HDP’nin tutuklu eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş’ın cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olabileceğine ilişkin senaryolar hukuki temelden yoksun. Demirtaş’ın avukatlarından Mahsuni Karaman, Demirtaş’ın siyasi yasaklı bir tutuklu olduğunu hatırlatıyor: “Cezası infaz edildi ama infaz edilmesi yetmiyor. Cumhurbaşkanlığına aday olabilmesi için siyasi yasağının kalkması gerekiyor. Anayasa Mahkemesi’ne bu yönde yaptığımız başvuruya henüz yanıt alamadık. Demirtaş’ın hukuken aday olma şansı şimdilik yok…” Avukat Turgut Kazan ve hukukçu Adem Sözüer de aynı kanaatte.
Hemen unutmayı istediğimiz ilişkiler, olaylar, kayıplar yaşıyoruz. Unutmak için çaba göstersek de zihin ne zaman uygun görürse o zaman başlıyor unutmaya. Acele etme diyor, kolay değil o kadar.
Bir zamanların sosyalist solunun bir kısmı, mutlaklaştırılmış bir “anti-emperyalizm” üzerinden ulusalcılığa savruldu. Bu sol-milliyetçiliğin topyekûn Batı düşmanlığı da Avrasyacılığa götürdü. Avrasyacı faşizmi ve Türkiye için ne istediğini, hattâ konjonktür sayesinde neleri kısmen gerçekleştirebildiğini, Rusya ve Çin örnekleri üzerinden yazmaya devam edeceğim. Dış politika (yeni işbirlikçilik) boyutlarına da değineceğim, iç politika boyutlarına da (diktatörlük, yalan, politik piyasa, devlet burjuvazisi, emir-ve-kumanda kapitalizmi). -- Ama şimdi kısa bir ara verip tarihe dönüyorum.
Gezi parkı davasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan iş insanı Osman Kavala, yazılı bir açıklama yaptı.
Kavala açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“25 Nisan 2022 tarihinde,...
Aslında solcular açısından da benzer bir durum söz konusu. Sol da Adnan Menderes ve iki arkadaşının idamını göğüslerini gere gere eleştiremiyor. “Ama onların da yaptıklarını unutmamak gerekir” diyerek, darbecileri haklı gören gerekçeler ima etmekten geri durmuyor. Mendereslerin idamının üzerinden 60, Denizlerin idamının üzerinden 50 yıl geçti. Bunca zamana rağmen bu idamların acısını silip atmamız mümkün değil. Her ikisi de hukuksuz ve intikamcı kararlardı.