Anasayfa / GÜNÜN YAZILARI / Devrimin şanlı yolunda kısa bir mola: Venezuela’nın kesik damarları, NATO’nun Münih şöleni

Devrimin şanlı yolunda kısa bir mola: Venezuela’nın kesik damarları, NATO’nun Münih şöleni

Trump’ın dünyasında ideolojik ezberler de müesses nizam gibi eriyor. Geçen hafta Venezuela’nın devrimci sosyalist lideri Delcy Rodríguez eski başkan Maduro’yu kaçıran Amerikalı yetkilileri özel törenle ağırladı, petrol tesislerini gezdirdi. Amerikalı sosyalist Alexandria Ocasio-Cortez ise NATO’nun kutsandığı Münih Güvenlik Zirvesi’nde sosyalist dış politika vizyonunu açıkladı, işçi sınıfının sesini taşıdı, 2028 başkan adaylığı için nabız yokladı. Yükselen solun merkezi artık Latin Amerika değil, ABD olacak gibi duruyor.
13

6 Nisan 1976 tarihinde, Amerikan ekonomisinin kalbinin attığı Wall Street sakini zengin iş insanları her sabah olduğu gibi kahveleri eşliğinde okudukları The New York Times’in finans bölümünü açtıklarında büyük bir şaşkınlık yaşadılar. Dünya çapında faaliyet gösteren cam imalat şirketi Owens-Illinois, 6,432 dolar karşılığında gazetenin 59. sayfasında yarım sayfalık 1,200 kelimelik geniş bir ilan vermişti. Fakat gazetenin okurlarını da şaşırttığı üzere bu ilan ne şirket ne de ürettiği camların kalitesi üzerineydi.

İlan “Venezuela halkına” duyurusuyla başlıyor, çok sert bir kapitalizm ve sömürgecilik eleştirisi içeriyor, Filistin ve Vietnam halklarına yollanan devrimci bir selamla bitiyordu.

Owens-Illinois, Devrimci Sol Hareket adındaki Venezuelalı silahlı bir örgütün siyasi manifestosunu yarım sayfa ilan vermişti. Sadece New York Times değil, The Times of London ve Le Monde gazetelerinde de bu ilanı yayınlayan şirket elbette aniden komünist devrim propagandası yapmaya karar vermemişti.

Devrimci Sol Hareket iki ay önce, Venezuela’daki Amerikan yanlısı hükümetin yakın olduğu Owens-Illinois şirketinin bölge müdürü olan Amerikalı William Frank Niehous’un evini basmış, Amerikalı adam ve eşini bayıltmış, ardından genç iş adamını kaçırmıştı. Örgütün Niehous’un serbest bırakılması için ileri sürdüğü üç talep vardı: 3.5 milyon dolarlık fidye, yoksullara gıda dağıtılması ve Owens-Illinois’in siyasi manifestolarını dünya gazetelerinde yayınlaması.

Venezuela hükümetinin solcu militanlara taviz vermek istememesi üzerine şirket inisiyatif alarak manifestoyu gazetelerde yayınlamış, öfkelenen Venezuela hükümeti Niehous’u kaçıranlar ile iletişimi kesmiş, ülkede 25 milyon dolarlık yatırımı olan Owens-Illinois’i tesislerini, fabrikalarını kamulaştırma kararı almakla tehdit etmişti.

Şirketin kendisini eleştiren bir manifestoyu dünya medyasında yayınlamasına öfkelenen Venezuela hükümeti her ne kadar arama çalışmalarının hızını düşürse de üç sene boyunca solcu aktivistlerin peşinde düşmüş, akademisyenler siyasetçiler dahil birçok ismi tutuklamış, fakat Amerikalı iş adamının izine rastlamamıştı veya rastlamak istememişti.

Niehous, tam üç sene sonra sığır hırsızlarını arayan yerel bir polis tarafından küçük bir kulübede zincirlenmiş bir şekilde tesadüfen bulunmuştu. Niehous üç seneyi kendisini kaçıranlarla sohbet ederek, Marksizm üzerine münazara yaparak ve poker oynayarak geçirmiş; sığır hırsızlarını kovalayan polisler tarafından tesadüfen kurtarılmıştı. Niehous’u kaçıranlar da böylece yakalanmış ve korkunç işkencelerle maruz bırakılarak sorgulanmaya başlamıştı.

Amerikalı iş adamını kaçıranlar Marksistlerden biri de Jorge Antonio Rodríguez’di. 34 yaşındaki genç adam, 1976 yılındaki soruşturma sırasında yakalanmış, Niehous’un yerini söylemeyi ve isim vermeyi reddetmiş, sorgulamada polis tarafından işkenceyle öldürülmüştü. Resmi kayıtlara “kalp krizi geçirdi” notu düşülmüş, halktan gelen tepki üzerine dört polis memuru 11 yıl hapis cezası almış, Rodríguez özellikle solcular için önemli bir “devrim şehidine” dönüşmüştü.

Rodríguez’in küçük yaşta yetim kalan iki çocuğu da daha sonrasında sosyalist Venezuela’nın en önemli iki siyasetçisinden biri haline geldi: geçici devlet başkanlığına yükselen Delcy Rodríguez ve Ulusal Meclis başkanı Jorge Rodríguez.

Ne ilginç ki babalarının bir devrim şehidine, kendilerinin ise sosyalist hareket için önemli birer figüre dönüşmesine sebep olduğu gibi Rodríguez kardeşleri de bugün “sosyalist Bolivarcı” Venezeula’nın başına getiren de yine bir kaçırma vakası oldu.

Rodríguez kardeşler, kameralar önünde Eduardo Galeano’dan Latin Amerika’nın Kesik Damarları tadında “yüreği solda” atan romantik şiirler okurken arka kapıda Trump yönetimi ve Amerikalı petrol şirketleri ile el sıkıştı; Trump yönetimi bir gece ansızın Maduro’nun konutunu bastı ve eşiyle birlikte Venezuela Cumhurbaşkanı’nı kaçırdı, Delcy Rodríguez ise anayasa gereğince devlet başkanı oldu.

Delcy Rodríguez önce tutkulu bir konuşma yaptı, ardından ilk iş olarak Maduro’nun kaçırılmasını organize eden CIA Başkanı’nı resmi törenle ağırladı, bu hafta ise Trump’ın esas derdi olan petrol ticaretini çözmek amacıyla ülkesine gelen Amerikan Enerji Bakanı ile petrol tesislerini gezdi.

Bolivarcı devrimin sıkı ilkeleri, katı ideolojilerine kısa bir mola verildi; devrimin çocukları koltuklarını korumak adına en nefret ettikleri düşman ile her şeyin metalaştığı nobran bir al-ver masasına oturdu.

Bugüne kadar rejimin devamlılığı için en kritik makamlarda en kritik kararları alan Delcy Rodríguez, Trump Amerikası karşısına bu sefer bir “devrim şehidinin” mirasçısı değil, pragmatik bir tüccar gibi oturdu.

Önce kendi başkanını sattı, ardından da katı ilkelerini.

Irak modeline veda

Maduro’nun kaçırılmasının ardından suya düşen sadece Amerika’yı ülkesini işgal etmeye çağırdığı kampanyası sonucu Nobel Barış Ödülü alan muhalif lider Machado’nun hayalleri değil, aynı zamanda klasik Amerikan dış politikasıydı da. Trump, Machado’nun Nobel ödülünü alıp Beyaz Saray’ın arka kapısından eline hediye eşya poşeti vererek uğurladı; kameralar önünde ise Venezuela’da Irak’ta yapılan hatanın yapılmayacağını vurguladı.

Bu çok kritik bir açıklamaydı. Trump, Irak’ta Saddam sonrası Baas Partisi üyesi tüm memurların ve askerlerin toplu bir şekilde tasfiye edilmesini ve iktidarın geçmiş rejimin muhaliflerine verilmesini eleştirmiş, bunun sonucunda tasfiye olan kişilerin İŞİD’e katıldığını belirtmişti. Trump bu nedenle rejimin tüm unsurlarıyla tasfiye olduğu bir geçiş dönemi yerine rejim içerisinden uzlaşmaya açık bir yönetime şans verilmesini tercih etti. Bu tercih de daha öncesinde uzmanlık alanı olan ekonomiye ilişkin politikalarıyla, geçmişte ABD’de yaşamasıyla ve petrol şirketi yöneticileriyle yaptığı birebir görüşmelerdeki rahat tavırlarıyla dikkat çeken Delcy Rodríguez oldu.

CIA, Maduro’nun kaçırılmasından önce Trump’a Machado gibi muhalif birinin iktidara gelmesi durumunda asker, polis ve uyuşturucu çeteleriyle uyum sağlanamayacağı, rejim içerisindeki bir tasfiyede ülkede istikrarın bozulacağını, petrol ticaretinin de bu nedenle sağlıklı yapılamayacağını belirten bir rapor sundu; böylece Trump Machado’nun ödülünü alıp arka kapıdan uğurlama kararı aldı.

ABD basının kulis haberlerine göre her ne kadar Delcy Rodríguez gibi isimlere Maduro’nun kaçırılacağına yönelik bir haber önceden verilmese de Maduro kaçırılır kaçırılmaz rejim içerisindeki güçlü kişilere haber yollandı ve görevlerine ABD ile uzlaşmak koşuluyla devam edebilecekleri belirtildi.

Böylece bugüne kadar Maduro’nun kaybettiği seçimler sonucu muhalefete geçen meclisi lağvetmek, muhalifleri tutuklamak, sandığa hile karıştırmak gibi otokratik adımlarını desteklemiş rejim ortakları bir gecede başkanlarını sattı, emperyalizm karşıtı öfkeli şiirler okuduktan sonra Amerikalı yetkililerle uzlaştı ve Trump da hemen ertesi gün Delcy Rodríguez’i kameralar karşısında överek takdir etti.

Yılların Marksisti Rodríguez, ülkeye sömürge valisi edasıyla gelen CIA başkanı ve Enerji Bakanı’na resmi törenler, petrol tesis gezileri düzenlerken; Amerika’daki en etkili sosyalist siyasetçilerden Demokrat Partili vekil Alexandria Ocasio-Cortez ise NATO ve liberal dünya düzeninin Davos’tan sonra en önemli dış politika ve güvenlik zirvesi olarak görülen Münih Güvenlik Konferansı için yapacağı konuşmayı hazırlıyordu.

Cortez gibi sıkı bir sosyalisti NATO’nun kutsandığı böylesine “müesses nizam” bir etkinliğe götüren ise Venezuela’da olduğu gibi hayatın gerçekleri, yeni dünyanın pragmatizmi.

Fakat Rodríguez’in aksine Cortez ideallerinden vazgeçip koltuğunu korumak için değil, ideallerini gözünü diktiği koltuğa kavuşturmak ve yaymak için Münih’e doğru yola çıktı.

Büyük ihtimalle de sosyalist fikirlerinden vazgeçmek bir yana Münih’te kendisini dinleyenleri de demokratik sosyalizme yaklaştırmak amacıyla.

Münih Güvenlik Konferansı, Münih Enternasyonal olacak mı?

Münih Güvenlik Konferansı, 1963 yılından beri düzenlenen önemli bir uluslararası konferans. Konferansın resmi bir bağlayıcılığı yok, fakat uzun bir süredir özellikle NATO üyesi ülkelerin liderlerinin katıldığı ve dünyadaki önemli meseleler hakkında fikir alışverişinde bulundukları kritik bir zirve. Konferansta liderler ve akademisyenler hem geçmiş seneyi değerlendiriyor hem de yaşanabileceklere dair önemli sinyaller veriyor.

Putin’in 2007 yılında hem Gürcistan hem Ukrayna’nın NATO üyeliğinin Rusya için tehdit olduğunu belirtip sonrasında uygulayacağı dış politika hakkında Avrupa’yı tehdit etmesi konferansın iyi bir içgörü sunduğunun en büyük kanıtlarından biri. Fakat bunun da ötesinde bu konferansın ABD için çok ayrı bir yeri var.

Amerikalı Cumhuriyetçi ve Demokrat Partili siyasetçiler, senatörler ve valiler bu konferansın sıkı bir takipçisi. Özellikle başkan adayı olmak isteyen siyasetçiler bu konferansa katılarak AB ile ilişkiler, NATO, Çin, Rusya ve Ukrayna gibi önemli konularda dış politika vizyonlarını anlatmak adına uzun konuşmalar yapıyor, Avrupalı mevkidaşlarına kendilerinin başkanlığının nasıl olabileceğine dair tüyo veriyor. Bu konferans birçok başkan adayı olmak isteyen genç siyasetçi için adeta bir “prova”. Daha önce dış politika hakkında uzun konuşmalar yapmayan, beyan vermeyen siyasetçiler bu vesile ile ilk kez bazı hususları konuşma fırsatı yakalıyor, kendilerini başkan adaylığı boyunca karşılaşacakları uzun söyleşilere, münazaralara hazırlıyor.

Fakat düne değin Münih Güvenlik Konferansı Cumhuriyetçiler ve Demokratların benzer şeyler söyledikleri bir mecrayken, bugün durum farklı.

Trump’ın ikinci dönemindeki ilk Münih Güvenlik Konferansı’nda, yani geçen senekinde, başkan yardımcısı JD Vance tüm Avrupa’yı tehdit etmiş, antidemokratik olmakla suçlamış, Avrupalılarla Amerikalılar arasında uzun süren bir gerginliği başlatmıştı. Bu gerginlik bugün Grönland ve Ukrayna hususlarında devam etmesine rağmen bu sene Amerika heyetini Vance’e nazaran daha klasik bir isim olan Dışişleri Bakanı Marco Rubio temsil edecek.

Amerikan heyetinde ise her zamanki gibi Lindsey Graham, Jeanne Shaheen gibi dış politikayla yakından ilgilenen senatörler bulunuyor. Yine 2028’de başkan adayı olmasına kesin gözüyle bakılan California Valisi Newsom ve Michigan Valisi Whitmer da heyette yer alan önemli isimlerden. Fakat bu isimlerin arasında özellikle dikkat çeken genç birisi var.

36 yaşındaki demokratik sosyalist Alexandria Ocasio-Cortez.

Zohran Mamdani’nin New York belediye başkanı seçilmesindeki en önemli etkenlerden biri olan Cortez, 2026 yılında ya senatör ya da başkan adaylığını açıklamayı planlıyor. Cortez’in başkan adayı olarak sol ve genç seçmenin oyunu alması, Hispanik seçmene göz kırpması oldukça olağan. Özellikle merkez kanattan birçok aday çıkarsa, Cortez’in sol bloğun Sanders, Zohran gibi isimlerin desteğini alarak çoğunluğun oyunu almasa da kritik eyaletlerde birinci olması pek şaşırtıcı olmaz.

Cortez hakkındaki en büyük eleştirilerden biriyse, dış politikada Gazze soykırımı dışında çok sık açıklama yapmaması, özellikle olumlu bir vizyon ortaya koymaması. İşte Cortez tam da bu açığı kapamak ve sosyalist bir dış politikanın nasıl mümkün olduğunu Batı’ya anlatmak adına NATO’nun ve kapitalizmin kutsandığı Davos benzeri bu konferansa katılma kararı aldı.

Cortez konferansta iki önemli panelde konuştu. İlk olarak dünyada yükselen popülizm hakkında farklı kıtalardan gelen siyasetçilerin yanında ABD perspektifini ve büyük ihtimalle sağ popülizmin ilacı olarak neden sol politikaları çare gördüğünü anlattı; ardından ABD’nin dış politikasının ne olmasına dair sol bir bakış açısını ikinci panelde sundu.

Trump’ın Amerikan klasik dış politika ve müesses nizamını yıktığı bir dönemde; Cortez yıkılan müesses nizamın yerine aynısının inşa edilmesinin değil daha sol, daha kapsayıcı, gündelik geçim sıkıntılarını ve dertleri gündemine alan bir alternatif önererek birçok muhalif Amerikalı siyasetçinin yapmadığını yaptı ve sadece eleştirmek yerine, yeni bir düzlem de önerdi.

Bunu yaptığı platformun belki de dünya görüşünün en çok hor görüldüğü bir mecra olması her ne kadar belki Türkiye’den bakınca eleştirilecek bir şey olsa da Cortez aslında oyuna içeriden dahil olarak içeriden değiştirmeyi planlayan pragmatik bir isim.

Zohran nasıl kapitalizmin kalbinde sosyalist bir aday olarak Demokrat Parti içinde adım adım yükselerek zirveye çıktıysa Cortez de aynısını ABD genelinde yapmak istiyor.

Bunu yaparken büyük sözler sarf eden, fakat iş ciddiye binince Amerikan sömürgesi olmayı kabul edenlerin aksine ilkelerinden vazgeçmiyor, ilkelerini dile getireceği mecraları çoğaltıyor, herkese her yerde seslenmeye çalışıyor.

Kazanmayı bilir misin?

Trump tüm kurumları, kuralları, ne kadar alışılmış norm varsa hepsini yıkıp ezerken; ideolojik ezberleri de yerle bir etti. Belki de bugüne değin Venezuela’daki sosyalistlerin ABD’ye karşı tavizsiz duruşları, ambargolara karşı cesur konuşmaları karşısında etkilenenler Amerika’daki Cortez gibi sosyalistleri “gerçek sol” olmamakla suçluyordu. Özellikle Cortez’in Met Galası gibi zengin elitlerin organizasyonlarına, partilerine sol sloganlar taşıyan elbiselerle katılmasının Türkiye’de tepki görmesi, Rodríguez’in Maduro kaçırıldıktan sonra yaptığı ateşli konuşmaların ise alkışlanması bunun iyi bir özeti gibiydi.

Fakat Trump’ın dünyasında hayatın gerçekliği dışında hiçbir şey katı değil. İdeolojiler, teorik kavgalar da buna dahil. Rodríguez gibi bir “devrim şehidi” bile devrimin liderlerini pragmatik çıkarlar uğruna feda edebiliyor, makam için kendi başkanı kaçıran Amerikalı liderleri ülkesinde ağırlayabiliyor, dans ve müzik eşliğinde karşılama törenleri düzenliyor.

Trump’ın dünyasında her şey mübah, her şey basit bir al-ver hesabının konusu.

Cortez gibi yükselen Amerikan solunun genç temsilcileri ise Maduro’nun kaçırılmasına Rodríguez’den daha fazla tepki göstererek içinde bulundukları oyunun kurallarına göre oynamaya ama gücü eline geçirince bu kuralları değiştirmek için mücadele ediyor.

Günün sonunda Cortez gibi solcuları eleştiren ve “gerçek” solcu bulmayanlar, Cortez veya Zohran gibi önemli mevkilerin yakınından bile geçemiyorken, övülen büyük “devrim kahramanları” Amerika’nın modern sömürgeciliğini kabul edecek kadar alçalabiliyor.

Trump’ın devri tüm ezberlerin küresel ısınmadan etkilenen Kutuplar gibi eridiği bir tuhaf bir zaman.

Bu nedenle sanırım en güzel devrim marşlarını, en iyi sosyalist siyasetçileri, en çok oyu alan sosyalist adayları ve en ateşli sol nutukları bugüne kadar romantize edilen Latin Amerika’dan değil; kapitalizmin kalbinde adım adım güçlenen Amerikan solundan duyacağız.

Ahir zaman, nelere kadir?

Latin Amerika’nın kesik damarları out.

New York’un gökdelenlerini titreten devrimin ayak sesleri in.

Amerika Trump ile yükselen küresel sağa nasıl örnek olduysa, kendine özgü dinamik sol hareketiyle de dünya solunun yeni çıtası olacak gibi duruyor. Cortez, Zohran’ı ve akıl hocaları Sanders’i takip etmek yeterli. 2026’da Amerikan solcularına yeni kahramanlar ve yoldaşlar da eklenecek, Demokratlar ve Kongre daha da sola kayacak.

Amerikan solcularının yürüyüşü henüz başlamadı. Çok daha uzun ve zorlu bir yola hazırlanıyorlar.

Tabii önce sütlü filtre kahve eşliğinde doyurucu bir pancake kahvaltısından sonra.

Good luck, comrades.

May God protect you from Rodríguez gibi yüksekten atıp, arkadan hançerleyenler.

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın