Anasayfa / Öne Çıkanlar / PORTRE | İki süper güç arasında bir şampiyon Eileen Gu: Non Ducor, Duco!

PORTRE | İki süper güç arasında bir şampiyon Eileen Gu: Non Ducor, Duco!

Pasifik’in rüzgârıyla Pekin’in disiplini arasında kurulan o kırılgan denge... Eileen Gu, buzun üzerinde sadece fizik kurallarıyla değil, kendi iradesiyle bir kimlik inşa ediyor: Non Ducor, Duco. Yani yönetilmem, yönetirim.
10

Eileen Gu veya Çin’deki adıyla Gu Ailing, 22 yaşında. Hayatının erken ve (benim aksime) gürültülü bir döneminde. 

Hikâyesi San Francisco’daki Sea Cliff mahallesinden başlıyor; Pasifik’in rüzgârı, düzenli bir ev hayatı, planlı bir çocukluk. Yazları ise Pekin’de; disiplinli kurslar, yoğun matematik çalışmaları, başka bir kültürel ritim.

Bu çift yönlü akış, onun kimliğinin omurgasını oluşturuyor.

Kayak yapmaya ise 3 yaşında, annesinin onu komşularının çocuklarıyla etkileşime girmesini istemesiyle başlıyor.

Bir yanda Stanford mezunu, hırslı ve her şeyi planlayan bir anne; diğer yanda Çin Ulaştırma Bakanlığı’nda üst düzey görev yapmış, eski bir basketbolcu olan “Nai Nai” lakaplı anneanne Feng Guozhen..

Anneannesi Feng Guozhen, eski bir basketbolcu ve Çin Ulaştırma Bakanlığı’nda üst düzey görevlerde bulunmuş bir isim. 

Disiplin, dayanıklılık, geri adım atmama refleksi… Gu’nun karakterinde de bu çizgi açıkça hissediliyor.

Bazı raporlar babasını Amerikalı ve Harvard mezunu olarak tanımlasa da, hiçbir açık kaynakta buna dair doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor. Eileen da aile hayatının bu kısmını gizli tutuyor.

Çocukluğu boyunca her hafta sonu San Francisco’dan Lake Tahoe’daki antrenmanlara yapılan sekiz saatlik yolculuklarda arka koltukta yemek yeme, uyuma ve ödev yapma becerilerini geliştirirken hayatının her saniyesini optimize etmeyi burada öğrenmiş.

1580 SAT puanı, okulunu erken bitirmesi; bunlar tesadüf gibi görünmüyor. 

İki Kutbun Kesişim Kümesi

2019’da, 15 yaşındayken, uluslararası yarışmalarda temsil edildiği federasyonu ABD’den Çin’e taşıdı. 

Teknik olarak bu, vatandaşlık değil; International Ski and Snowboard Federation nezdinde hangi ülke adına yarışacağınızı belirleyen bir kayıt değişikliği.

Ama sembolik karşılığı çok daha büyüktü.

Çin’in çift vatandaşlığa izin vermeyen hukuk sistemi nedeniyle, Gu’nun statüsü uzun süre tartışıldı. 

Pasaportun üzerindeki şekiller sorusu, spor performansından daha fazla konuşuldu.

Ama Eileen, bu imtiyazı sadece madalyalarla değil, Salt Lake City’nin 2030 (veya 2034) Olimpiyat adaylığı için üstlendiği elçilik göreviyle, yani iki süper güç arasında bizzat kurduğu o kırılgan köprüyle ödüyor.

O, Bugün dünyanın en çok kazanan kadın sporcuları arasında yer alıyor.

Küresel moda markaları ve sosyal medyadaki iş birlikleri, spor dışında da yoğun bir çalışma hayatının olduğunun göstergesi.

Pekin Belediye Spor Bürosu’ndan yaklaşık 100 milyon yuanlık (6–7 milyon dolar civarında) teşvik aldığına dair iddialar da medyaya yansıdı. 

Resmî teyidi olmayan bu rakam, yine de onun yalnızca sportif değil, ekonomik bir değer olarak da görüldüğünü gösteriyor.

Gu burada bir “taraf”tan çok, iki anlatının kesişim çizgisinde duran bir profil.

Amerika’da yetişmiş bir sporcu. Çin adına altın madalya kazanmış bir figür. 

İki ülkenin de sahiplenmek istediği, ama tam olarak içine yerleştiremediği biri.

Atlayışın Formülü

Gu’nun 1620 derecelik dönüşünü izlerken çoğumuz estetiğe bakıyoruz. 

O ise saniyenin kesirleriyle uğraşıyor. 

Stanford’da eğitimini sürdüren bir sporcu olarak performansına neredeyse mühendislik gözüyle yaklaşıyor. 

Havada vücudunu kompakt hâle getirirken açısal momentumun korunumu ilkesini uyguluyor — bunu teorik bir gösteri gibi değil, refleks hâline gelmiş bir bilgi gibi.

Buzun üzerinde romantizm yok. Hesap var.

Milano’daki başarısının hemen ardından anneannesi Feng Guozhen’i kaybetti.

Madalya töreninde yüzündeki ifade, kazanan bir sporcunun ifadesinden çok daha fazlasını taşıyordu. 

Nai Nai’ye verdiği “onun gibi cesur olacağım” sözü, o an görünür oldu.

Bu noktada Gu’nun hikâyesi jeopolitik tartışmalardan uzaklaşıyor. Daha kişisel bir yere geliyor.

Üstündeki “Non Ducor, Duco” (Yönetilmem, Yönetirim) ifadesi, bir meydan okumadan çok bir tercih beyanı gibi okunabilir. 

Gu’nun durduğu yer, “ne tam Amerikalı ne tam Çinli” bir boşluktan ziyade; iki kültürün arasında kurulmuş, bilinçli bir denge.

Belki de onu ilginç yapan şey bu: Sadakati tek bir bayrakla tanımlamıyor. 

Seçimlerini kendisi yapıyor. 

Pistte yaptığı dönüş fizik kurallarıyla açıklanabilir; ama kimliğini nasıl taşıdığı, matematikle ölçülebilecek bir şey değil.

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın