İnşaat ve bina olarak Ayasofya; mimar olarak Sinan

Neleri sembolize edip temsil ederlerse etsinler, Ayasofya son kertede bir bina, Sinan da inşa edildikten sonra Akdeniz inşaat kültürünün dönüm noktalarından olmuş bu binayı gelecekteki inşaat kültürüne maledip dönüm noktalığını tescillemiş bir mimardır. Günümüzün İstanbul’u devamlı fethetme arzusu da hazımsızlık..

Çocukça beklentilerle tekrarlanması beklenen muhayyel sahneler.

Bu ne hazımsızlıktır ki fethinden yarım bin yıl sonra İstanbul hala hep yeniden fethedilme ihtiyacı doğurmakta; olan da Ayasofya ile onun önemini anlayıp yorumlayan mimar olarak Sinan’a olmakta; günümüzün o zaman hesapta olmayan ideolojik ve siyasi yükleriyle yorulmaktadırlar. Bunu kestirmeden dile getiremeyip ekranları Atatürk’ün Fatih’in 20.yüzyıldaki yerli/milli karşılığı olduğunun anlatılarak işgal edilmesi de hasmı kadar kulak tırmalayıcı oluyor benim gibiler için. Bu çaresizliklerden uzaklaşmanın sağlam yolu olarak Ayasofya’nın inşai maddeliğini konu etmek üzere bir bina olarak Ayasofya’nın Roma inşaat geleneği içindeki yerine değinip Sinan’la bitireceğim…

Fethettiği Akdeniz havzasını kırdan şehire, altyapıdan binaya standart inşaatlarla donatarak hegemonya kurup pekiştirmiş Roma’nın bir inşaat imparatorluğu olarak profilini çizip ikinci başkenti İstanbul’un belirleyici anıtı Ayasofya’nın o inşai gelenek içindeki yerini anladıktan sonra o doruğun sürekliliğine damga vurmuş Sinan’ın payını anlatacağım.

1-Roma inşaat kültürü

2-Roma kentleri:    

Konstantin İstanbul’u inşa edene kadar Roma rakipsiz, emsalsiz bir şehirdi. Ama Romalılar egemenlikleri altındaki Akdeniz coğrafyasına hep benzeri şemalarla şehirler kurarak egemenliklerini sürdüler. Örnekleyeceğim İznik imparatorluğun merkezi Marmara’da; Bath Britanya’da aynı kalıpla benzer ölçülerle kurulmuş şehirlerdi.

İmparatorluğun başkenti Roma
Kenti boydan boya kateden ana cadde Mese eksenli bir düzenle doğu Roma başkenti olarak planla kurulmuş Constantinopolis/İstanbul’a batıdan doğuya doğru bakış. (Surlara yönelen Mese yolu forumlar dizisinin ardından saray burnundaki Ayasofya ile nihayetleniyor.)

3-İstanbul’un hamleleri: Ayasofya ve Sinan

Üstteki İstanbul temsilinde görüldüğü gibi Bizans Konstantin planının omurgası Mese odaklı gelişip Ayasofya ile sonlanmışken Osmanlı istikrarlı şekilde, o eksenden Theodosius forumun(çemberlitaş)’dan sapıp su kemerine ve Haliç’e paralel seyreden hattı eksen alarak gelişmiş ve başta en hacimlileri, Fatih ve Süleymaniye; roma forumları devamı selatin külliyelerini o eksene göre konumlandırarak zamanla efsane Haliç siluetini çizdi.

Haliç silueti
Wolfgang Müller-Wiener İstanbul’un Tarihsel topoğrafyası haritası (yeşiller: Osmanlı; kırmızılar:Bizans) [en sağdaki büyük kırmızı leke: Ayasofya]

Önceki İçerikErdoğan’ın 2011’de İstanbul Sözleşmesi için attığı tweet : Kadına şiddet artık insan hakları ihlali
Sonraki İçerikCHP’de ‘İnce’ sızı! (*)