Anasayfa / Öne Çıkanlar / Hastalık: Bir arınma vesilesi

Hastalık: Bir arınma vesilesi

Günlük hayatta kendimizi garanti altında veya sabit saydığımız için kendimizin dışına ipler ve kancalar salarak, zaman ve mekandaki akışa hükmetmeye çalışırız. Hadi buna tutunma yahut yuvarlak dünya yüzeyinde sörf ile yuvarlanma diyelim. Kendimizi meşgul ederiz kendi dışımızın bizi işgal etmesi ile. Lakin hasta olunca aleme attığımız kancalar veya bizi çeken motorlar ile aramızdaki ipler kopar.

Günlük hayatta kendimizi garanti altında veya sabit saydığımız için kendimizin dışına ipler ve kancalar salarak, zaman ve mekandaki akışa hükmetmeye çalışırız. Hadi buna tutunma yahut yuvarlak dünya yüzeyinde sörf ile yuvarlanma diyelim. Kendimizi meşgul ederiz kendi dışımızın bizi işgal etmesi ile. Lakin hasta olunca aleme attığımız kancalar veya bizi çeken motorlar ile aramızdaki ipler kopar. Kancalarımız etraftaki yatırım nesnelerine dişlerini ne kadar geçirmiş olurlarsa olsunlar en azından bir süre için işe yaramazlar. Elektriğe alışmışlar için elektiriğin kesilmesi nasıl bir reset etkisi yapıyorsa hastalık da öyle. Çünkü taraflar orada dursa da ipin bu tarafı kopar. Kendi kendimizin kontrolü elimizden çıkar. Dünya elimizdeymiş sanırken, elimizin elimizde olmadığını anlarız hastalık sayesinde. Herşeyi tutmak isteyen insan, tutma nesnesi olan kendi elini veya bedenini bile tutamayabilir hale gelir.

Hastalık, insana insanın kırılganlığını hatırlatır. Bir vadeden ibaret olduğumuzu, tükeniş anı olan ölüme daha varmadan, bize hissettiren kıymetli bir ikazdır hastalık.

Hastalığın insana yaptığı şeylerin başında şu geliyor: insanın etrafındaki korunma ve saklanma kalkanları devreden çıkıyor. Hastalıkla yalınlaşıyoruz, kendimiz ile başbaşa bir hale geliyoruz. Ve dışarının etkisiz kaldığı bir kimsesizliğin içine düşüyoruz. Bu yalınlaşma ve yalnızlaşma bizi tasaffi ediyor. Saflaşıp, fıtrileşiyoruz. Şefkate layık hale geliyoruz. Bir bebekteki günahsız masumiyet, yetişkin insanda dünya ile alakasını sabote ederek onu bu orijinal temizlik ve yüzleşmeye geri gönderen hastalıkla yakalanabiliyor. Hastaya ilgi, hastanın hatırını sormak en temel insani güdülerimizden biridir. Merhametin nesnesi oluyoruz.

Hastalık insanların şefkatini celbettiği gibi Allah’ın da rahmetini celb ediyor. Ve hastalık insanı doğum ayarlarına geri gönderiyor. Bu resette kendimiz olarak yenileniyoruz. Garanti değil risk, gaflet değil teyakkuz hali bize hakiki kudret sahibinin kim olduğunu ve dizginleri tutan ellerin kimin elleri olduğunu hatırlatıyor. Hakimiyet değil teslimiyet meselemiz haline geliyor.

Şoförü olduğumuz bedenimiz teklediğinde bazan elimiz yetişmiyor, bazan sesimiz çıkmıyor, bazan kendimiz olamıyoruz. Hastalık olmasa sağlığın kıymetini bilmeyen insan, hastalığın manevi bereketiyle şükrün kıymetini anlıyor. Aczimizi bir maden gibi ortaya çıkaran hastalık, insaniyetimizin olgunlaşmasına da vesile oluyor.

Bu mübarek günde hastalara şifa, dardakilere ferahlık ver Allahım. Zira kimsesizlerin kimsesi, bikeslerin kesi sensin.

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın