İHH İnsani Yardım Vakfı Genel Başkanı Bülent Yıldırım, Erzurum’da düzenlediği basın toplantısında çözüm sürecine destek verdiğini açıkladı ve sivil toplum kuruluşlarına “sahaya inme” çağrısı yaptı.
Erzurum İHH İnsani Yardım Derneği binasındaki toplantıda konuşan Yıldırım, Türkiye’nin Kürt meselesinin çözümü konusunda ortaya koyduğu iradenin desteklenmesi gerektiğini söyledi.
Yıldırım, Türkiye’nin uzun yıllardır karşı karşıya bulunduğu Kürt, Alevi ve Ermeni meselelerinin bölgesel müdahalelere açık alanlar olduğunu savundu:
“İsrail’in bölgede en çok kullanmaya çalıştığı Kürt meselesiydi. İkincisi Alevi meselesiydi. Üçüncüsü Ermeni meselesiydi. Ve bu ülke bu üç konuyu da çözmeye karar verdi ve bir irade ortaya koydu.”
“Sürecin tamamlanması lazım”
Yıldırım, çözüm sürecinde tarafların önemli adımlar attığını belirterek siyasi iradenin toplumsal destekle güçlendirilmesi gerektiğini söyledi:
“Şimdi geldiğimiz bu durumda bu ittifakın desteklenmesi lazım. Sürecin tamamlanması lazım. Bu nedenle bu sürece halkın destek vermesi gerekir.”
Yıldırım, sivil toplum kuruluşlarını sürece daha aktif biçimde katılmaya çağırdı:
“Bütün sivil toplum kuruluşlarını, halkın tüm kesimlerini sahaya inmeye davet ediyorum. Ve diyoruz ki siyasetin ortaya koymuş olduğu bu güzel iradeye halkın desteğinin de açık olması gerekiyor. O nedenle Türkiye’nin birçok yerinde çeşitli toplantılar yapacağız. Bütün sivil toplum kuruluşları olarak bir araya geleceğiz.”
Kürt, Türk ve Arap birlikteliği vurgusu
Ortadoğu’da önümüzdeki dönemde mezhep ve etnik kimlikler üzerinden yeni çatışmalar çıkarılabileceğini savunan Yıldırım, Şii-Sünni çatışması, Selefi-Sufi anlaşmazlığı ve etnik savaş ihtimalini üç önemli “fay hattı” olarak sıraladı.
Yıldırım, son dönemdeki çözüm girişimlerini bu açıdan da önemli gördüğünü söyledi:
“Bu son dönemde meydana gelen kardeşlik çalışmaları İslam dünyasının özgürlüğü için çok önemli bir adımdır. Bölgede ne olduğunu çok iyi biliyoruz. Kürt, Türk ve Arap birlikteliği bölgedeki bütün oyunları bozar.”
2027 “Ahmed-i Hani Yılı” olsun, Kürtçe köy isimleri geri verilsin
Yıldırım, çözüm sürecinin kalıcı hale gelmesi için bir dizi somut öneride de bulundu.
Sürecin açık ve şeffaf yürütülmesini, bir zaman planına bağlanmasını ve “halkın hakemliğinde” ilerlemesini isteyen Yıldırım, çatışmalarda hayatını kaybedenlerin annelerinin bir araya gelerek topluma ortak mesaj vermesini önerdi.
Yıldırım ayrıca 2027’nin “Ahmed-i Hani Yılı” ilan edilmesini, köylerin Kürtçe isimlerinin yeniden verilmesini ve kimlik ile dil meselesinin yeni anayasada ele alınmasını istedi.
İHH Başkanı, İstanbul Eyüpsultan’daki Pierre Loti Tepesi’nin adının da İdris-i Bitlisî olarak değiştirilmesini önerdi.
“İnsanlarda mutluluk var ama tedirginlik de var”
Çözüm süreci kapsamında Kürt nüfusun yoğun olduğu bölgelere ziyaretler yaptığını anlatan Yıldırım, gözlemlerini şöyle aktardı:
“İnsanlarda büyük bir mutluluk var. Büyük bir huzur var ama bir tedirginlik var. Bu tedirginlik nedir biliyor musunuz? Bu sürece acaba birileri engel olabilir mi?”
Bölgedeki insanların yeniden çatışma ortamına dönülmesini istemediğini söyleyen Yıldırım:
“İnsanlar köylerinde rahat yaşamak istiyorlar. Dağa kimsenin gitmesini istemiyorlar ve bu konuda da asla bu işin geri adım olarak dönmesini istemiyorlar.”
“Süreç halkın hakemliğindedir”
Yıldırım, sivil toplum kuruluşlarına yaptığı çağrıyı konuşmasının sonunda yineledi:
“Süreç halkın iradesindedir, süreç halkın hakemliğindedir. Sivil toplum kuruluşlarının olaya destek verme aşamasıdır. Bütün sivil toplum kuruluşları bu sürece destek versin ki Filistin için İsrail karşısında güçlü olalım.”
Yıldırım, Netanyahu hükümetinin önümüzdeki dönemde Suriye, Lübnan ve Irak’a yönelik saldırıları artırabileceğini, Türkiye’yi de bölgesel bir savaşın içine çekmeye çalışabileceğini öne sürdü. Bu nedenle bölgedeki bütün taraflarla görüşülmesi gerektiğini savundu.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.