Suriye’de dengelerin tamamen değiştiği bir dönemde SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi, katıldığı bir mülakatta hem geçmişin muhasebesini yaptı hem de geleceğe dair kritik mesajlar verdi.
İlk defa detaylı açıklamalar yapan Abdi, Suudi Arabistan merkezli Al Arabiya TV’nin Mazeej programına konuştu.
Röportajda, Esad rejiminin çöküşünden Türkiye ile olan ilişkilere, DEAŞ ile mücadeleden yeni Şam hükümetiyle yapılan askeri entegrasyon anlaşmalarına kadar pek çok konu başlığı öne çıktı.
Türkiye ile ilişkiler ve Ankara ziyareti ihtimali
Türkiye ile olan ilişkiler konusunda da yumuşama sinyalleri veren Abdi, şu an için bir ateşkes halinin olduğunu ve doğrudan bir saldırının yaşanmadığını belirtti.
Türkiye ile ilişkilerin Şam üzerinden yürütülmesini tercih ettiklerini söyleyen Abdi, moderatörün “Sizi yakında Ankara’da görebilir miyiz?” sorusuna ise “Neden olmasın? Her şey mümkün,” cevabını vererek açık kapı bıraktı. Abdi şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye ile ilişkilerimizi Şam üzerinden yürütmeyi tercih ediyoruz. Bu bizim için en iyisi; çünkü bu durumun ulusal ve şeffaf bir yanı olur. Bunu son görüşmemizde Sayın (Ahmet) Şara ile de paylaştık.
“Suriye devletinin bu konudaki (Türkiye ile arabuluculuk) tutumu olumlu. Ahmet Şara’nın bakış açılarının yakınlaştırılmasında bir rolü var mı derseniz; evet, bu konuyu kendisiyle görüştük.”
“”Şu an aramızda bir nevi ateşkes var diyebilirim. Türk tarafı tarafından güçlerimize veya yönetimdeki şahıslara yönelik doğrudan bir hedef alma durumu (son zamanlarda) söz konusu değil. Aramızda temaslar var. Şu an için bu temasların güvenlik düzeyinde (istihbari) olduğunu söyleyebilirim. Ancak biz bunu resmi, siyasi bir düzeye taşımaya çalışıyoruz.
Mazlum Abdi’yi yakında Ankara’da görecek miyiz?
-Neden olmasın? Her şey mümkün.”
Esad ile Son Görüşmeler: “Nasihatlerimizi Dinlemedi”
Mazlum Abdi, krizin başladığı ilk yıllarda Beşar Esad ile iki kez bizzat görüştüğünü açıkladı.
Bu görüşmelerde Esad’a Suriye’nin ismini “Suriye Arap Cumhuriyeti” yerine sadece “Suriye Cumhuriyeti” olarak değiştirme önerisinde bulunduğunu ancak Esad’ın “Arapçılık” vurgusu yaparak bu talepleri reddettiğini belirtti.
Abdi, “Esad gerçeklerden kopuk ve kibirliydi, siyasi çözüme hiçbir zaman yanaşmadı,” ifadelerini kullandı.
Ahmet el-Şara ile Yeni Sayfa: Ramazan Anlaşması
Röportajın en dikkat çekici kısımlarından biri, Abdi’nin Suriye’nin yeni lideri Ahmet el-Şara (Ebu Muhammed el-Cevlani’nin sivil ismiyle andığı lider) ile olan temaslarıydı.
Abdi, Şara ile Şam’da gizli bir görüşme gerçekleştirdiklerini ve ardından kamuoyunda “Ramazan Anlaşması” olarak bilinen 10 Mart Mutabakatı’nı imzaladıklarını teyit etti.
Suriye’deki son gelişmeleri ve rejimin düşüşünü mühürleyen 10 Mart Mutabakatı’ndan bahseden Abdi, bu anlaşmanın Suriye genelindeki ve özellikle Kürt dosyasındaki çözüm arayışları için bir temel oluşturduğunu belirtti.
Abdi, bu anlaşmanın dış aktörlerin dahli olmadan tamamen Suriyeli taraflar arasında “Suriye-Suriye” formatında gerçekleştiğini ve ABD’li yetkililerin masada bulunmadığını vurguladı. SDG’nin ulusal orduya entegrasyonu sürecinin hassas bir şekilde devam ettiğini belirten Abdi, “Önceliğim bu entegrasyon sürecini başarıyla tamamlamak,” dedi.
Sunucunun “Size Başkanlık Sarayı’nda bir ofis veya Başkan’a yakın bir görev teklif edildi mi?” sorusuna: “Doğrudan hayır, dolaylı olarak da şu ana kadar bu tür detayları konuşmadık.”
“Bize İhanet Edildi” – Deyr Hafir’den Çekilme Süreci
Abdi, son dönemde SDG’nin bazı bölgelerden (Deyr Hafir, Şeyh Maksud gibi) çekilme kararı almasının nedenini “daha fazla kan dökülmesini engellemek” olarak açıkladı. Ancak çekilme sırasında bazı grupların saldırısına uğradıklarını belirterek bunu “ihanet” olarak nitelendirdi.
Bu konuyu Ahmet el-Şara ile görüştüğünü ve meselenin çözülmesi için bir “iade-i itibar” ve “özür” beklediklerini de sözlerine ekledi.
Röportajdan Öne Çıkan Diğer Başlıklar:
- Petrol Gelirleri: Bölgedeki petrol gelirlerinin savaş şartlarında savunma ve hizmetler için kullanıldığını savundu, ancak yönetimsel hatalar (hükümranlık hataları) olduğunu kabul etti.
- IŞİD ile Mücadele: Kobani direnişinin tüm Ortadoğu için bir dönüm noktası olduğunu ve ABD ile ilk temasların bu dönemde başladığını anlattı.
- Siyasi Gelecek: Şam hükümetinde kendisine bir başkan yardımcılığı veya resmi görev teklif edilip edilmediği sorusuna ise doğrudan bir “evet” dememekle birlikte, ortak çalışma iradesinin olduğunu belirtti.
Beklenmedik Dönüşümlerin Eşiğinde Bir Suriye
Suriye İç Savaşı’nın en kilit ve pragmatik aktörlerinden biri Abdi, rejimin çöküşüyle birlikte Orta Doğu jeopolitiğinde kartların yeniden dağıtıldığı bir dönemin kapısını araladı.
Yıllarca askeri üniformasıyla “terörle mücadele” ve “alan savunması” ekseninde tanınan Abdi, bugün Suriye’nin geleceğini belirleyecek diplomasi masasının merkezinde yer alıyor. Eski düşmanların müttefike dönüştüğü, imkansız görülen ittifakların kurulduğu bu yeni atmosferde Abdi; 2011’deki bir diplomatın, 2014’teki bir komutanın ve 2024’teki bir siyasi aktörün evrimini temsil ediyor.
Esad’ın Siyasi Öngörüsüzlüğü: “Cumhuriyetin Adı Asla Değişmeyecek”
Mazlum Abdi’nin 2011 yılında, henüz kriz bir iç savaşa dönüşmeden önce Beşar Esad ile yaptığı gizli görüşmeler, rejimin çöküşüne giden yolun ideolojik katılık taşlarıyla nasıl döşendiğini kanıtlıyor. Abdi’nin o dönem sunduğu, Suriye’deki tüm etnik ve dini bileşenleri kapsayan “Suriye Cumhuriyeti” (isindeki “Arap” ibaresinin kaldırılması) önerisi, aslında devletin bekası için son çıkıştı. Ancak Esad, bu tarihsel fırsatı siyasi bir körlükle reddetti.
Abdi, Esad’ın krizin başında demokratik bir çözümü elinin tersiyle nasıl ittiğini şu sözlerle aktarıyor:
“Bize yeni bir kavram geliştirmek istediğini söyledi. Bu kavramın herkesi kapsayacağını iddia ediyordu ama özünde Arap milliyetçiliği vardı. Esad, Türklere karşı Arap milliyetçiliğini güçlendirmek istediğini ve bu ismin asla değişmeyeceğini net bir şekilde ifade etti.”
Bu tavır, Baas yapısını mahkum eden ideolojik bir saplantının ve rejimin Suriye’yi geri dönülemez bir yıkıma sürükleyen o meşhur “siyasi dar görüşlülüğünün” en somut örneğidir.
Google Haritalar ile Başlayan Savaş: Teknolojik Paradoks
Askeri tarihin en ilginç ve paradoksal ittifaklarından biri Kobani kuşatması sırasında yaşandı. Dünyanın en gelişmiş hava gücüne sahip olan ABD liderliğindeki koalisyon ile SDG arasındaki ilk temas, teknik bir cihaz veya kurumsal bir güven mekanizması olmadan başladı. Abdi’nin itirafına göre, sahada hiçbir koordinasyon sistemi olmadığı için IŞİD hedefleri koalisyon güçlerine Google Haritalar üzerinden koordinat paylaşarak bildiriliyordu.
Koalisyon başlangıçta bu iş birliğini “insani tahliye” kapsamına sokarak sınırlı tutmuş ve “Sonuçlardan sorumlu değiliz” diyerek gayriresmi bir tavır sergilemişti. Ancak bu teknolojik imkansızlıklar içinde filizlenen geçici ortaklık, IŞİD’e karşı elde edilen somut başarılarla yıllara yayılan stratejik bir ittifaka dönüştü.
“Kan Dökmeden Devir Teslim”: 2012’deki Sessiz Geçiş
2012 yılında Kürt bölgelerindeki rejim güçlerinin çekilmesi, iç savaşın geri kalanındaki kanlı manzaradan radikal bir şekilde ayrılıyordu. Mazlum Abdi, bu süreci bir imha savaşı yerine “onurlu bir çekilme” olarak kurguladıklarını belirtiyor.
Bu barışçıl geçiş stratejisi uyarınca teslim olan askerler öldürülmemiş; aksine silahsızlandırılarak ailelerine gönderilmişlerdir.
“Esad güçlerini aylarca misafir ettik”
Bu sürecin dikkat çekici jeopolitik detayı ise askerlerin durumuyla ilgili. Abdi, özellikle Afrin gibi lojistik hatların kesildiği bölgelerde, rejim askerlerini aylarca “misafir” ettiklerini vurguluyor. Bu yaklaşım, bölgedeki yıkımı sınırlı tutarken, rejimin o dönemki çaresizliğini ve sahada kontrolü nasıl kaybettiğini yansıtan tarihi bir kesit sunuyor.
Şara ile Yeni Dönem ve Deir Hafer’deki İhanet Riski
Suriye’de bugün Şam merkezli yeni bir siyasi gerçeklik var. Abdi, geçici hükümetin lideri Ahmet el-Şara ile ABD veya Rusya gibi dış güçlerin aracılığı olmadan doğrudan ve “Suriye-Suriye” eksenli bir diyalog kurduklarını açıkladı. Özellikle Ramazan ayında (Mart 2024) imzalanan anlaşmalar, bu yeni dönemin anayasası niteliğinde.
Abdi, Şara’yı “kararlı ve diyalog yanlısı” olarak tanımlasa da saha şartlarının zorluğunu gizlemiyor. Özellikle Deir Hafergibi bölgelerden çekilme sürecinde yaşanan çatışmaları ve kayıpları bir “ghadr” (ihanet/pusu) olarak nitelendiren Abdi, bunu sahadaki koordinasyon bozukluklarına bağlıyor. Ancak bu tür provokasyonlara rağmen, daha fazla kan dökülmemesi adına Şara yönetimiyle kurulan diplomasi trafiğini sürdürmekte kararlı görünüyor.
Ankara Yolu ve Şam Üzerinden Diplomasi
Röportajın en çarpıcı noktası, Türkiye ile ilişkiler üzerineydi. Abdi, “Yakında Ankara’ya gidecek misiniz?” sorusuna verdiği “Neden olmasın?” yanıtıyla dikkatleri üzerine çekti. Türkiye’deki mevcut “Barış Süreci” tartışmaları ve sahada devam eden “fiili ateşkes” durumu, bu açıklamanın arka planını oluşturuyor.
Abdi’nin buradaki stratejik tercihi oldukça nettir: Türkiye ile ilişkilerin Şam üzerinden ve ulusal bir çerçevede yürütülmesini tercih ediyor. Mevcut güvenlik düzeyindeki temasların siyasi bir tanınmaya evrilmesi, bölge istikrarı için radikal bir değişim anlamına gelebilir. Bu, SDG’nin askeri bir yapıdan, Türkiye ile masaya oturabilen siyasi bir aktöre dönüşme çabasının son aşaması olacak.
Yeni Suriye’nin Ortak Paydası
Mazlum Abdi’nin açıklamaları, Suriye’nin sadece bir askeri çatışma sahası değil, aynı zamanda çok katmanlı bir siyasi dönüşüm laboratuvarı olduğunu kanıtlıyor. Abdi, üniformasını çıkarıp sivil siyasete dönme arzusunu yinelerken, Suriye’nin toprak bütünlüğünün ancak “kapsayıcı bir çözümle” mümkün olabileceği mesajını veriyor. Geçmişteki yönetim hataları, petrol gelirlerinin yönetimi ve bölgedeki asayiş sorunları (uyuşturucu trafiği vb.) konusunda özeleştiri veren Abdi, yeni dönemde hatasız bir yönetim vaat ediyor
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.