Eve dönüş bileti erken kesildi…

Milli takım, Avrupa Futbol Şampiyonası’nın en kötü maçı olmaya aday bir maçta Galler’e 2-0 yenilerek turnuvaya erken veda etti. ‘Bizim Çocukların’ İtalya ve Galler önünde aldığı kötü skorların yanında oynadığı futbol hayal kırıklığı yarattı.

Turnuva başlamadan milli takımı yazdığım yazıda gruptan lider çıkabileceğimizi, aynı zamanda grup sonuncusu olabileceğimizi yazmıştım. Bunu turnuvaya gelirken oynadığımız güçlü futbola güvenerek yazdım. İki maç sonunda beni asıl hayal kırıklığına uğratan aldığımız iki yenilgi değil, oynadığımız kişiliksiz ve silik futboldu.

İtalya maçını bir kenara bırakırsak, Galler maçında kendi oyunumuzu ortaya koyup gücümüzü kabul ettireceğimizi düşünüyordum bu olmadı. Sıradan bir ada takımı olan Galler’e oyun olarak üstünlük kuramadığımız gibi sahadaki oyuncularımız ‘Ne işimiz var burada, bitse de gitsek’ ruh hali içindeydiler. Turnuvanın favorisi olan İtalya karşısında oynanan futbolun mazereti olabilir ama bu maçın izahını Şenol Güneş bile akılcı bir şekilde yapamaz.

Maçın hikayesine 90 + 3. dakikadan başlamak lazım aslında. O dakikada 1-0 önde olan Galler, kaptanları Garet Bale ile korner atışı kullandı. Amacı aslında zaman geçirmek olan Bale, arkadaşıyla paslaştıktan sonra elini sallayarak kale sahamıza girdi. Bale, hazır bu kadar rahat girmişken bari ikinci golü atalım dedi. Roberts’e çıkardı ve gol. Bale, Londra’da caddede bile bu kadar rahat yürüyemez. Maçtaki halimiz tam olarak böyleydi işte.

İtalya maçında olduğu gibi bu maça da ne yapacağımızı bilmez halde başladık. Tek şansımız ise karşımızdaki takım İtalya değil, Galler’di. İtalya gibi güçlü olmasa da ne yaptıklarını bilen bir Galler takımı vardı sahada. Planları basitti aslında, hızlı bir oyuncu olan James ile çizgiye inip topu bizim ceza sahamıza çıkarmak. James, Zeki’nin savunduğu kanadı hallaç pamuğu gibi attı. Asıl plan ise Garet Bale’nin kendi yarı sahasına gelip ilerde bulunan Ramsey’e havadan ve yerden defansımızın arasına final pası atmaktı. Orta saha, Bale’nin Galler takımının diğer oyuncularıyla yaptığı pas bağlantısını kesemediği gibi defansta Ramsey’i sürekli kaçırdı. Hal böyle olunca Galler aynı oyunu sürekli denedi. Milli takım rakibinin sürekli denediği bu oyuna çare üretmekte aciz kaldı. Ramsey, Arsenal’de oynadığı zamanlardaki gibi formda olsaydı maç zaten ilk yarıda kopardı. Bulduğu iki net gol pozisyonunu kaçıran Ramsey, 43. dakikada topu Uğurcan’ın altından filelere gönderdi.

Sahanın her bölgesinde milli takım pas hatası yaptı. Bu kadar pas hatası yapan takımın galibiyeti de mucizelere bağlıydı.  O mucizeyi de ilk yarı boyunca delici özelliği olan ve takımda ayakta durmaya çalışan Cengiz Ünder’le yapmaya çalıştı. Cengiz’in Burak’a gönderdiği pas ve bir şutunun dışında milli takımda akılda kalan bir pozisyon olmadı. 

Milli takım ikinci yarıya Bale’yi bir türlü durduramayan orta sahanın göbeğindeki iki oyuncuyu alarak başladı. Okay Yokuşlu ve Ozan Tufan’ın yerine Yusuf Yazıcı ile Merih Demiral girdi. Kaan Ayhan defanstan orta sahaya geçince topa hakim olmaya başladık. Bunda mütevazi olduğu kadar, akılcı oynayan Galler’in geri çekilmesi de etkili oldu. Bu kez defans ve orta sahada yaptığımız pas hatalarını hücumda yapmaya başladık. Hücumda yaptığımız pas hataları kendi kalemize gol tehlikesi olarak döndü. Bunlardan birinde Zeki’nin ceza sahası çizgisinde Bale’yi düşürmesiyle Galler penaltı kazandı. Aynı oyuncu topu auta atmasa maç 60. dakikada bitecekti.

Milli takım İkinci yarıyı Galler sahasında oynamasına karşın hücumda ‘bu da kaçar mı’ dedirtecek bir pozisyon zenginliği içinde olamadı. Ara ara dar alanda yapılan kısa paslaşmalar, turnuvaya güçlü oyunla gelen milli takımdan örnekler sunduğu gibi ağızda buruk bir tat bıraktı.

Maç süresi boyunca milli takım taraftarlarının ‘ah’ çektiği tek pozisyon Merih Demiral’ın 86. dakikada vurduğu kafa vuruşuydu. Ağlara doğru giden topu Galler kalecisi çıkararak milli takımın bir üst tura çıkma hayallerini yeşil çimlere gömdü. Böylece milli takım 20 Haziran’da İsviçre ile oynayacağı prestij maçından sonra eve dönme biletini erkenden aldı.

Maç bahane Stalinist propaganda şahane

Milli maçın TRT1’den yayınlanmasını fırsata çeviren iktidar, bol miktarda Kanal İstanbul propagandası yaptı. Maçın önü arkası devre arasında TRT1 ekranını “ Kanal İstanbul  Projesinin çevreye zarar vereceği iddialarının Türkiye’yi gelecek yüz yıla taşıyacak bu önemli projeyi karalamak ve aleyhte kamuoyu oluşturmak maksadıyla servis edildiği aşikar” yazılı iktidar propagandası kapladı.

Önceki İçerikAYM: Üniversite öğretim elemanlarının kadroları Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile düzenlenemez
Sonraki İçerikKazanan diskalifiye edilmiş, Jandarma ihalesi Asiltürk’ün yeğenine verilmiş