Oral Çalışlar

Hrant’ın ölümüne karar veren merkez…

Son aylarda ortaya çıkan bilgiler ve yazılan iddianame, cinayetin aydınlanması adına, yeni ipuçları getirdi. Bu bilgiler içinde en çarpıcı olan; cinayet anında jandarma istihbarat görevlilerin olay yerinde bulunduklarının ortaya çıkması.

“Dur!” diyebilmek…

Hepimiz biliyoruz ki, sonunda çözüme yeniden dönülecek. Bu kaçınılmaz.

Böyle gitmez…

Evet zorlanıyoruz. Düne kadar makul bir yerde duran, toplumsal kamplaşmanın etkisiyle olaylara nesnel bakabilme yetisini korumaya çalışan bir çok insan; sonunda rüzgara kapılıp gitti, kutuplara bölündü.

“Ortak aklı” aramak

Bildiriyi yayınlayanların hakkında hukuki soruşturma açılmasını, üniversiteden atılmaları için kampanyalar başlatılmasını, kabul etmek mümkün değil. Sonuç olarak, “siyasi bir tavır alış” sözkonusu. Bu noktada gösterilebilecek karşılık, “öyle düşünmeyenlerin de fikirlerini söylemeleri”dir… “Siyaseten karşı duruş”larını ortaya koymalarıdır...

Beyaz’ın başına gelenler…

Özgürlük alanını daraltarak, eleştirel tutumu susturarak, bu alanda bir başarı elde edilmeyeceğini yeniden denemenin, bir yararı olduğunu sanmıyorum.

Defolu tartışmalar…

Bütün bu “uğultu”dan, daha demokratik bir anayasa; daha olgun, daha gelişkin, halkın ihtiyaçlarıyla daha çok örtüşen bir sistem çıkarabilmek mümkün olabilecek mi? Kötümserliğin kolaycılığına ve rahatlığına kapılmak istememekle birlikte; iyimserlik adına da, yeterince somut ipuçları bulmakta zorlanıyorum.

Savaşan değil, konuşan kazanacak

İşin sonunda gelip dayandığı soru şu: Bu meseleler, parlamenter bir zemine çekilemez mi, barışçı mücadele yöntemleriyle ele alınamaz mı? Milletvekilleri konuyu Meclise getirip, siyaset zeminine oturtamaz mı?

Aklınızdan bile geçirmeyin!

HDP'yi "siyaseten etkisizleştirecek" adımların, çözümü de aynı oranda zorlaştırması, şaşırtıcı olmaz. Çünkü, bir kez böyle bir yola girildi mi, gelişmelerin nerede duracağını kestirmek mümkün olamıyor.

Uzlaşma korkusu ya da ‘dışlayıcı demokrasi’

Artık, 1961 ve 1982 Anayasaları’nı ortaya çıkartan düzlemden farklı bir düzlemdeyiz. Toplumdaki eğilimlerin buluşabileceği bir zemin arıyoruz. “Toplumun bir kesimini yok sayan” yaklaşımların, ülkeye herhangi bir şey katması mümkün değil.

Rakel’in dediği gibi: Çaresizliğe teslim olmayalım…

Rakel Dink, çatışmaların hemen yanıbaşında çaresizlik içinde haykırıyordu: "Toprak kana doymaz, yeter demeye geldik, her tarafa sesleniyoruz: Bunca acı yeter. Lütfen her tarafa seslenmeye geldik. Kardeşçe, insanca Meclis'te konuşun demeye geldik. Bırakın insanlar eceliyle ölsün. Ancak o zaman insanların ardından ayinler de kıvamında olur acılar da..."

Şeytan kahkaha atmaya başlayınca…

Umuyor ve bekliyorum: Belki, Davutoğlu ve Kılıçdaroğlu'na diğer iki partinin (MHP ve HDP) liderleri de katılır; ve ilk kez toplumsal mutabakatla 'milletin anayasası' ortaya çıkarılabilir.

Silahlı çözüm, kime ne hayır getirecek…

Özgür ve rahat bir ortamda, doğrudan halkın görüşüne başvurulmadığı sürece, bağımsızlık konusuna ilişkin nesnel ve somut bir saptama yapılamaz. Şimdiye kadar yapılmış değişik anketlerde, Kürtler içindeki asıl eğilimin, “güçlü şekilde birlik” yönünde olduğunu görebiliyoruz.

Mardinli şoför: ‘Çözüm kapısı kapatılmasın’

Bir süredir, HDP yöneticilerinin yaklaşımında, bir değişiklik seziliyor. Önceleri, yüksek sesle olmasa bile, "hendekler yanlıştır" diyorlardı. Son dönemde, bunun yerine, "hendekler haklıdır" noktasına gelindi. Daha gergin bir dili hissedebiliyoruz.

Meclis Başkanlığı kürsüsündeki Pervin Buldan

Önceki gün, Meclis Başkanlığı kürsüsünde oturan kadın siyasetçi, Pervin Buldan'dı. Onun kimliğinde temsil edilen asıl anlam, Kürt siyasetinin bugün geldiği noktadır...

Kim bu YDG-H’liler?

Bu tablo bugün ortaya çıkmış değil. 30-35 yıllık çatışmalı bir tarihin sebep olduğu bir tablodan söz edilebilir: Çatışma, göçertme, yargısız infaz, civar kentlerde oluşan aşırı kalabalık ve yoksul nüfus...

PKK, Öcalan’a karşı gelir mi?

Böyle bir tablo içinde, Öcalan çıkıp "Türkiye'ye yönelik savaşa son verin, silahları indirin ve çatışmasızlık ortamında müzakere yeniden başlasın" derse ne olabilir? Kandil, "Sen baskı altındasın, seni dinlemeyiz” der mi, diyebilir mi?

Helin: ‘Artık rüya göremiyorum’

Sur'da felaketi yaşayan dokuz yaşındaki Helin, durumu özetliyor: "Artık rüya göremiyorum. En azından rüyamda da olsa oyun oynuyordum. Şimdi silah seslerinden uyuyamıyorum ki..."

17 Aralık: Darbe girişiminin yıldönümü

Darbe girişiminin ikinci yılında, Paralel Yapı, hâlâ, muhalefet tarafından bir müttefik olarak kabul ediliyor.

Çözüme dönebilmek…

Çözüm sürecine yeniden dönmek ve barışçı bir ortamı yeniden oluşturmak için neler yapabiliriz?

“Hendek”ten kaçış…

"Kürtlerin özgürlük yolculuğu"na zarar veren bir durumla karşı karşıyayız.

Solcu arkadaşımın ‘hendek analizi’

Sur ilçesinde ve diğer benzer ilçelerde yaşananlar, halkın ne ölçüde yararına? Halk bunlardan bir kazanç elde edebilir mi? Bu "deneme"ler, halk tarafından destekleniyor mu?

Şu gerilimi bir düşürelim…

Artan kutuplaşma, siyasi parçalanmayı kışkırtabilir. Tersi de olabilir: Sorumlu siyasetçiler; bu kadar ağır koşullar altında, birlikte ortak hareket edebilecek noktaları bulabilecek imkanları deneyebilirler.

Is “self-government” a gambit or a dead-end… And till when?

Those Kurds and Turks who had been expecting the PKK to lay down its arms are now being pointedly told that “it will be a long time before our guns fall silent, for we still have a long way to go.”

Kilikya Ermeni Katolikosluğu arazisi Anayasa Mahkemesi’nde

Kilikya Katolikosluğu'nun avukatı Cem Sofuoğlu, Adana'nın Kozan ilçesindeki mülklerini geri alabilmek amacıyla Anayasa Mahkemesi'ne başvurduklarını açıkladı. Bu yurtdışında bulunan bir Ermeni dini merkez tarafından açılan ilk dava.

“Özyönetim” açmazı ya da çıkmazı… Nereye kadar?

PKK, "silah bırak" beklentisi içine girmiş Kürtlere ve Türklere, "bu silah kolay susmaz, daha çok yolumuz var" mesajını veriyor.

Ahmet Hakan ve mahalle

Şu da açık: Erdoğan nefreti, onun kişiliğinin çok ötesinde bir durumu ifade ediyor. Benzer bir nefretin Adnan Menderes'e karşı da yaşandığının tanığıyım. CHP'li bir çevrede yetiştim, 27 Mayıs askeri darbesini de, Mendereslerin idamını da destekleyen bir toplumsal öfkenin içinde büyüdüm. Erdoğan'a duyulan nefrete paralel bir geçmişin içinden geliyorum.

Putin, Erdoğan, and the Kurds in the region’s future

While this last crisis appears to be a “Russo-Turkish conflict” at first sight, at a closer look it reveals a complex, multi-dimensional alignment. We are going through a phase when it becomes especially important to proceed calmly from the facts to objective assessments.

Sığınmacı sayısı yerli sayısını aşıyor…

Suriyeli sığınmacılar sınır kentlerimizde şimdiden kestirilemeyecek etkiler yapıyor. Buralarda yeni bir hayat ve yeni bir ilişkiler ağı oluşuyor.

Yükselen burçları Putin

Hazin olan, içerideki, Türkiye ile Rusya arasındaki krizi bile iç çatışmanın malzemesi olarak kullanmak isteyen çevrelerin durumu.

“Yurtdışı yasağın kalktı. Seni faili meçhuller karşılayacak…”

Türkiye, Türkler ve Kürtler; açık sözlü, eleştirel duruşunu her koşulda ifade eden, önemli bir aydını kaybetti.