Fırat Erez

El Bab: Kapı

El Bab’da Suriye ile TSK komutasındaki güçler (ÖSO) birbiriyle çatışıyor ve TSK top atışıyla bu çatışmaya müdahil oluyor; Rusya bölgedeki TSK karargahını vuruyor ve bütün bunlar CIA Direktörü Pompeo’nun Türkiye’deki ilk gününde oluyor. Öte yandan, PKK saldırıları durmuş gibi ve durum, örgütün alınan güvenlik önlemleriyle ezildiği, etkisizleştirildiği şeklinde açıklanıyor. Ancak aynı anda, neredeyse her gün dağlardaki PKK sığınaklarından biri veya birkaçı, çoğunlukla da içinde kimse yokken tespit edilip basılıyor. Aaralarında PKK için kesinlikle çok değerli olan Rus tasarımı ATGM Metis füze fırlatıcısının da olduğu silahve cephane ile patlayıcılar ele geçiriliyor. Açık ki bütün bunlar için “manidar” kelimesi yetersiz kalıyor.

Duvar (III) savrulma

AK Parti, Rusya’nın Suriyeye inmesi ve değişen dengeler sonucu politikasından dönmek zorunda kalmasından itibaren, özellikle de bu durumun SU-24’ün düşürülmesiyle zirve yapmasından beri, bir o yana bir bu yana savruluyor. Hatalar zincirleme birbirine ekleniyor ve gerçeğin, şeffaflığın yerini komplike ama zayıf bir kurgu alıyor.

Duvar (II) sapma

Hatâlardan dönülür, mağduriyetler giderilir, yıkılanlar tekrar yapılır veya onarılır. Ama kökeni hatırlatanların, ilkeleri savunanların, “araç amaçtır ve zafere giden her yol mübah değildir” diyenlerin tasfiyesi, bastırılması, susturulması ve itibarsızlaştırılmalarından geri dönmek çok daha zordur. Bu neredeyse geri dönüşsüz duruma geliş, bazen bir grup tarafından istenebilir ve hazırlanabilir. Çünkü her hareketin içinde asıl amacı sadece iktidar olanlar vardır ve iktidara gayrimeşru yollardan, hızlıca ulaşmanın da faydalanılabilir, çekici koşulları ortada durmaktadır.

Duvar (I) nefret

Sonuç ise muarızının haksızlığından devşirilen bir şaşmaz haklılık oldu; bir kalkan, bir duvar haline geldi ve Erdoğan’ı sarmaladı. Öyle ki, söylenebilecek tek ve gerçek şey, Erdoğan’ı çevreleyen fanatik koruma duvarının aslen karşı tarafın nefretine yaslandığı ve muhalefet tarafından yaratıldığı oldu.

Türkiye Gülen’in iadesini istiyor mu?

“İzleyicilerinizin bilgisine sunacağım faktörlerden biri de şu; hukuk sistemlerimizdeki farklılıklar nedeniyle, süreçle ilgili kamuoyu önünde konuşmamak bizim için çok önemli. Burada amaç, ABD'deki bir failin hakime sonucun önceden belirlendiğini ileri sürme fırsatını tanımamak.”

Reina saldırısı (II) medya ve güvenlik açığı

Hani, çok çok özel eğitimli, gene de yabancı istihbarat örgütlerinden destek almaksızın bu işi gerçekleştirmesi mümkün olmayan bir teröristti? Hani, ardında kesin ABD, kesin CIA vardı? Kimse çıkıp da hatâsını düzeltiyor, yanlışını geri alıyor mu? Sahi, bu iddialara ne oldu?

Reina saldırısı (I) flashbang yalanı

“Flashbang” Sabah gazetesinin iddia ettiği gibi sadece ABD’nin Pennsylvania eyaletinde üretilmiyor. Hattâ, Celal Kazdağlı’nın iddia ettiği gibi sadece ABD’de de üretilmiyor ve yalnızca ABD Özel Kuvvetleri veya diğer güvenlik güçlerince de kullanılmıyor. Öyleyse bazı basın mensupları, neden bunu kesin bir “imza” gibi gösterip, IŞİD’in saldırısını oldukça da mantıksız biçimde ABD’nin üzerine yıkmaya çalışıyor?

İzmir Adliye saldırısı

O kadar kötü planlanmış ve uygulanmış, o kadar “saçma” denebilecel düzeyde bir eylem ki, ister istemez, acaba PKK ile zımnî bir ateşkes zemini oluşuyor(duydu) da, bu, ona karşı aceleye gelmiş bir provokasyon mu(ydu) sorusunu akla getiriyor.

Rize nasıl kurtulur (2)

Bir Atatürk heykelinin Rize içinde kamyonla oradan oraya taşınması etrafında kopan fırtına, hem Angelopoulos’un filminde bir Lenin heykelinin Tuna üzerinde mavnayla Almanya’ya taşınmasını, hem de tarihimize (meselâ Rize’nin ne zaman, nasıl kurtulduğuna) ilişkin bilgisizliklerimizi çağrıştırdı.

Rize nasıl kurtulur (1)

Homerik destanlardan Odiseia’nın kahramanı Odiseus’un, kendisini yedi yıl süreyle adasında alıkoyan büyücü Kalypso hakkında “Seni sevemediğim için ağlıyorum” demesi, pek çok karmaşık ilişki ve tarihsel trajediye uygun düşer.

El Bab savaşı

El Bab’daki sıkıntı sadece IŞİD’ın direnişi değil. Asıl sıkıntı siviller. Kentte halktan IŞİD’a, inkâr edilemeyecek bir destek söz konusu. Ve yine inkâr edilemiyecek bir diğer gerçek de, sivillerin bir diğer bölümünün IŞİD tarafından kalkan olarak kullanılıyor oluşu.

Savaş iradesi (II)

Türkiye 2012’de göstermesi gereken savaş iradesini gösteremedi. Suriye’ye girmedi. Kampları orada kurmadı. Onun yerine, şimdi hemen herkesin farklı tanımlayıp değerlendirdiği bambaşka bir yola girdi ve bu yol, TSK’nın dört yıl gecikmeli olarak kendisini yine Suriye’de bulmasıyla sonuçlandı. Üstelik de dört yıl öncesinden çok daha zor koşullarda.

Yalnız kurt saldırısı ve açık bayraklar

FETÖ iddiaları duruma hiç uymuyor. Ayrıca, başka birçok örnekte olduğu gibi, “kimin işine yarıyorsa o yapmıştır” formülü de çalışmıyor. Geriye, AK Parti’nin dış politika manevrasının da, parti çizgisini topyekûn destekleyen medyasının da, Rusya’nın da işine gelmeyen “yalnız kurt” olasılığı kalıyor.

Savrulma

İntikam? Derin Devlet? Nedir bunlar? Kimden intikam alınacak? Saldırıyı gerçekleştiren iki intihar bombacısı zaten ölmüş ve onları yönlendirenler de namlunun ucunda; görülseler vurulacaklar. Her gün sınır içi ve dışında, havadan ve karadan operasyonlar yapılıyor, PKK’lılar vuruluyor. Açık, kanlı, karmaşık bir savaş zaten hüküm sürmekte. Ve Yeni Derin Devlet ne demek oluyor acaba?

Bazı Rus yalanları ve aşırı hevesli kullanıcıları

RT ve Sputnik gibi Rus dezenformasyon sitelerinden yayılan yalan haberlerin ilk ağızda Aydınlık gazetesi tarafından çoğaltılması, sonra hükümet yanlısı bazı gazetelerin bazı yorumcularına dahi sıçraması, çok sorunlu bir eğilimi yansıtıyor.

Küba Devrimi (başlangıç)

Che, daha Granma’dan karaya ayak basar basmaz uğradıkları saldırıdan kaçarken yaptığı bir tercihle kaderini belirlemiş, kalan kısa hayatına doktordan çok bir savaşçı olarak devam edeceği yola girmişti. Sadece bir sandık taşıma şansı vardı ve o, tıbbi malzemelerin olduğu sandığı değil, cephane dolu olan bir diğerini tercih etti. Sierra Maestra’da bulunduğu sürece de hırsı ve kıyıcılığıyla yükseldi; en tehlikeli işlere sürülen “intihar timi”nin başına geçti; örgütün muhbir, kaçak ve casus infazlarının çoğunu o gerçekleştirdi.

Beygir

Bizde ve genelde “Amerika” denince ABD anlaşılır. Oysa Amerika güney ve kuzey olarak ikiye bölünmüş bir büyük kıtanın adıdır ve Güney Amerikalılar bu yanılgıya tepki gösterir. Kuzeydeki Anglosakson alternatifine göre yerel kültür ile çok daha içiçe geçmiş Hispanik güneydeki Amerika’nın gözden kaçırılmasına tepkinin ifadesidir bu. “Amerikan Ruhu”nu çarpıtır, insanlığın öyküsündeki önemli bir bölümü eksik anlatır.

Bulanık bir medya ve cadı avı

Muhabirler görüntü ve ses kayıt aletlerini kullanarak işlerini yapmış ve ellerindeki dosyayı bağlı bulundukları ajanslara geçmek üzere toplantıdan ayrılmışlardı. Ancak gerek iletilmesi gereken dosyanın büyüklüğü, gerekse internet bağlantısında o geceye özel olarak artmış sıkıntılar nedeniyle bu iş uzamış, yavaşlamış veya kimisi için hiç mümkün olamamıştı. Kayıt dosyası da ajanslara ulaşıp daha yayına aktarılmadan CNN Türk canlı yayında Erdoğan’ın ikinci konuşmasını vermiş ve ilk haber kadük olmuştu. Bütün mesele bu kadar basit ve hayatın olağan akışına uygun iken, 15 Temmuz sonrası giderek yükselen ve bir türlü dindirilmek istenmeyen paranoyanın, neredeyse şehvetle sürdürülen cadı avının bir örneği yaşanıyordu.

Kutuplaşmanın aşağıya giden basamakları

Kılıçdaroğlu ve benzerlerinin işi, çoktandır yitirilmiş gerçekliğin yerine boşluğu doldurmak için kırık dökük bir yenisini veya gölgesini inşa edebilmek. Peki iktidarın sorumluluğu? Onlar boşluk doldursun, zırvalarıyla toplumu vursun diye cephane temin etmek mi? Artık yitirilmiş gerçeklik algısı, iktidar cephesini de gerçeklikten, uzlaşma zemini oluşturma gayretinden uzaklaştırmakta. Hepsine boş veriliyor. Hattâ o kadar boş veriliyor ki enerji içe dönüyor.

‘O 500 kişi’nin savaşı…

Kendi militanları da dahil en çok Kürtleri öldürüyor, yalan söylüyor, ama durmayıp yollarına devam ediyorlar. Cemil Bayık hâlâ TSK’nın Kandil’e operasyon yapacağı söylentilerini “buyursunlar gelsinler, Kürt halkı onları elinde çiçeklerle karşılamayacak” diye cevaplıyor. Cemil Bayık ve onun gibi 500 kişi daha. O 500 kişi için, geçtiğimiz yılın Temmuzundan beri 10 bin insan öldü ve çoğu da Kürttü. Cemil Bayık’ın söylediği gibi “Kürt Halkı”nın savaşı değil bu. O 500 kişinin, yani PKK aklının savaşı.

FETÖ’nün başarılı olmuş kansız darbesi: Kutuplaşma

HDP’lilerin tutuklanışıyla ilgili değinmediği bir nokta daha var Uslu’nun. TBMM’de dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda partilerin üzerinde uzlaştığı anlaşmaya göre, fezlekesi olan tüm milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırılacak, yargılamaları yapılacak; ancak cezaları kesinleşirse ve o da ancak seçilmiş oldukları yasama dönemi bittikten sonra hapse yollanacaklardı. OHAL, AK Parti’ye verdiği bu sözü tutmama özgürlüğü sağlamış gibi gözüküyor.

Bir saldırının etrafında (II)

Ümit Kıvanç hâlâ soruyor: “İki örgüt nasıl bu kadar birbirine karıştırılabilir eylemler yapabiliyor? Örgütlerin amaçlarıyla yöntemleri, eylemleri arasında bağ olması, uyum olması, örtüşme olması gerekmez mi? Nasıl aynı eylemi amaçları birbirine bu kadar zıt örgütler üstlenebiliyor?” Bu benzerliği aklının almamasının kaynağında, PKK’nın ne olduğunu bir türlü anlayamamak veya kabullenememek var. Oysa bir cümle önce cevabı kendisi vermiş: “TAK ise PKK’nin, bizzat üstlenmek istemediği terör eylemlerini yapan sözde bağımsız yan kuruluşu.”

Ortadoğu’da öldürme biçimleri: “IŞİD infazı”

Felâketler ve acıların doğurduğu bir olgunun üzerinden herkesin niyetini gizlediği oyunlar oynanıyor ve daha düne kadar Türkiye, bu oyunun içinde niyetini gizlemeyen tek ülke olduğu halde “IŞİD destekçisi” diye anılıyordu. Üstelik de Batı ile görece iyi ilişkileri olan laik-demokratik bir ülke olduğu halde. Sünni ağırlıklı Müslüman nüfus varlığıyla IŞİD’in asıl ontolojik zıddı olduğu halde.

Ortadoğu’da öldürme biçimleri: “Uzaktan kumandalı öldürme”

ABD ordusunda çalışan silahlı İHA personeli arasında yaygın kullanılan bir deyim var: “bug splat.” Lâfzen, bir böceği ezeyim derken bütün çevresini yamyassı etmek anlamına geliyor. İstihbarat zaafı, teknik hatâ vb sebeplerle hedefi şaşırma ve benzeri olaylar sonucu yaşanan hedef yaymalar için kullanılıyor. Geçen yılın ilk aylarına denk düşen bir yayın, silahlı İHA (drone) saldırılarında, CIA ve FBI terör listelerinde bulunan 41 kişinin öldürüldüğü bilgisini veriyor. Sözü geçen operasyonlarda hayatını kaybeden, önemli bir kısmını çocuk ve kadınların oluşturduğu masumların sayısı ise 1147’yi buluyor.

Musul Savaşı (I)

Çoğunluğu Şiilerden oluşan Irak ordusu ABD kontrolünde olduğu sürece bir derece güvenilir kabul edilse bile, IŞİD’ın aynadaki Şii görüntüsü sayılan Haşdi Şabi’nin Musul’a girmesinin bir felaketi tetikleyeceğine kesin gözüyle bakılıyor. ABD, yarattığı tüm bu canavarların ortadan kaldırılmasına öncülük edebilecek mi? Başta Türkiye olmak üzere, bölgedeki hemen tüm aktörler bu istekte ABD ile buluşuyor gibi. Belki tek ama çok önemli istisna, İran. İran’a ve kontrolündeki paramiliterlere çok dikkat edilmesi gerekiyor.

Medya ve gerçeğin umursanmaması

Muhalefet de, hükümet yanlısı medya da gerçekle pek ilgilenmiyor. Suriye ve Irak’ta olup bitenlerde kapalı kapılar ardındaki konuşmaların fazlasıyla etkin olduğu bir dönemden geçiyoruz. Her şey çok hızlı değişiyor; basına çoğunlukla eksik, yanlış veya geç yansıyor. Bütün bu hızlı değişim içinde muhalefet eski çarpık ezberlerine (Demirtaş’ın demeçlerinde artık siyasi ciddiyeti tümüyle bir yana bırakması örneğinde de görüldüğü gibi) pervasızca sarılıyor. Hükümet yanlısı medya ise, çoğunlukla kifayetsiz okumalara ve yüzeyselliğe savruldukça savruluyor.

Musul’da ve aslında her şeyin en başında…

Harekât başlayana kadar, (a) çoğunluğunu Şiilerin oluşturduğu Irak ordusu; (b) onunla bağlantılı (aralarında Haşdi Şabi gibi Şii oluşumlarının yanı sıra, 3000 gerillasıyla PKK’nın da olduğu söylenen) milis güçleri; (c) Sünni ekseni oluşturan Peşmerge; ve (d) TSK ile onun yetiştirdiği Ninova Muhafızları arasında nasıl bir hiyerarşi oluşacağı belli değildi. Şiiler Irak’ın üniter yapısı üzerinden harekâtta öncülük iddia ediyor. Buna karşılık Türkiye, Musul’un Sünni ağırlıklı nüfusuna ve dolayısıyla bir mezhep çatışması olasılığına dikkat çekiyor.

İki T24 yazarı ve ‘PKK ile mücadele’ okumaları üzerine (II)

İki yazar da hükümetin şiddet yoluyla PKK üzerinde oluşturduğu baskının, sahada silah taşıyan tüm PKK’lıların yanısıra aileleri ve yakın çevrelerini de hedef aldığı iddiasında. Metin Gürcan “tasfiye” diyor ve havuzlarına milyonlar koyup “nasıl olacak?” diye soruyor. Hasan Cemal “imha” diyor ve işkenceleri, köy boşaltmaları, tutuklamaları, katliamları, parti kapatmaları, vekil tutuklamaları içeren sürreel bir kâbusu pazarlıyor.

Savaş iradesi, barış iradesi

Rusya Suriye’deki varlığını giderek, Amerikalıların deyişiyle bir “haydut devlet” (rogue state) seviyesine doğru çekiyor ve bunun başlıca sorumlusu da yine ABD’nin kendisi. Bütün bu kaos içinde aklı gerçekten başındaymış gibi duran tek ülke Türkiye ve gözler giderek daha fazla Cumhurbaşkanı Erdoğan’a dönüyor.

Türkiye’nin Suriye’de ölen çocuklara faydası

Ban Ki-mun’un BM’den yükselen tepki çığlığının bir yaptırım uzantısı da olacağa benziyor. BM sözcüsü Stephane Dujarric, BM konvoyunun vurulmasıyla ilgili bir soruşturma başlatıldığını açıkladı. Suriye (veya belki de direkt Rusya) tarafından vurulduğu neredeyse kesin olan (ama Rusya’nın yukarıda linki atılan haberde de görülebileceği gibi “biz yapmadık” dediği) BM konvoyu, gerilimi BM ile Rusya arasına taşıyacak gibi görünüyor.