Anasayfa / Yazarlar / Bir fani olarak Erdoğan

Bir fani olarak Erdoğan

Evet, bence Erdoğan siyasetin bir güç mücadelesi olduğunu; gücü maksimize etmek için her enstrümanın kullanılabileceğini düşünen; gerçekçi, pragmatik bir siyasetçi. İdeoloji de, içinden geldiği dünyanın ona armağan ettiği doğal bir enstrüman.

 

Erdoğan’ın karakteristik özelliğinden söz edebilir miyiz? Onun ağır basan yanını sorgularsak cevabımız ne olabilir? Erdoğan’ın yönünü belirleyen niteliği“ideolojisi” midir; yoksa O, pragmatizmi belirgin olarak öne çıkan bir siyasetçi midir?

 

Kuşkusuz makul bir bakış, “ya o, ya da öteki” sertliğinde düşünmeyi reddetmeye yakın duracaktır. İdeoloji/pragma unsurlarının bir bileşimiyle karşı karşıya olduğumuzu söyleyerek cevabın kenarından dolaşmak akla yatkın gelebilecektir.

 

Oysa ben bu sorudan kaçmayı yanlış bulanlardanım. Çünkü Mustafa Kemal’den sonra, yaşadığımız ülkenin kaderi üzerinde bugüne kadar tanık olduğumuz siyasetçilerin hepsinden daha fazla etkili olan bir şahsiyetten söz ediyoruz ve o kimileri için nefret nesnesiyken kimileri için de toplumu selamete taşıyan büyük kurtarıcı. Peki, Erdoğan kim?

 

***

 

Benim cevabım; Erdoğan’ın bu toplumun derin dokusunu iyi tanıyan, tipik siyasetçi tutkularıyla yaşayan ve kuşkusuz pragmatizmi ağır basan bir lider olduğudur.

 

İyi tanıyor; çünkü geleneğin çok içinden  geliyor. Hâkim değerlerin yoğurduğu bir zihne sahip. Bu onun en büyük avantajı. Hitabeti, kararlılığı, inatçılığı, zekâsı… Bunlardan söz etmiyorum. Önemsiz oldukları için değil; bütün bunlar ancak uygun bir ideoloji/pragmatizm bileşimi üzerine oturduğu zaman iş görebilecek insan  özellikleri olduğu için.

 

Evet, bence Erdoğan siyasetin bir güç mücadelesi olduğunu; gücü maksimize etmek için her enstrümanın kullanılabileceğini düşünen; gerçekçi, pragmatik bir siyasetçi. İdeoloji de, içinden geldiği dünyanın ona armağan ettiği doğal bir enstrüman. 

Onu hakiki kılıyor; hatta pragmatizmini gizliyor. Bu, belki kendi iç dünyasında bile böyle işliyor. Yani; Erdoğan da, siyasetin doğal hırslarıyla donanmış, önemli işlere soyunmuş  “pragmatik bir politikacıdan” çok, adanmış bir “dava adamı” olarak  görüyor kendisini.

 

Dönüp 2002’den bugüne  gelirken geçtiğimiz yollarda Erdoğan’ın hem söylemlerine, hem de izlediği somut politikalara bakın. Batı dünyasıyla kurduğu ilişkilerin seyrine ve diline bakın. Kürt sorununda izlediği yola söylemlere bakın. Ortadoğu siyasetine ve ona eşlik eden üsluba bakın. İç siyasette yaşanan yön ve kavram çeşitliliğine bakın. Buralarda tutarlı, ısrarlı ideolojik bir devamlılık asla göremezsiniz.

 

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın