‘Karalama kültürü’ Murdoch ailesini parçaladı

Medya patronu Rupert Murdoch’un oğlu James Murdoch aile şirketi News Corp’tan istifa etti. Gerekçe: Wall Street Journal’ın görüşler sayfasında çıkan bazı makalelerin politik doğruculuğa aykırı olması.

Daily Beast’in haberine göre medya patronu Rupert Murdoch’un oğlu James Murdoch, “görüş ayrılıkları”ndan ötürü  News Corp.’taki görevinden istifa etti.

Murdoch’un medya imparatorluğundan ayrılış sebebinin, şirketin sağ kanattaki medya organlarının yayın politikası olduğu öğrenildi.

Şirketin yayımladığı açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“Sayın Murdoch şirkete yaptığı bilgilendirmede, istifa sebebinin şirket bünyesinde faaliyet gösteren yayın organlarının editoryal politikası ve bazı stratejik tercihler üzerinde yaşanan görüş ayrılıkları olduğunu belirtmiştir.”  

Açıklamanın hemen ardından James Murdoch’un ismi internet sitesindeki yönetim kurulu listesinden kaldırıldı. 

Rupert Murdoch’un en küçük oğlu James 6 ay önce yaptığı çıkışta, ailesinin medya imparatorluğunu sert bir şekilde eleştirmiş, 1 milyon canlının öldüğü Avustralya yangınlarında iklim değişikliğini hafife alan yayınlarını hedef almıştı.

Aktivist eşi Kathryn Hufschmid’le birlikte Biden kampanyasına toplamda 1.23 milyon dolar bağışta bulunan James Murdoch’un Wall Street Journal ve New York Post’da çıkan görüş yazılarından hoşnut olmadığı biliniyordu. James, birçokları tarafından sağcı ve muhafazakar Murdoch ailesinin en “ilerici” görüşlere sahip üyesi olarak görülüyor.

İstifanın arkasında ‘karalama kültürü’ (cancel culture) dalgası var

Oğul Murdoch’u istifaya götüren süreci, geçtiğimiz hafta 300’e yakın Wall Street Journal çalışanının gazete imtiyaz sahibine gönderdiği mektup başlattı. 

Çalışanlar mektupta gazetenin görüş sayfasında yer verilen yazarlardan duydukları rahatsızlığı dile getirmişti. 

Gazete yönetimi mektup üzerine bir açıklama yapmış, bunu yükselen politik doğrucu dalgaya bağlamış ve karalama kültürünün bir örneği olarak nitelendirmişti.

Wall Street Journal’ın açıklaması şöyleydi:  

“Gazeteden 280 kadar meslektaşımızın görüş sayfalarını eleştirdikleri bir mektubu imzalayıp imtiyaz sahibine göndermesi (ve birinin sızdırması) sonrası okuyucularımızdan aldığımız sayısız destek mesajından büyük bir memnuniyet duyduk. Ama bu destek zaman zaman mektup yüzünden içerik ve ilkelerimizi değiştireceğimiz endişelerine karıştı. Bu konudaki kaygıları gidermek isteriz. Dayanışma ruhu çerçevesinde, bu imzacılara bir müeyyide uygulamayacağız. Duydukları huzursuzluk da zaten sorumluluk alanımızın dışında.

“Biz New York Times değiliz”

“Diğer alanlarda kültür, iş, akademi ve gazetecilik kurumlarını teslim aldığı gibi, progresif “cancel culture” dalgasının (Wall Street) Journal’ı vurmaması düşünülemezdi. Ama biz New York Times değiliz. WSJ muhabirlerinin büyük bir çoğunluğu tarafsız ve dolaysız bir şekilde haber yapmaktadır. Görüş sayfamız ise, bugün medyada hüküm süren tekdüze progresif yaklaşımlara alternatif olarak yerini almaktadır.

“Sermayedarlarımız bu ayrıcalığı bize tanıdığı sürece, görüş sayfalarımız kuvvetli ve etkin bir üslup geleneği içerisinde doğru bildiğini söyleyen yazarlarımıza yer vermeye devam edecektir. Gittikçe etkisini artıran progresif ve hoşgörüsüzlük ortamında bu yazı sütunları, kişi özgürlüğü ve serbest piyasa değerlerini desteklemeyi sürdürecektir.”

Karalma kültürü nedir?

‘Cancel culture’ Türkçeye karalama ya da aşağılama kültürü olarak çevriliyor. Esas olarak ırk ayrımcılığı, kadın hakları, eşncinsellik gibi konularda politik doğruculuğun bir linç kültürüne dönmesi ve farklı fikirleri bastırması anlamında kullanılıyor.

Geçen ay Harper’s Magazine’de imzacıları arasında J. K. Rowling, Salman Rüşdü, Margaret Atwood, Gary Kasparov ve Noam Chomsky gibi isimlerin bulunduğu 150 imzalı açık bir mektup yayımlanmış, mektupta ünlü imzacılar “Irk adaleti konusunda son zamanlarda yaşanan hesaplaşmayı gerekli gördüklerini ve onayladıklarını; ancak bu hesaplaşmanın açık tartışma ortamının boğulmasını içeren boyutlara ulaştığını, aşağılama kültürünün sanat ve medya dünyalarına korku saldığını” söylemişlerdi:

“Editörler, tartışmaya açık yazılar yayımladıkları için işten çıkarılıyor; kitaplar sahih olmadıkları iddiasıyla piyasadan çekiliyor; gazetecilerin belli konularda yazması engelleniyor; sınıfta edebî eserlerden alıntı yapan profesörler hakkında soruşturma açılıyor; bir araştırmacı, hakem değerlendirmesinden geçmiş bir akademik çalışmayı paylaştığı için işten çıkarılıyor; bazen de, sadece beceriksizce davranan kurum yöneticileri görevden alınıyor.”

Aşağılama kültürünün sanat ve medya dünyalarına korku saldığını belirten mektupta şunlar da yer alıyordu:

“Görüş birliğinden ayrı düşmeleri ya da hattâ görüş birliğinde olduklarını ifade ederken yeterli coşkuyu göstermemeleri halinde geçim kaynaklarını kaybedeceğinden korkan yazar, sanatçı ve gazetecilerin riskten kaçınma eğiliminin giderek artması sonucu, şimdiden bir bedel ödüyoruz. Ağır meslekî sonuçları olmaksızın iyi niyetli anlaşmazlıklar yaşanmasına olanak tanımayı sürdürmeliyiz.”

Karalama kültürüne karşı çıkan 150 imzalı bildiriyle ilgili daha kapsamlı bir haber için: https://serbestiyet.com/haberler/dunya/150-yazar-ogretim-uyesi-ve-aktivist-karalama-kulturunu-kinadi-37245/

Önceki İçerikMekke taksicileri bu Kurban Bayramı’nda çok mahzun
Sonraki İçerikCHP’deki muhalefet ne diyor?