Cezayir’de 90 kişinin öldüğü orman yangınlarına müdahalede yetersiz kalmakla suçlanan Başbakan ve İçişleri Bakanı suçu sabotajcılara atınca, cadı avına çıkan kalabalık, yangın söndürme çalışmalarına gönüllü olarak katılan müzisyen Djamel Ben İsmail’i kundakçı olarak yakaladı. Polis merkezinden çıkarılan İsmail, öfkeli kalabalığın ortasında kaldı. İsmail önce dövüldü ve bıçaklandı ve sonra da canlı canlı yakıldı. Cesedi köy meydanına götürülüp işkence yapıldı. Gerçek ortaya çıkınca devlet suçu bu kez olayın geçtiği bölgedeki terör örgütü ilan edilmiş bir Berberi örgütüne attı.
Böyle zor bir ülkede radikal modernleşme deneyimleri Kabil ve bir kaç şehrin dışına çıkamadı, daha radikal modernleşme adımları geleneğin sert kayalarına çarptı, orduda örgütlenip darbeyle devrim yapan komünistlerin neden olduğu kaos ve işgal ülkedeki direnişin İslami rengini belirledi, ABD işgali ise bu rengin iyice koyulaşmasına neden oldu. Ve sonuç; Taliban...
Fitoterapi uzmanı Dr. Ümit Aktaş’ın İngiltere Halk Sağlığı Kurumu’nun yayımladığı Covid-19 verilerini temel alarak yazdıkları üzerinden sosyal medyada yeni bir dezenformasyon dalgası yayıldı. Aşılılarda ölüm oranının aşısızların iki katı olduğunu iddia eden Aktaş’a cevap istatistik ve araştırma yöntemleri uzmanı Dr. Zübeyir Nişancı’dan geldi. Nişancı, Aktaş’ın rakamları nasıl çarpıttığını ifşa etti, İngiltere’de aşısızlardaki ölüm oranının aşılıların 13 katı olduğunu gösterdi.
Haffner, Nazilere karşı koyacak takati olmayan Almanların kendilerini rahatlatmak için üç yola başvurduğunu söyler: Birincisi, kendini kandırmadır; Nazilerin acemi oldukları, yönetim işini beceremeyecekleridir… İkincisi hayata küsmedir; elini ayağını yaşamdan çekmek, sonsuza kadar pes etmektir… Üçüncüsü ise geri çekilmektir; gerçeği görmek ama ona saldırmak yerine ona sırtını dönmektir.