Ana SayfaHaberlerDünyaNavalny: Her şeyi göze almış bir muhalifin portresi

Navalny: Her şeyi göze almış bir muhalifin portresi

Putin’e “kurbağa” diye hitap edebilmesi Rusya’nın bir ‘demokrasi’ olduğunun kanıtı olarak gösterilmeye çalışılsa da, başına gelenler tam tersini söylüyor: Yazdığı bloglar ve sosyal medya hesabıyla büyük bir televizyon kanalının etkisine sahip Rus muhalif Aleksey Navalny’nin zehirlendiği, Merkel’in açıklamasıyla sabit artık. Üstelik bu üçüncü teşebbüs… Birkaç gün önce Independent Türkçe’de ayrıntılı bir Navalny portresi yer aldı. Ali Nusret imzalı bu portreyi okurlarımızın dikkatine sunuyoruz.

 Bir yüz bir insan: Aleksey Navalny

Kimilerine göre servetini devletteki yolsuzlukları ayyuka çıkarmak için harcıyor, kimine göre asıl soyguncu kendisi. Modern zamanlar çarına “Kurbağa” diye sesleniyor. “Bi yüz bir insan”, zehirlenme iddiasıyla gündeme gelen Rus muhalif Navalny’yi ağırlıyor

Temiz demokratım. Ama ortada bir sorun, hatta trajik bir durum var: Ben tekim, yani dünyada benim gibisi yok…

Vladimir Putin

Putin’in en çok bu beyanı mı ona saçma geldi bilinmez.

Ama Aleksey Navalny’nin ülkeyi milenyumdan beri yöneten ve 2036’ya dek iktidar yolu açılan Putin’in en azılı muhaliflerinden biri olduğu hemen herkesin malumu.

Peki, hayatı ilk kez mi tehdit altında?

Elbette hayır.

Şu zehirlenme meselesi karşılaştığı ne ilk ne son güçlük.

Geçen yıl cezaevindeyken de Navalny’ye kontakt dermatit teşhisi konmuştu.

Yani vücudunun dış yüzeyine temas eden bazı maddelere karşı bedeni reaksiyon göstermişti.

Doktoruna göre Rus muhalif toksik bir maddeye maruz kalmış olabilirdi.

Bu kez o muhalif duruşu hayatına mal olabilir.

 Navalni, Putin iktidarına uzun süredir muhalefet ediyor

Uzun tartışmaların ardından tedavisi için özel bir ambulans uçakla Almanya’ya getirilen aktivist şu an Charite Hastanesi’nin yoğun bakımında.

Navalny’ye yapılan test sonuçları kolinesteraz inhibitörüne yani tarım ilaçlarında kullanılan zehirli bir maddeye işaret ediyor.

O zehrin Sibirya’ya düzenlediği bir gezi esnasında kanına girdiği söyleniyor.

Hâlbuki Sibirya yolculuğu pek bir keyifli başlamıştı.

Navalny, bölgedeki Tomsk kentinin güzelliklerinden dem vuruyor, genç taraftarlarıyla bir araya geldiği fotoğrafları Instagram’dan paylaşıyordu.

 Asıl amacı ise ülkede 13 Eylül’de düzenlenecek kısmi yerel seçimler öncesi bağımsız adaylara destek vermekti.

Temasları sonrası Moskova’ya dönüş için kentin Bogashevo havalimanına basın sekreteri Kira Yarmysh ile birlikte geldi.

Havaalanındaki Viyana kahvecisinden bir bardak siyah çay sipariş etti.

Elinde karton bardakla, çayını yudumlarken uçağının gelmesini bekliyordu.

Tam da o sırada hemen karşısında kentte DJ’lik yapan Pavel Lebedev oturuyordu.

Cep telefonunu çıkarıp, Rus muhalefetinin genç şöhretini fotoğraflamaya başladı, sosyal medya hesabından paylaştı.

İşte bu fotoğrafın sonrası zehirlenme iddialarıyla başlayan, işin içine Kremlin kadar ABD’nin, AB’nin, Almanya’nın, Türkiye’nin dâhil olduğu tartışmalardan ibaret.

Kremlin olayın sorumluluğunu kabul etmese de ilk bulgular zehirlenmeye işaret ediyor.

Navalny’nin sözcüsü de “Çayına karıştırılan bir şeyle zehirlendiğini varsayıyoruz. Sabah içtiği tek şey buydu. Doktorlar da zehrin sıcak sıvıyla daha hızlı emildiğini söylüyor. Aleksey artık bilinçsiz” diyor.

 Geçen hafta sonundan beri Berlin Charite Üniversite Hastanesi’nde tedavi gören Rus muhalifin durumu stabil.

Sağlık durumu ciddiyetini koruyor.

Hastaneden yapılan açıklamada “Zehirlenmenin uzun vadeli sonuçları tahmin edilemez” deniyor.

Tahmin yürütülen şey ise bu işin ardında Kremlin ve Rus gizli servisinin olduğu yönünde…

2018’deki Sergei Skripal, 2015’teki Vladimir Kara-Murza ya da bir yıl sonraki Alexander Litvinenko vakalarında olduğu gibi.

Veya İsveç istihbaratına Rusya’daki kara para aklama şemasıyla ilgili önemli bilgiler verdikten üç yıl sonra 2012’de Londra’daki evi önünde ölü bulunan Alexander Perepilichny misali…

Hepsinin de kanında zehir çıktı, hepsinin ölümünün ardında devletin olduğu söylendi.

Bugün Navalny’nin başına gelenlerden de Putin’in Rusya’sı sorumlu tutuluyor.

Putin’e “Kurbağa” diyen adam

Rusya’yı yıllardır tek başına yöneten Vladimir Putin, Rus istihbaratı FSB’nin başındayken Navalny daha üniversiteden yeni mezun olmuş, hukuk diplomasını alıyordu.

44 yaşındaki Navalny, Moskova’nın varoşlarında büyümüş bir isim.

Ama zor bir çocukluk geçirdiğinden değil ailesinin fabrikası kent dışına kurulu olduğundan…

Yaz tatillerini Ukrayna kasabası Çernobil’de geçirdi.

Çernobil’deki nükleer patlamanın ardından Navalny ailesinin mutlak düzenle arası bozuldu.

Bunda sadece patlamanın yarattığı tahribatın değil bölgedeki fabrikalarının parti tarafından yağmalanmasının da payı büyüktü.

En azından ailesi böyle diyordu.

Yıllar geçti, o genç çocuk Putin karşıtı gösterilerin kilit ismi haline geldi.

Toplumsal muhalefetin en görünür yüzü oldu.

Bugün ülkenin en meşhur blog yazarı, avukat ve Putin’in bir numaralı muhalifi kimlikleriyle anılıyor.

Zaten politika arenasındaki yer tutuşu blog yayınladığı yıllara, 2008’e denk geliyor.

Navalny blogların Twitter’dan çok daha popüler olduğu günlerde Rusya’nın büyük kamu şirketlerindeki yolsuzluk iddialarını internet ortamına taşıdı.

Herkes onu yolsuzluk karşıtı yürüttüğü kampanyalarla tanısa da, yolsuzlukla itham edildiği oldu.

Sadece bir yıl sonra 2009’da devlet işletmesinden 16 milyon ruble çaldığı öne sürüldü.

Moskova yönetimi yolsuzluğu devletin valisine danışmanlık hizmeti verirken gerçekleştirdiğini söylüyor.

Rusya Soruşturma Komitesi’ne göre Rusya’nın Kirov bölgesinde vali danışmanı olarak çalışırken Kirovles kereste fabrikasıyla hayali anlaşmalar yapıp 16 milyon rubleyi zimmetine geçirdi Navalny.

Tartışmalı davanın ardından beş yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Hakkındaki karar açıklandığında çevresindekilere “Kurbağa, petrol boru hattından paçasını kurtaramayacak!” diye bağırıyordu.

Tamam arkadaşlar. Bensiz sıkılmayın! En önemlisi boyun eğip boş durmayın. Bu kurbağanın kendi kendini petrol borusuna atıp intihar etmeyeceği artık anlaşıldı!

Navalny’nin kurbağadan kastı Rus hükümeti ve Putin’di.

O dönem Chemnitz’de yayımlanan Freie Presse gazetesinde davada olup bitenler ve Navalny’nin tek kişilik muhalefeti şu sözlerle tarif edilmişti:

Navalny, Kremlin’in yöneticisine ‘Petrol boru hattındaki kurbağa’ diye hakaret ediyor, Kremlin’in baş düşmanı. Rusya’nın da ne kadar hoşgörülü olduğunu görün; Navalny tarafından hakarete uğruyor, belediye başkanlığı seçimlerinde ona üstünlük kazandırıyorlar, bu arada davasını gayet medeni bir şekilde mahkemede hallediyorlar. Navalny Rusya’da muhalefetin bulunduğunu açıkça ortaya koyuyor, en azından tek kişilik muhalefetin.

2011 eylemlerindeki rolü

Yıllar içinde Putin karşıtı düzenlene pek çok gösterinin altında onun imzası vardı.

2008 sadece Rusya için değil dünyadaki birçok ülke için zorlu bir yıldı.

Küresel finansal krizi, Rusya topraklarına beraberinde ekonomik eşitsizliği, işsizliği getirmiş, kamu kurumlarındaki rüşvet iddiaları iyice açığa çıkmış, özellikle gençler hayat standartlarından daha fazla şikâyet eder olmuştu.

Navalny’nin Ağustos 2011’de Rus ve Macar hükümetleri arasındaki skandal emlak anlaşması ile ilgili yayımladığı belgeler tüm bu öfkenin tuzu biberi oldu.

Rus muhalif, Macaristan’ın Moskova’daki eski bir büyükelçilik binasını 21 milyon dolara dünyanın en zengin 119. kişisi olan olan Rus iş insanı Viktor Vekselberg’in bir offshore şirketine sattıktan çok kısa süre sonra bu kez 111 milyon dolara Rusya hükümetine yeniden sattığını öne sürdü.

2011’deki sosyal patlamanın öncülüğünü Navalny ve takımı yaptı.

Navalny ile taraftarları aynı yılın 4 Aralık günü düzenlenen parlamento seçimlerine hile karıştırıldığını iddia ediyordu.

İlkin “küçük ölçekli” olarak nitelendirilen gösteriler, internet aktivizminin de yardımıyla gittikçe büyüdü ve Putin ile partisi Birleşik Rusya, Sovyetler Birliği’nin çöküşünden beri en büyük eylemlere tanıklık etti.

Moskova’da Devrim ve Bolotnaya Meydanı, 11 Aralık’ta 40 binden fazla göstericinin öfkesini soludu.

Göstericiler seçimlerin yenilenmesini talep ediyor, Merkez Seçim Kurulu Başkanı’nın görevden alınmasını istiyordu.

Protestolar sadece başkentle sınırlı kalmadı.

Rusya’nın en doğu kenti Vladivostok’dan en batısı Kaliningrad’a dek neredeyse 40 kente yayıldı.

Olimpiyat çemberine çomak sokan adam!

Yıl 2014.

Sovyetler Birliği ve Rusya tarihinin anlatıldığı gösteriyi milyarlarca insan TV ekranlarından izliyor, İşçi ve Çiftçi Kadın Heykeli, olimpiyatlar öncesi herkesi selamlıyordu.

Rusya, 40 bin polisin güvenlik önlemleri eşliğinde Soçi’de 22. Kış Olimpiyatları’nı düzenliyordu.

Putin ve Rusya’nın itibarı için önemli bir gündü.

Peki, bu ihtişamlı organizasyon için harcanan para neydi?

Bu soruyu gündeme getirenlerden biri de muhalif aktivist Aleksey Navalny oldu.

Navalny sadece soru yöneltmedi, kendince cevaplar da ortaya koydu.

Yayımladığı rapora göre olimpiyatın maliyeti yaklaşık 1 buçuk trilyon rubleydi.

Yani o dönemin döviz kuruna göre aşağı yukarı 44 milyar dolarlık bir fatura çıkıyordu.

Rusya makamları “Maliyetin yüzde 60’ını özel sektör karşıladı” dese de, Navalny olimpiyat yatırımınım tam yüzde 96’sında kamu kaynaklarının kullanıldığını söylüyordu.

Bir başka iddiası ise Soçi için ihale yapılmadığı ya da yapılsa bile işlerin sembolik yürütüldüğüydü.

Navalny’ye göre pastadan aslan payını alanlar Gennadi Timçenko, Arkadi Rotenberg ve Vladimir Yakunin gibi Putin’in yakınındaki isimlerden ibaretti.

İhalelerdeki toplam yolsuzluk rakamının ise 15 milyar dolar olduğu iddia edildi.

Gözünü kör eden sprey ve davalar

2017, Navalny için hiç kolay olmamıştı.

Sadece davalarla uğraşmadı.

Kremlin yanlısı bir gösterici yüzüne kimyasal madde fırlattı.

O zehirli madde gözüne isabet etti, yüzde 80’lik görme kaybı oluştu.

Navalny’nin önderliğini yaptığı Yolsuzlukla Mücadele Vakfı’na göre Putin’in Birleşik Rusya Partisi siyaseten çürümeye uğramış halde.

Putin Rusya’sında bunu yüksek sesle dile getiren az sayıda kişiden biri kendisi.

Aynı zamanda Rusya’nın Geleceği Partisi lideri…

Tabi ancak Rusya Adalet Bakanlığı partinin kuruluşunu resmen onayladığında bu unvanı resmiyet kazanabilecek.

Rus devleti Navalny’nin demokratlık maskesi altında kara para aklayan bir kişiden daha fazlası olmadığı fikrinde.

Ona göre ise Kremlin; kendisine yönelik hep düzmece suçlamalarda bulundu.

Hakkındaki suçlamalar ise sadece bir devlet işletmesini dolandırmaktan ibaret değildi.

Navalny’nin 100 milyon rublelik dolandırıcılık skandalının ana aktörü olduğu, 2008-2011 yılları arasında ise kardeşiyle posta hizmeti işindeyken zimmetine 55 milyon ruble geçirdiği iddia ediliyor.

Aslında Putin ve Navalny arasındaki suçlamalar yıllardır hiç dinmiyor.

Navalny, Putin ve yandaşlarının üstüne trol ordusunu saldığını ve daha önce belediye başkanlığı için adaylığını koyduğu başkent Moskova sokaklarında hem kendisi hem taraftarlarının rahatını bozduğunu öne sürüyor.

Özellikle Rusya gibi bir ülkede yaşayan biri için meydanlarda söyledikleri de, blogunda yazdıkları da hayli sert, hayli keskin cümleler.

Navalny’ye göre Putin’in sistemi tüm Rusya’nın kanını emip duruyor.

Putin’in partisi Birleşik Rusya için “Sahtekârla ile hırsızların partisi” tanımını yapıyor.

Liberal milliyetçi (!)

Navalny ilginç bir karakter.

2010’da dünyaca ünlü Amerikan üniversitesi Yale’in küresel meseleleri tartışmak için bir dönemliğine çağırdığı 15 isimden biriydi.

Rus milliyetçileri ile kurduğu yakın ilişkiyle de dikkat çekiyor.

“Kafkasları beslemeyi bırakın” gibi aşırı milliyetçi toplantılarda boy göstermesi o ilişkiyi kanıtlıyor.

Rusya’nın Kırım’ı ilhakına “Kırım bizimdir” sözleriyle destek veriyor.

Başka muhalif siyasetçiler gibi ülkesinden ayrılmıyor, davasını kendi topraklarında sürdürüyor.

Navalny: Putin’in meşruiyetini asla tanımayacağım

“Moskova’nın kalbinde gerçek bir çadır şehire ihtiyacımız var.”

“Eylemlerimiz çok dostane, şiddet yanlısı değilim ama Kremlin insanların sokaklardan çekilmeyeceğini anlamalı.”

“Putin’in meşruiyetini asla tanımayacağım.”

Tüm bu cesur sözler Navalny’ye ait.

Moskova Belediye Başkanlığı için adaylığını koyduğunda kimse ona şans tanımıyordu.

Yedi hafta çetin bir kampanya yürüttü.

Gerçekten de belediye başkanlığı hayalini gerçekleştiremedi ama en azından anketleri yanılttı.

Aldığı yaklaşık yüzde 27,24’lük oy oranı ile herkesi şaşırttı.

Seçimi Putin’in adayı Sobyanin ardından ikinci sırada tamamlayan Navalny beklentilerin üstüne çıktı.

Seçim sonuçlarına itiraz etti, taraftarları ile birlikte ikinci tura gidilmesini istedi.

Olmadı.

Ama Bolotnaya meydanına yine kalabalığı topladı.

Aslında 2013’teki yerel seçimlerde Moskova için adaylığını koyması ve herkesi şaşırtacak şekilde sandıktan ikinci çıkması sonrası Putin’in ilgisini daha fazla çekti denebilir.

Yolsuzluk suçlamaları gerekçe gösterilerek ev hapsine mahkûm edildi.

Ev hapsi yılları ona muhalefet etmek için hiç ummadığı fırsatı verdi.

Hükümet karşıtı çok sayıda video çekip yayınladı, düşünceleri kitlelere daha hızlı bir şekilde ulaştı.

Sokakla ilişkisini internet üzerinden kurdu.

Yıllar önce blogunda yazdığı hükümet karşıtı yazılar ve yayınladığı belgelerle şöhret yapan Navalny’nin 2017’nin Mart ayında Putin’in en has adamlarından eski Başbakan ve devlet başkanı Dmitry Medvedev ile ilgili ortaya koyduğu belgesel Kremlin’i çok rahatsız etti.

Söz konusu belgeselde Medvedev’in yolsuzluklar üzerinden yükselen bir imparatorluğun önde gelen isimlerinden biri olduğu, ülkenin dört bir yanında çok sayıda emlağı bulunduğu, hem Rusya’nın elit olarak nitelendirilebilecek pek çok bölgesinde hem yurt dışında dev arazilere, apartmanlara, köşklere, tarım şirketlerine ve bağ bahçeye sahip olduğu iddia ediliyordu.

Navalny internete kocaman bir bomba bırakmıştı ve bu doğası itibarıyla uzun tartışmaları da beraberinde getirdi.

“Kışkırtıcı rol oynadığı” gerekçesiyle tutuklandı, 15 gün içinde salıverildi.

Hemen ardından seçim ofisini faaliyete sokup devlet başkanlığı seçimi için kampanyaya başladı.

Ancak tüm çabalarına rağmen 2018’de aday olması mümkün olmadı.

Sosyal medya ve blogunu o kadar etkili kullandı ki; ülke çapındaki Putin muhalifleri onun peşine takıldı.

Eylemci “hissedar”

Şüpesiz Navalny muhalefet etmek için sadece sosyal medyayı kullanmadı, parasını kendince doğru ata oynadı.

Rus petrol şirketleri ve bankalarından küçük hisseler satın aldı.

Bu hamlesi ona aynı zamanda devletle ilintili söz konusu şirketlerinin yıllık genel toplantılarına “hissedar” sıfatıyla katılıp zor sorular sorma hakkını da verdi.

5 petrol ve gaz şirketi arasında Rosneft, Gazprom, Gazprom Neft, Lukoil ve Surgutneftegaz vardı.

Hisselerine 300 bin ruble yatırım yaparak aktivist hissedara dönüştü.

Şirketlerin finansal tablolarını şeffaflaştırmaya soyundu.

Kuşkusuz amacı Putin ve çevresini halkın nezdinde küçük düşürmekten başka bir şey değildi. 

Putin’e karşı güçlü ve başarılı bir muhalif örgütlenmenin mimarı oldu.

2018’de Putin’e karşı devlet başkanlığı seçimlerinde yarışmasının engellenmesi, adaylığına izin verilmemesi başta başkent Moskova olmak üzere birçok kentte protestolara neden oldu.

5 Mayıs 2018, Navalni eylem sonrası polis tarafından gözaltına alınmıştı

Aslına bakılırsa son yıllarda Rusya’da yürürlüğe giren yasalar bağımsız adayların, adaylığını koymasını zorlaştırmış durumda.

Sırf bu yüzden Temmuz 2019’da yine Navalny önderliğinde Moskova’da 25 binden göstericinin katıldığı bir eylem daha gerçekleşti.

Navalny geçtiğimiz yıl kasım ayında yayımladığı bir belgeyle Doğu Sibirya-Pasifik petrol boru hattı inşaatı sırasında çeşitli yolsuzluklar yapıldığını, devletten 4 milyar dolar çalındığını iddia etti.

Zehirlenmeden hemen önce Belarus’ta Putin’in yakın müttefiki Lukoşenko karşıtı gösterileri desteklediğini açıklamıştı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko ile birlikte /

Putin’in karşısına devlet başkanlığı için çıkıp aday olmak istediyse de bu muradına hiç ulaşamadı Navalny.

Üçüncü kez karşı karşıya kaldığı zehirlenme girişimini atlatırsa yoluna nasıl devam edecek, arkasındaki kitle daha da genişleyecek mi, dünyanın en güçlü liderlerinden Putin’i sandıkta yenebilecek bir güce ulaşabilecek mi?

İşte bu soruların yanıtını hem doktorlar hem halk verecek.

- Advertisment -