Türkiye’nin ABD ile bitmeyen serüveni

3

Dünyada Amerika’nın en çok sevilmediği ülke olarak Türkiye, aynı zamanda “stratejik müttefik”tir. ABD, bir anlamda Batı ile ilişkinin bir parçasıdır, ama aynı zamanda Batı’dan uzaklaşma imkanıdır.

 

Son yıllarda ABD ile ilişki Ortadoğu siyasetleri nedeniyle ciddi bir krize girdi. Özellikle Suriye iç savaşı, ABD ile Türkiye arasındaki uzaklaşma duygusunu daha da artırdı.

 

Eğer her iki ülkenin iç kamuoyları dikkate alınsa, bu ilişki çoktan bitmiş gitmişti. Ama diyalog kopmuyor. İki ülke de birbirine ihtiyaç hissediyor.

 

ABD, Batı’nın en ucundaki ülke olarak Türkiye’yi Rusya'ya itmek istemiyor. Bu nedenle, her türlü gerilime ve sert tartışmalara rağmen meseleleri masada halletmeye gayret ediyor. Başka koşullarda olsa, daha tehditkar davranabileceği konularda bile sakin davranmayı seçiyor.

 

Türkiye'ye gelince; bölgenin kilit ülkesi olarak, önemini artırmaya ve pazarlık gücünü yüksek tutmaya çalışıyor. ABD ile ipler gerilince Moskova’yı öne çıkarıyor ve Batı kampı içindeki önemini hatırlatmaya çalışıyor.

 

Bakalım ne olacak?

 

Sonuç olarak bu kez iki taraf için de işler oldukça zor. ABD, Suriye’de PYD'den vazgeçmek niyetinde görünmüyor. Türkiye’nin ısrarlı çıkışlarına istenen cevabı vermiyor. Ama bir cevap veriyor ve verdiği cevabın Türkiye’yi bir süreliğine sakinleştireceğini düşünüyor.

 

Türkiye bu yolla bir adım atıyor. Ancak ikinci adımı atmaya kalktığında ABD içindeki etkili güçler, frene basıyorlar ve PYD’den vazgeçmeyeceklerini bir tutum olarak Türkiye’ye gösteriyorlar.

 

Son güvenli bölge meselesinde yaşadıklarımız da daha önceki süreçlerin bir devamı. Türkiye, kendi egemenliğinde bir bölge yaratmak istiyor. Daha doğrusu 900 km'lik sınır boyunca bir şerit halinde PYD'ye karşı bir ara bölge yaratmanın imkanlarını arıyor.

YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN