Babacan: Milliyetçilik askıya ekmek koymak değildir

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin 1. Olağan Erzurum İl Kongresi’nde konuştu. Babacan, “askıda ekmek” kampanyası başlatan MHP’yi eleştirdi, “Milliyetçilik askıya ekmek koymak değildir dedi.

Babacan konuşmasına “Sözlerime Erzurum Kongresinin delegeleri arasında yer alan, Birinci Meclisimizin Erzurum mebusu Hüseyin Avni Bey’in sözleriyle başlamak istiyorum: ‘Cepheleri tutacak olan kanundur, adalettir'” diyerek başladı.

Polatlı’dan Yunan topçularının sesi gelirken Birinci Meclis’te Erzurum’da tutuklanan bir gazeteci için hükümet aleyhine gensoru veren Erzurum mebusu Hüseyin Avni Bey’in, savaş şartlarında bu gensorunun zamanı mı eleştirilerine  böyle cevap verdiğini hatırlatan Babacan, “Bugün, Birinci Meclisteki gibi çoğulcu, herkesin kendi kimliğiyle, kendi hür fikriyle yer alabildiği bir Meclisimiz yok“ dedi.

Babacan’ın konuşmasının başında Erzurum milletvekili olan ve DP milletvekili iken Yassıada’da yargılanan, Şeyh Said’in torunu Abdülmelik Fırat’ın da adını anması dikkat çekti.

MHP’nin güçlü olduğu Erzurum’da Babacan’ın hedefinde MHP’nin başlattığı askıda ekmek projesi vardı:

“‘Askıda ekmek’ diye bir proje başlattılar. Bundan hiç utanmıyorlar mı? Adaleti, insan haklarını, demokrasiyi askıya alırsanız o ekmeği de askıya koymak zorunda kalırsınız. Bu, iktidarın bir ortağının vatandaşının ekmek parasına muhtaç kaldığını açıkça ilan etmesi demek. Söze gelince, yerli ve milli diyorlar. Milliyetçilik askıya ekmek koymak değildir.”

Babacan, KHK’lılar ilgili de mesajlar verdi:

“Son 4 senede bu ülkede OHAL bahane edilerek bir KHK zulmü uygulanıyor. Bağımsız ve tarafsız yargı kararı olmadan tam 125 bin 678 vatandaşımızın işine son verildi. OHAL KHK’ları ile hukuku yok sayarak, herkesin ismini tek tek bir kararnameye yazdılar, herkesi bir sepete attılar, işlerine, aşlarına son verdiler. KHK ile işine son verilen vatandaşlarımızın büyük bir kısmı yargı tarafından aklandı. Ama işlerine geri dönemediler. Özel sektör de çekindiği için işe almadı.

“Güçlü devlet, vatandaşını ekmeğe muhtaç bırakan devlet değildir. Güçlü devlet, gazetecilerini aydınlarını hapse atan devlet değildir. Güçlü devlet, hukukun üstünlüğü ilkesini çiğneyip güç gösterisi yapan devlet değildir.  Güçlü devlet, özgürlüklerin kısıtlanmasını bir marifet sayan, doğarken kimlik kartı verdiği vatandaşını kimsesizliğe terk eden devlet değildir. Bağımsız ve tarafsız yargı makamlarınca haklarında kesinleşmiş karar verilmemiş herkes masumdur.Bu kişilerin özlük hakları iade edilmelidir. İtibarları iade edilmelidir. Yapılan hukuksuz işlemler nedeniyle maruz kaldıkları tüm zararlar telafi edilmelidir.”

Önceki İçerik“O halde biz neyi tartışıyoruz?”
Sonraki İçerikYeni ‘Susurluk fotoğrafı’ kadar buluşma mekânı da karanlık