Amedspor iştahla oynadı. Coşkuyla oynadı. Mücadele etti. Daha önemlisi, hiçbir oyuncu teslim olmadı. Her oyuncu kendi alanında oyuna itiraz etti. Bu isyan, sonunda hak edilmiş bir galibiyete dönüştü.
Ama bu galibiyeti överken Amedspor’un hâlâ tamamlanmamış oyununu görmezden gelmek doğru olmaz.
Amedspor’un oyunu henüz örgülü pas dizilerinden, ölçülmüş alan katetmelerinden ve süreklilik taşıyan hücum organizasyonlarından oluşmuyor. Trabzonspor karşısında ise takımın tutkusu, direnci ve öne doğru savunma davranışı bir süreliğine sistemin yerini aldı.
Besnik Hasi’nin düşük bloktan vazgeçip savunmayı dörtlü kurması bu bakımdan önemliydi. Umut ve Krasniqi’nin savunmanın iki kenarında gösterdiği olağanüstü performans, bu tercihi daha da anlamlı hale getirdi. Amedspor savunması geriye koşarak değil, rakibin önüne çıkarak savundu.
Futbolda bazen bir savunma davranışının bütün açıklaması tek cümledir:
Rakibe zaman vermiyorsanız, ona oyun kurma fırsatı da vermiyorsunuz.
Trabzonspor’un topa sahip olma oranı %60’tı. Pas sayısında da belirgin üstünlüğü vardı. Buna karşın şutlarda Amedspor 17-8 öndeydi. Ceza sahası içinden şutlarda fark daha çarpıcıydı: 11-6.
Bu rakamlar maçın gerçek hikâyesini anlatıyor:
Trabzonspor topu kullandı, Amedspor oyunun tehlikesini üretti.
İlk yarıda sol koridorda Umut, Dia Saba ve Yira Sor’un oluşturduğu ilişki bunun en açık örneğiydi. Üç oyuncunun birbirine yakınlığı, pas açılarını ve hareket seçeneklerini çoğalttı. Trabzonspor sol tarafta gedik verdiğini gördü ama bu gedik, savunmanın bütününü bozacak bir sürekliliğe dönüşmedi.
Sağ tarafta Krasniqi-Ballet ikilisi benzer bir imkân aradı. Fakat üçüncü oyuncunun eksikliği, bu ilişkinin etkisini sınırladı.
Burada önemli olan oyuncuların isimleri değil, ilişkinin kendisi.
Trabzonspor’u kararsızlığa iten Dia Saba’nın tek başına varlığı değildi. Dia Saba ile Yira Sor arasındaki işlevsel ilişkiydi. Çünkü bu ilişki Trabzonspor savunmasını sürekli karar vermeye zorladı.
Ve karar vermekte zorlanan takım, oyunu yönetemez.
Trabzonspor maça oyunu domine etme iddiasıyla çıktı. Fakat Amedspor’un savunma direnci ve kanat ilişkileri bu iddiayı törpüledi. Trabzonspor oyunu yönetmek yerine oyunun kontrolünü kaybetmemeye çalıştı.
Bu küçük fark, maçın bütün psikolojisini değiştirdi.
Trabzonspor kontrollü kaldıkça Amedspor cesaretlendi. Amedspor cesaretlendikçe iki takım arasındaki güç farkı eridi. Top Trabzonspor’da kaldı; fakat oyunun ağırlığı giderek Amedspor’a geçti.
Amedspor’un Trabzonspor karşısındaki en büyük kazanımı belki de budur.
Henüz bir oyun sistemine dönüşmemiş olan coşku, bir maç boyunca sistem kadar etkili olabildi.
Fakat bu, Hasi için aynı zamanda bir uyarıdır.
Coşku sürdürülebilir bir oyun değildir. İsyan da taktik planın yerine geçemez. Amedspor şimdi Trabzonspor karşısında ortaya çıkan bu güçlü duyguyu, kalıcı bir oyun aklına dönüştürmek zorunda.
Çünkü bir takımın karakteri onu maç kazandırabilir.
Ama oyun, onu bir yere götürür.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

