığımı korumam gerektiği söyleniyor. Ve kötümserlik sağlık için iyi değil.

 

İstihzalı kuru öksürük.