Çatışma çözümünde dikkate alınması gereken yirmi ilkenin sadece sekizi AK Parti iktidarınca kullanıldı. Diğerleri kullanılmadı ve bazılarında da tam aksi yönde bir eğilim sergilendi. İyi niyet, irade, çaba, sabır olumlu ve olmazsa olmaz özellikler… Ama yeterli olmuyor.
1960’lardan beri ve sonra 2002’den bu yana, bilhassa da Gülen Cemaati’yle mücadele içinde edindikleri tecrübelerden hareketle, (a) dinî referanslarla oluşturulan aidiyetlerin bir hareketi, bir süre besleyebileceğini, ama dinî referanslarla devlet yönetilemiyeceğini gerçekten kavradılar ve özümlediler. (b) Kısa vâdelilik ve konjonktüralizm tuzağına düşmeyip, siyaset için bir araç olmayacak ama siyasî faaliyet için bir çerçeve oluşturacak bir anayasa yapacaklar. (c) Ve sonuçta bu ideolojisiz bir anayasa olacak; Atatürkçülük bağlayıcılığı sona ererken çağdaş dünyada, topluma başka herhangi bir tek tip elbise veya “izm” dayatmaya kalkmayacak. Bu üç noktaya güven duyuyorum.
Türkiye-AB Geri Kabul Anlaşması'nın birçok boyutu var. Siyasi ve ekonomik perspektifler bir yana bırakıldığında bireysel hikâyelerin büyük resimde ne kadar yer edindiğini sorgulamak da önem taşıyor.
Mafyalaşmış bir iklim yarattınız, hakemleri dövdünüz ‘odalarında’, hapsettiniz. Taraftar topluluklarını birbirine döner bıçaklarıyla saldıran canavarlar haline getirdiniz. Sporun bütün kurumlarını rant merkezi haline dönüştürdünüz…
Esat rejiminin IŞİD’le işbirliği saklanır ya da yokmuş farz edilirse, terör örgütüyle işbirliği yapanın asıl bu rejimin düşmanı Türkiye olduğu yalanı yayılırsa, Esat rejiminin önüne yatılmış olunuyor.