Bir acayip vazgeçiş

Dün gece (20 Mart 2021) saat 02.00’de Türkiye, Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Uluslararası İstanbul Sözleşmesi’nden çekildi. Haber Resmî Gazete’de yayımlandı. İlk ‘duyum’dan o saate kadar kadınlar dün geceyi nasıl geçirdi, bugün ne yapacaklar?

Dün akşam saatlerine doğru İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçileceği “duyumları” yayılmaya başladı. Kadınlar, AK Parti’nin kadın oylarından vazgeçmeyeceği ihtimaline tutunarak ve dedikoduya inanmayarak ulaşabildikleri herkesten teyit almaya, daha doğrusu haberin gerçek olmadığı bilgisine ulaşmaya çalıştı. Birkaç saat içinde korkulanın gerçekleşmeyeceği duygusu ağır basınca derin bir nefes alındı.

Sosyal medyada hazırlık

Çok geçmeden “duyum” Twitter’da önce üstü kapalı ifadelerle tekrar göründü. Ardından İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Akşam Gazetesi ile röportajını “Kadınların güçlü olduğu bir dünyada ailenin ve toplumun güçlü olduğuna inanıyoruz. Kadınların sorunlarını çözecek çalışmalar hükümetimizin ana gündemi olmaya devam ediyor. Her zaman #GüçlüKadınGüçlüTürkiye diyoruz. Son gelişmeleri @Aksam Gazetesine değerlendirdik” sözleriyle duyurdu.

#GüçlüKadınGüçlüTürkiye etiketi TT yapıldı. Ağırlıklı olarak Cumhurbaşkanı’nın kadınlarla ilgili sözleri ve İnsan Hakları Eylem Planı’ndan ifadeler paylaşıldı: Eylem Planı’nda bir kere bile “toplumsal cinsiyet” ya da “eşcinsel” ifadelerinin geçmediğini biliyor muydunuz?

Kadınlar 19 Mart’ı 20 Mart’a bağlayan geceyi “Acaba ne olacak?” telaşıyla geçirdi. “Dedikodu-duyum” farklı içeriklerle varlığını koruyordu. Resmî Gazete’nin web sayfası açılmış, dakika başı kontrol ediliyordu. Kadın örgütleri işin ciddileştiğini fark edip sosyal medyadan itirazlarını paylaşmaya başladı. Paylaşım, #Aklınızdanbilegecirmeyin etiketiyle TT (Trend Topic) oldu. Aynı dakikalarda, gecenin ikisinde son bir kez daha bakalım diyerek açılan Resmî Gazete web sayfasında onlarca maddenin altında, Cumhurbaşkanı Kararları’nın içerisinde ve en sonunda İstanbul Sözleşmesi’yle ilgili karar okundu: “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesinin Türkiye Cumhuriyeti Bakımından Feshedilmesi Hakkında Karar (Karar Sayısı: 3718).”

Biraz geriye gidelim.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Dünya Kadınlar Günü’nde kadının “yerini” hatırlatan, hatta bu yerin, devletin bir şekilde önünü alabileceği şiddetten bile önemli olduğunu vurgulayan bir konuşma yaptı.

Ayasofya Başimamı Mehmet Boynukalın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde, Twitter hesabından yaptığı paylaşımlarda “Cinayet cinayettir; cinsiyet değiştirmez; erkek, kadın, çocuk, büyük kimin başına gelirse gelsin ilkemiz: ‘Sizin için kısasta hayat vardır’ ilahi düsturudur. Sürekli ‘kadın cinayetleri’ vurgusu, kadını erkeğe düşman etmeye çalışan bir sloganik medya propagandasıdır.

“Ey insanlar! Şüphesiz, biz sizi bir erkek ve bir kadından yarattık ve tanışasınız diye sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerliniz ona karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz, Allah en iyi bilen ve her şeyden haberdar olandır (Hucurat suresi 13)” ifadelerini kullanmıştı.

Birkaç gün sonra katıldığı bir televizyon programında sorulması üzerine AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin “Kadın- erkek meselesine dair dini de referans yaparak, katı, sert açıklamalar yapmayı problemli görüyorum ve bize fayda vermiyor. Tam tersine incitiyor, kadınları da incitiyor, bu alanda çalışanların yükünü arttırıyor. Ve daha önemlisi bu açıklamalar siyasetin yükünü artıyor. Siyaset çok ağır bir iş. O yüzden bence herkes kendi işini yapmalı diye düşünüyorum” demişti.

Tartışma sosyal medya üzerinden devam etti;  bazı yazarlar ve partililer Mehmet Boynukalın’ı desteklerken, Özlem Zengin deyim yerindeyse tam anlamıyla yalnız bırakıldı.  

Yine Dünya Kadınlar Günü’nde KADEM (Kadın ve Demokrasi Derneği), Kadın Haklarına Dair İlkeler Bildirgesi’ni “Varoluşta Eşitlik, Sorumlulukta Adalet” sloganıyla ilan etmişti. Bildirgenin tam metnine http://imzamiatarim.com/ sayfasından erişebilirsiniz. Metin içerisinde “toplumsal cinsiyet” hatta “cinsiyet” kelimeleri hiç geçmiyordu.

Daha da geriye giderek muhafazakâr erkeklerin türlü bahanelerle Sözleşme’den vazgeçilmesi için yaptıkları -nafaka, aile elden gidiyor vb- kampanyalarını da hatırlayabiliriz.

Bu haber yazılırken Twitter’da kadınlar hayal kırıklıklarını ve tepkilerini paylaşıyor, sokağa çıkmaya hazırlanıyordu. #İstanbulSözleşmesiBizim diyen Kadınlar İstanbul Sözleşmesinden kolay vazgeçeceğe benzemiyor.

Şimdi Ne Olacak?

Sorular artıyor. AK Parti gerçekten de kadınların oylarını ve hatta kadınları gözden çıkardı mı?

İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmenin uluslararası arenada bir karşılığı olacak mı?

Türkiye, on bir yıl önce hazırlanmasına büyük katkıda bulunduğu uluslararası bir sözleşmeyi ve ona bağlı olarak çıkardığı 6284 sayılı kanunu uygulamamışken, İnsan Hakları Eylem Planı’nda yer verdiği maddeleri hayata geçirebilecek mi?

Bugün sokağa çıkan kadınların bazıları özgürlüklerinden olup şiddete uğrayacak mı?

Önceki İçerikOtoriterleşmede neden gaza basıldı?
Sonraki İçerikUğradığı şiddetle İstanbul Sözleşmesi’ne ilham kaynağı olan kadın: Nahide Opuz