Kadınlar erkeklere neden güvensin?

Kadını kendisine verilen bir ‘hediye’, aynı zamanda ‘emanet’ olarak gören bir anlayışın iyi niyetini sorgulasan ne sorgulamasan ne? Kadınlar böyle erkeklere neden güvensin?

“Kadın ve erkeği eşitliğe zorlayanlar en büyük kötülüğü yapanlardır, tavuğa horozluk yaptıramazsın” açıklaması yetmezmiş gibi, sosyal medya hesabında, “Kadın erkek eşit değildir, eşitlik koca bir tantanadır. Eşitlik hayvan ve eşyada olabilir. İnsan eşrefi mahluktur, eşi benzeri olmaz. Erkek ve kadın da öyle” paylaşımında bulunan AK Parti İstanbul Milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı’yı samimi bulduğumu öncelikle belirteyim.

Çamlı, gelen tepkilere, “Kadınlara asla hakaret etmediğini, böyle bir şeyin aklının ucundan bile geçmediğini” söyledi. Kadınların yaşamlarını ortaya koyarak verdiği bu ‘kanlı’ eşitlik mücadelesine dair Türkiye’deki erkeklerin ortalama bakış açısını yansıtan bu sözlerini keşke hakaret amacıyla söyleseydi.

Kadınlara hukuki haklar tanıyan İstanbul Sözleşmesi’nin başta iktidar partisi erkekleri tarafından kaldırılmak istenmesinden çok daha vahimi bu anlayış zaten.

Kadını İstanbul Sözleşmesi’nde olduğu gibi hukuki anlamda güvence altına alabilirsin ama toplumsal olarak bu anlayışı nasıl değiştireceksin, toplum olarak üzerinde durmamız gereken öncelikle bu olmalı. Aksi halde kadınlar, bu eşitlik mücadelesinde ağır bedeller ödemeye devam edecekler.

“Kadınların erkeklere güvenemediği bir dünya kıyamet alametidir”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin Salı günü yapılan grup toplantısında şöyle dedi: “Ey Türk erkekleri bu sözlere kulak verin. Kadınların erkeklere güvenemediği bir dünya kıyamet alametidir. İyi ve cesur insanların iktidarında diyeceğiz ki; tek bir kadının gözyaşı döktüğü dünyayı yıkıp, yenisini kuracağız.”

Akşener’in erkeklere seslenişi üzerinde iki gündür düşünüyorum. Doğrusunu söylemek gerekirse, kadınların eşitlik mücadelesi verip kanlı bedeller ödediği bir yerde ‘erkeklere neden güvensinler’ sorusuna ikna edici bir cevap bulamadım.

Geçtiğimiz hafta 27 yaşındaki genç kızımız vahşice katledildi. Buraya bir parantez açmak istiyorum: Bu dünyadaki en büyük kötülük bir insanın hayatını çalmaktır. Bir insanı öldürmek başlı başına vahşettir. Memleket ayağa kalktı haliyle. Memleketin ayağa kalkmış halinde bile geçen süre içinde İstanbul ve Diyarbakır’da kadınlar kocaları tarafından öldürüldü. Kadınları öldürerek yok etmeye ant içmiş erkeklerin olduğu memlekette yaşayan kadınlar, neden erkeklere güvensin?

Cehenneme giden taşları döşer gibi…

Pınar Gültekin’in katledilmesinden sonra büyük bir çoğunluk sosyal medyada tepkisini şu ya da bu şekilde gösterdi. Aralarında katilden çok mağdura odaklananlar da çıktı elbette. Popüler kültürün tanınmış erkek şarkıcılarından Berkay, “Kadınlar bizlere Allah tarafından gönderilmiş hediyelerdir. Onlara en iyi şekilde bakmakla yükümlüyüz. Benim de iki kızım var, onlara bir şey olursa dünyayı yakarım” diye iyi niyetli olduğuna inandığı veciz bir demeç verdi. Ona benzer iyi niyetli başka bir veciz sözü geçen yıl gittiğim Rize stadında asılan bir pankartta görmüştüm: “Kadınlar bize (erkelere) Allah’ın emanetidir.” Kadını kendisine verilen bir ‘hediye’, aynı zamanda ‘emanet’ olarak gören bir anlayışın iyi niyetini sorgulasan ne sorgulamasan ne? AK Partili vekilin söyledikleriyle ne farkı var? İki söylem de cehenneme giden taşları döşüyor itinayla.

Akıl verme destek ver…

Kadınların nasıl yaşayacakları, nelere dikkat etmeleri gerektiği de hep erkekler tarafından dayatılıyor nedense. Her kadın cinayetinden sonra ekranlara doluşan, sosyal medyada ‘muhteşem’ düşüncelerini paylaşan erkekler, öncelikle öldürülen kadının hayatını sorguluyor bir şekilde. Hal böyle olunca, kadın cinayetlerini önlemekten ziyade kadının toplumsal hayattan kopuk, eviyle ve çocuklarıyla ilgilenmesi gereken bir varlık olduğunu zihinlere kazımak gibi bir amaç çıkıyor öne. Kadının burada ne düşündüğünün, ne hissettiğinin hiçbir önemi yokmuş gibi. Bunu söyleyenlerin ‘iyi niyetinden’ elbette şüphemiz yok! Onların dediği gibi yapsalar, şiddete baskıya boyun eğseler, yaşayacaklar en azından!

Bütün bunları birlikte düşündüğümde  kadınların erkeklere güvenmesi için bir neden göremiyorum açıkçası. Yine de erkekler kadınların eşitlik mücadelesine destek vermeli. Bu destek de kayıtsız şartsız bir destek olmalı; kadınların nasıl yaşayacağını belirtmeden, ‘öğreten abilik’ yapmadan…  

Bu mücadelede kadınlara sadece kayıtsız şartsız, amasız destek veren erkekler yardımcı olabilir. Daha eşit bir topluma gidişin önü açılır böylece. Bu desteği en iyi yapan ve Türkiye’nin bana göre tek dünya starı olan Tarkan’ın bir şarkısının sözleriyle bitirelim: Akıl verme, vereceksen huzur ver. 

Önceki İçerik‘Taliban’ benzetmesi muhafazakâr mahalleyi karıştırdı
Sonraki İçerikGoogle, Facebook, Apple ve Amazon’un patronları Kongre’de ter döktü