Nasıl olmuş da 1966 ve 1982 yıllarında yayınlanmış iki ayrı kitapta İngilizce ve Almanca’dan “ensest” kelimesi “kızılbaş” olarak çevrilebilmiş? Çünkü Türkiye’nin en popüler sözlükleri de yıllarca böyle çevirmişler. Sorun cehaletten daha büyük.
Tek parti alışkanlıkları kendini bilhassa iki konuda hissettirir: Birincisi, kuvvetler birliğidir. DP’nin programı 1920 ve 1930’da kurulan muhalefet partilerinin gerisinde olsa da, parti temsilcileri başlangıçta kuvvetler birliğine karşı bir tutum takınırlar. Aralık 1948’de Menderes, mevcut anayasanın inkılapların süratli bir şekilde yapılması için kuvvetler birliği prensibini kabul ettiğini ama artık bu anayasanın eskidiğini belirtir.
Çoğulcu demokrasi arayışı gitmiş yerine muhalefeti düşman gören kutuplaştırıcı bir iktidar gelmiş. Benzer bir tablo Polonya’da da yaşanıyor. İçe kapanmacı dış politika, yabancı düşmanlığı almış başını gidiyor. Romanya’nın hali de pek iç açıcı değil. Yolsuzluk, rüşvet iddiaları zirvede. Bu üç doğu bloku ülkesi, bu üç eski sosyalist ülke, uzun bir despotizm acısının ardından yıkılan Sovyet rejimiyle birlikte egemenliklerini kazanmışlardı.
Gazeteci Fehmi Koru kendi sitesinde bugün (14 Eylül) yazdığı yazıda sadece iktidarın zaaflarından yaralanarak seçim kazanılamayacağını, muhalefet medyasının ‘tek seslilikte’ iktidar medyasından farklı olmadığını bunun da seçimleri kazanmaya yetmeyeceğini belirtti.