‘Çözüm Süreci’ni biz değil onlar yıktı’ tartışması, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Diyarbakır ziyareti vesilesiyle bir kez daha tazelendi. Oysa kronolojiye yakından bakınca, bu bıktırıcı nalıncı keseri tartışmasında iki tarafın da doğruyu söylemediği gün gibi çıkıyor ortaya. Gerçek şuydu: İki taraf da kendi hesabını yapıp, Çözüm Süreci’nin tamamına ermesinin kendi dar örgütsel-partisel çıkarları açısından olumsuz sonuçlar doğuracağı sonucuna vardı ve bitirmeye karar verdi.
Deniz Baykal, “Pazarlıkla Erdoğan’ın önünü açtı” suçlamalarına sert yanıt verdi: “Siyasi fırsatçılık yapamazdık. Rakibimizin siyasal haklarının tam olması temel inancımız. ‘Vardır bir dümen’ anlayışı çok sağlıksız. (…) Sayın Erdoğan’ın yasaklarının kaldırılmasını anlayamıyor bazı insanlar, üstelik onlar da insan hakları, hukukun üstünlüğü, demokrasi söylemini ağızlarından düşürmeyen insanlar.”
Gazete Duvar’da Kenan Şener imzasıyla yayımlanan “Kamu Reklamları Araştırmasında Ortaya Çıkan Son Tablolar’ dizisinin ilk iki bölümünü daha önce yayımlamıştık. Dizinin üçüncü bölümünde TMSF eski yöneticisi Abdullah Güzeldülger bu tabloları yorumluyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çözüm sürecini biz başlattık HDP bitirdi…” dedi ve tartışma alevlendi. Bu mesele buzdolabına konmuştu. Kamuoyunun bir kesimi sürecin yanlışlığı konusunda kesin kanaatlere...
Rusya’da, ebeveynleri okul sistemini onaylamadığı için ilkokula bile başlamayan Alisa Teplyakova adlı sekiz yaşındaki kız çocuğu, YEGE diye bilinen üniversite merkezi giriş sınavını kazanınca lise mezunu sayıldı. Küçük kızın babası, kızının dahi olmadığını, başarının evde gördüğü “sağlam Sovyet eğitimi”yle geldiğini söylüyor.