Hayalci söylemlerle, kavgayla, gündem saptırmayla, sorunlar aşılmıyor. Ülkenin gerçek gündemiyle, halkın gerçek ihtiyaçlarıyla ilgili konuşulsa, birlikte çözüm aramaya yönelik bir yaklaşım ve üslup tercih edilse; hem siyasi aktörler, hem ülke, bundan kazançlı çıkar.
Geçmişe açılan pencerelerle dolu hayatlarımız... Birçok anıda o pencereler dikilir karşımıza... Bazen isteyerek, bazen zorunlu, bazen de tesadüfen o pencereleri açıp bakmışlığımız vardır geçmişe doğru...
Sayın Kılıçdaroğlu’nun, yeni seçmen kazanmak için ayrıca altını dolduramadığı, içi boş, hatta yanlış şeyler söylememesi de gerekiyor. Örneğin önceki günkü grup toplantısında başkanlık sistemi hakkında sarf ettiği “başkanlık bölücülüktür arkadaşlar, kimse unutmasın, başkanlık bölücülüktür” sözü doğru değil. Aynı şeyi iki kez yinelemek doğru olduğunu göstermez. ABD başta olmak üzere dünyada birçok demokratik ülke halen bu sistemle yönetilirken, böylesine baştan savma sözlerle meşru bir devlet sistemine karşı çıkılabilir mi?
Bu olay örgüsüne gelecek en ciddi itiraz, hiç şüphesiz Pelikan Operasyonu ile Başbakan Davutoğlu’nun istifası arasındaki ilişkinin belirsizliği üzerinden olabilir. Sadece sosyal medyada yayılan ve alt tarafı “kimliksiz” bir dijital metinden öteye geçemeyen bu sözümona bildiri, bir başbakanın istifasına yol açabilir mi?
Van’a, Hakkari’ye ve diğer illere yerleşen Yüksekovalılar “bizleri bu duruma sokanlardan hesap soracağız” diyor. Birçok Yüksekovalı döndüğünde karşılaşacağı manzaradan dolayı “cadde ve sokaklara barikat kurup hendek kazanları affetmemek” niyetinde.