17 Aralık 2013'ten, bir gece önce A Haber’deyiz. Konu, “dersanelerin kapatılması ve Cemaathükümet ilişkisi…” Program sırasında AK Parti milletvekili olan Hakan Şükür’ün partiden istifa açıklaması geldi. Açıklamayı okur okumaz, vardığım kanaat, sert bir kapışmanın kıyısında olduğumuz şeklindeydi. Hakan Şükür, o güne kadar ılımlı yaklaşımları, sakin duruşuyla bilinirdi.
O açıklamayla farklı bir Hakan vardı karşımızda. “Bu açıklama bir çatışma bildirisidir. Şiddetli bir kavganın eşiğindeyiz” dedim. Bu endişeli çıkışım masadakilerce pek paylaşılmadı. Ertesi sabah, polis ve yargıdaki Cemaatçiler harekete geçtiler, 17 Aralık operasyonunu başlattılar.
16 Aralık’ta ne söylemişti:
Hakan Şükür, şimdi aranıyor. Kendisi yurtdışında, babası gözaltına alındı. Şükür, 16 Aralık açıklamasında neler söylemişti? Bazı bölümleri paylaşıyorum: “Dersanelerle başlayan süreçte takınılan anlamsız tavırlar pek çok vicdan ehlini rencide etti. (…) dersanelerin benim de bulunduğum bir ortamda KCK yapılanmasına benzetilmesi (…) vicdanımı derinden yaralamıştır.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.