Yayılmacı ve genişlemeci söylemler AKP-MHP-Ulusalcı akımların birleşmesiyle daha da güç kazanmış görünüyor. Türkiye’nin topraklarını olduğundan daha geniş gösteren haritaların sonuncusu ‘Denizlerdeki Misak-ı Milli haritası’ olarak karşımıza çıktı. Ancak ülkemizin böyle saçma iddiaları ciddiye alınmadığı gibi, Ege ve Doğu Akdeniz’de haklı olan ve bir ölçüde anlayış gören taleplerine karşılık alması bu suretle engellenmiş olmaktadır. Muhalefet partilerinin ve özellikle CHP’nin uygun bir üslupla bu tür hususları gündeme getirmesini beklerdim. Ancak beklentilerim yine boş çıktı.
İnsan haliyle merak ediyor; yıllardır o darbenin hedefi olduğunu söyleyip, konu hakkında kapsamlı bir mağdur külliyatı oluşturan AK Parti iktidarı, neden iç tüzük gibi şeylere sığınıp bu kadar önemli bir raporu genel kurula indirmekten sakınır ve yoklar alemine göndermek ister.
Çocukluğumda, ergenliğimde radyo şiirsel güfteleriyle de sürpriz. O sürprizi flörtöz mimiklerle “Sonraki şarkıyı sen bana söylemiş ol”, “Sonrakini de ben sana…” kurgusuyla hususileştirmen, cüret edemediğin serenadını şarkılara bırakman da mümkün. Hem aşkta “ikimizin şarkısı”, “bizim şarkımız” diye bir ünite var, zorunlu müfredat o zamanlar. O yoksa ağız tadıyla düğün bile yapamazsın, ilk dansında sıradan taşralılar gibi “La Cumparsita” ile sağa sola sallanır, düğünleri kimliksiz kalan milyonlarca Jane-John Doeların arasına katılırsın.
Düşünce özgürlüğü engellendiği an kişi araçsallaşmaya müsait hale gelir ve iktidarlar kaçınılmaz olarak yozlaşmaya başlar çünkü insan araçsallaştığında yönetmek ayrıca bir çabaya gerek kalmaksızın, kendiliğinden güç kullanımına dönüşür. Neredeyse bütün yozlaşmaların ilk nedeni düşüncenin serbestçe hayat bulamaması ve insanların, düşünmeksizin sadece yaşar hale gelmeleridir. Düşünmeden yaşayan insanların düşünmedikleri her şey iktidarların zor gücünü güçlendirici bir etki yapar.
Gelecek Partisi’nin Kürt meselesinin çözümünü de merkeze alan yeni bir demokratikleşme süreci başlatma gibi bir politikası varsa, bu politika silahsızlandırmayı da kapsamak durumundadır. Silahsızlandırma, bu işin olmazsa olmazıdır. Silah, odadaki fildir. Görmezden gelinemez. Yanından geçip gidilemez. Arkasından dolaşılamaz. Silahları tamamen susturmadan, ülkede istikrar sağlanamaz. Mevcut şartlarda silahsızlandırma üzerine konuşmadan, gerçekte Kürt meselesi konuşulmuş olmaz.