SerbestiyetSerbestiyet
Anasayfa / GÜNÜN YAZILARI / Trabzon’a 2 kırmızı kart, 4 gol: Mesafe bozulunca oyun da bozulur

Trabzon’a 2 kırmızı kart, 4 gol: Mesafe bozulunca oyun da bozulur

Ferencvaroş karşısındaki yenilgiyi iki kırmızı kartla açıklamak kolay. Ama Trabzonspor’un asıl sorunu eksik kalmadan önce başladı: Oyuncular arasındaki mesafeler açıldı, savunma zinciri kırıldı, orta saha merkezi kaybetti.

Futbolda bazı yenilgiler skordan daha fazla şey anlatır.

Trabzonspor’un Ferencvaroş karşısındaki yenilgisi de onlardan biri.
Maçı iki kırmızı kartla açıklamak kolay. Trabzonspor eksik kaldı, evet. Eksik kalmak skoru büyüttü. Fakat yenilginin nedeni eksik kalmak değildi.
Eksik kalmak, Trabzonspor’un sorununu büyüttü; sorunu yaratmadı.
Sorun daha önce başlamıştı.
Trabzonspor, oyuncuları arasındaki mesafeyi koruyamadı.
Hem hücumda hem savunmada.
Bu, futbolun en temel ama en az konuşulan prensiplerinden biridir. Oyuncular arasındaki mesafe, takımın geometrisidir. Geometri bozulduğunda oyun da bozulur.
Bir oyuncu topa giderken arkadaşının nerede olduğunu bilmiyorsa takım savunması yoktur.
Bir oyuncu topu aldığında pas vereceği arkadaşına ulaşamıyorsa takım hücumu yoktur.
Bir oyuncu rakibe bastığında arkasındaki boşluğu kimsenin kapatamayacağını biliyorsa o baskı, baskı değil; kumardır.
Trabzonspor zaman zaman bu kumarı oynadı.
Kaybetti.
Mesele kırmızı kart değil
Bir takımın bir maçta iki kırmızı kart görmesi elbette önemlidir.
Ama kırmızı kartlara biraz daha geriden bakmak gerekir.
Çünkü kırmızı kart çoğu zaman bir futbolcunun hatası gibi görünürken, arkasında takımın yaptığı daha büyük bir hata bulunabilir.
Savunma hattı bozulmuştur.
Orta saha merkezi kaybetmiştir.
Oyuncular birbirinden kopmuştur.
Bir oyuncu son anda müdahale etmek zorunda kalmıştır.
Sonra kart çıkar.
Herkes karta bakar.
Oysa asıl soru şudur:
Oyuncu neden o son müdahaleyi yapmak zorunda kaldı?

Trabzonspor’un Ferencvaroş maçında bu sorunun cevabı, büyük ölçüde mesafelerde gizli.
Takımın oyuncuları birbirlerine yardım edecek uzaklıkta kalamadı.
Bu yüzden bir oyuncunun hatasını başka bir oyuncu telafi edemedi.
Bir boşluk açıldığında ikinci oyuncu yetişemedi.
Bir savunmacı rakibe çıktığında arkasındaki alan büyüdü.
Bir orta saha oyuncusu merkeze kapandığında başka bir bölge boşaldı.
Oyun böyle böyle parçalandı.

İlk 35 dakikada Trabzonspor’un iki zaafı açık biçimde ortaya çıktı.
Birincisi, ani ve hızlı yön değiştiren uzun toplar.
Ferencvaroş topu bir kanattan diğerine hızlı taşıdığında Trabzonspor savunması dengesini kaybetti. Savunma topa göre hareket etti ama topun bir sonraki hareketini öngörmekte zorlandı.
İyi savunma, topun peşinden gitmek değildir.
Topun gideceği yeri önceden kapatmaktır.
Trabzonspor bunu başaramadığında savunma sürekli yeniden kurulmak zorunda kaldı.
İkinci zaaf orta sahadaydı.
Ferencvaroş hızlı ikinci bölge çıkışlarında Trabzonspor’un merkezini yeterince kapatamadı.
Burada da sorun koşmamak değildi.
Sorun, koşuların birbirini tamamlamamasıydı.
Bir oyuncu rakibe çıktı, arkası boş kaldı.
Bir oyuncu merkeze yaklaştı, kanat açıldı.
Bir başka oyuncu boşluğu kapatmak için pozisyonunu terk etti.
Sonra takım, rakibin hareketlerine tepki veren bir topluluğa dönüştü.
Topu izleyen takım, oyunu yönetemez.
Bir korner, bütün hikâyeyi anlatabilir
Ferencvaroş’un kornerlerinden birinde bu durum neredeyse ders niteliğinde görüldü.
Top uzun kullanılmadı.

Yana oynandı.
Trabzonspor kademesini oluşturdu.
Ferencvaroş merkeze döndü.
Sonra top diğer kanada taşındı.
Kanatta çoğaldılar.
İçeri sızdılar.
Arka direğe kesilen top gol oldu.
Burada sadece “arka direkte adam kaçırıldı” demek, pozisyonun bütün hikâyesini çöpe atmak olur.
Çünkü gol, arka direkte başlamadı.
Gol, Trabzonspor savunmasının Ferencvaroş tarafından sürekli hareket ettirilmesiyle başladı.
Top sağa gitti.
Savunma sağa kaydı.
Top merkeze döndü.
Savunma yeniden şekillendi.
Sonra top diğer kanada geçti.
Savunma bir kez daha yön değiştirdi.
Her hareket, oyuncular arasındaki mesafeyi yeniden düzenlemeyi gerektirdi.
Trabzonspor bu yeniden düzenlemelerde geç kaldı.
Ferencvaroş topu dolaştırırken aslında Trabzonspor’un savunma geometrisini dolaştırdı.
İyi hücum biraz da budur.
Rakibin üzerine koşmak yerine rakibi koşturmak.
Rakibi koşturdukça mesafeleri büyütmek.
Mesafeleri büyüttükçe karar sürelerini kısaltmak.
Karar süresi kısaldıkça hatayı davet etmek.

Burada Besnik Hasi’nin işi başlıyor.

Çünkü Hasi’nin önünde çok açık bir rakip profili var.
Trabzonspor’un savunma hattı yön değiştiren toplarda zorlanıyor.
Orta saha, hızlı ikinci bölge çıkışlarında merkezi kapatmakta gecikiyor.
Takımın oyuncuları arasındaki mesafe açıldığında savunma zinciri kırılıyor.
Bu durumda Amedspor’un yapması gereken, rakibin güçlü oyuncularıyla bire bir kavga etmekten önce Trabzonspor’un oyun geometrisini bozmak.
Topu hızla yön değiştirmek.
Bir kanattan diğerine taşımak.
Merkezi boşaltıp yeniden doldurmak.
İkinci bölgedeki boşluklara zamanında girmek.
Trabzonspor’u sağa sola koşturmak.
Ve en önemlisi, oyuncuları birbirlerinden uzaklaştırmak.
Çünkü bir takımın zayıf noktası bazen bir oyuncu değildir.
Oyuncular arasındaki mesafedir.
Hasi’nin kısa süre önce Amedspor için “yoğun”, “dinamik” ve “disiplinli” bir futbol istediğini söylemesi de bu açıdan anlamlı.
Yoğunluk, topun olduğu yerde çok oyuncu bulundurmak değildir.
Yoğunluk, oyuncuların birbirlerine doğru mesafede bulunmasıdır.
Disiplin de herkesin kendi bölgesine çakılması değildir.
Disiplin, gerektiğinde birlikte hareket etmektir.

“Piçlik” meselesi
Burada Mourinho’nun futbolcularından beklediği o hafif “piç” olma haline de başka bir anlam yüklemek mümkün.
Piçlik, rakibe saldırmak değildir.
Rakibi kandırmaktır.
Onu yanlış bölgeye çekmektir.
Pas yolunu kapatırken faul yapmamaktır.
Rakibin sabrını tüketmektir.

Onun oyun planını bozarken kendi planınızı bozmamaktır.
Yani piçlik, aslında zekânın karanlık tarafıdır.
Amedspor’un Trabzonspor karşısında ihtiyacı olan da tam olarak bu olabilir.
Trabzonspor’un zaten kırılgan olan mesafelerini zorlamak.
Onu sürekli yön değiştirmeye mecbur bırakmak.
Merkez ile kanat arasındaki bağlantıları koparmak.
Ve Trabzonspor’un oyuncularını, birbirlerine yardım edemeyecekleri uzaklıklara sürüklemek.
Bu yapıldığında Trabzonspor’un savunması bireyselleşir.
Bireyselleşen savunma ise hata yapmaya başlar.
Sonuçta Ferencvaroş maçı Trabzonspor’a iki kırmızı karttan daha ağır bir uyarı verdi.
Mesafeni kaybedersen oyunu kaybedersin.
Çünkü mesafe bozulduğunda pas bağlantısı kopar.
Pas bağlantısı koptuğunda hücum yalnızlaşır.
Hücum yalnızlaşınca top kayıpları artar.
Top kayıpları arttığında savunma daha fazla açık verir.
Savunma yardımı gecikir.
Fauller gelir.
Kartlar gelir.
Sonra takım eksilir.
Ama bütün bunların başlangıç noktası kart değildir.
Başlangıç noktası mesafedir.
Trabzonspor’un Ferencvaroş karşısındaki asıl problemi buydu.
Takım, birbirine yeterince yakın değildi; ama birbirinin oyununa da yeterince yakın değildi.
İyi takım sahayı küçültür.
Kötü takım sahayı büyütür.

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın