“Sığınmacı hakları konusunda hassas, adalet perspektifine sahip insanlar her kesimde var. Onların seslerini dile getirmeleri, seslerini birleştirmeleri bu süreçte önemli. Seçimlere gidilirken partilerin bir tür centilmenlik anlaşması yapmalarını sağlamak, yani sığınmacıları siyasetin gündeminden çıkartmak gerekiyor.”
Sezen hanımın yanlış bulduğum ifadesine karşı yapılacak şey güzellikle doğrusunu anlatmak, kendisi için hayır dua etmek ve hayrını dilemekten başka bir şey değildir. Eğer dert üzüm yemek ise, bu da ancak olayı şahsileştirmeden ve kişisel bir hırsa dönüştürmeden doğruyu hassasiyetle açığa çıkararak olur. Dert bağcıyı dövmek veya siyaseten nemalanmak olursa da bu ancak zulümdür ve asla tasvip edilemez.
Sezen Aksu’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan’a cevaben kaleme aldığı “Avcı” adlı şarkı sözlerini Ermeniceye çevirip Twitter hesabından paylaşan ve sözlerin bir gecede onlarca farklı dile çevrilmesi akımını başlatan yayıncı Rober Koptaş ile fikrin nasıl ortaya çıktığını, sürecin nasıl geliştiğini ve gelen eleştirileri konuştuk: “Bu tam da Sezen Aksu’nun dediği gibi bizi üzemeyeceklerini, zaten çok üzgün olduğumuzu, dilimizi ezemeyeceklerini kanıtladı.”
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla tutuklanan gazeteci Sedef Kabaş’ın konuk olduğu bölüm nedeniyle, Uğur Dündar’ın TELE1’de yayımlanan Demokrasi Arenası programına...
Büyük dâvâlar, büyük ideolojiler, büyük anlatılar. Marksizmin serüveni ve İslâmcılığın serüveni. Önce muhalefet. Kendine demokratlık. Sonra iktidar. Kurtuluş ve özgürlük iddiasının zıddına dönüşmesi. Son birkaç yıldır hep bu süreç ve yapıları düşünüyor, evirip çeviriyorum. “Dil koparma”ya ilgim de tamamen bu çerçevede. Günlük, vülger polemiklerde yokum. Komparatif bir tarihçi olarak beni sadece, konuya ilişkin literatüre katkı düzeyi ilgilendiriyor.