“İşkenceye sıfır tolerans” sözünün kararlılıkla arkasında duran bir iktidar, ne yazık ki türlü bahanelere sığınarak özgürlükleri sınırlandıran, hak ihlâllerini kabul etmeyen ya da önemsizleştirerek geçiştiren ve hattâ insan haklarını devleti zaafa uğratan bir söylem olarak görmeye başlayan bir iktidara dönüştü.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Başkanı Tedros koronavirüsün Çin dışında hızla yayılmasının endişe verici olduğunu söyledi. Virüse İran'ın ardından Lübnan'da da rastlandı.
Nedir bu “dış güçler” ve “kökü dışarıda”lardan çektiğimiz? Bir zamanlar komünistler vardı. Şimdi yerlerini liberaller, demokratlar, Avrupacılar, Sorosçular aldı. Hepsi, her zaman, her şeyden sorumlu. Bu ülkenin evrensellikten, kozmopolitlikten, küreselleşmeden ödü patlıyor.
Her aktörün haklı olduğu, bu hakların birbirine uyum gösterdiği, bütün güçleri bağlayan etkin bir ahlâkın işlediği bir dünyada yaşıyor olsaydık, belki siyaset sektörüne de gerek kalmazdı. Ama siyaset, işte bu karmaşa içinde zararlardan, yıkımlardan kaçınma, yarar elde etmenin yollarını bulma faaliyetidir. Siyasetçiyi papazdan veya imamdan ayıran budur. O, ahlâkî vaazlar için değil, sorumluluğunu yüklendiği toplumun berbat bir dünyada hasar görmeden yol alabilmesine rehberlik etmek için vardır.
Almanya'nın batısındaki Hanau kentinde Çarşamba akşamı iki silahlı saldırı düzenlendi. Saldırılarda dokuz kişi öldü. 43 yaşındaki zanlı ve annesi evlerinde ölü bulundu, zanlının intihar ettiği bildirildi. Almanya Başbakanı Angela Merkel, "Saldırganın ırkçı bir motivasyonla, farklı dinlerden, kökenlerden ve farklı görünüşte olan insanlara nefret duyarak hareket ettiğini gösteren çok fazla işaret var" dedi.