İsrail’in Gazze’de gerçekleştirdiği katliamları “soykırım” olarak nitelendirenler artık yalnızca insan hakları kuruluşları değil. Bu mecrada daha önce yayımlanan yazımızda da belirttiğimiz üzere, Venedik Film Festivali’nde ödül alan NAZA belgeseli, İsrail ordusu ve istihbaratının içinden gelen tanıklıklarla Gazze’deki öldürme mekanizmasını gözler önüne sermiş, İsrail’de de büyük yankı uyandırmıştı.
Şimdi benzer bir itiraz müzik dünyasından yükseliyor. Bu kez katliamı anlatan kameralar değil, notalar. Yahudi müzisyen Regev Baruch’un kısa süre önce yayımlanan “Super Sparta” albümü, insanlık tarihinin en korkunç katliamlarından birini “Gazze Holokostu” adlı parçasıyla notalara taşıyor. Albüm, bu itirazın en güncel ve en çarpıcı örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.

Baruch Ağustos 2026’da yayımladığı “Super Sparta” albümünde, Netanyahu’nun “Super Sparta” söylemini tersyüz ederek Gazze’de yaşananları “Holokost” olarak tanımlamaktadır.
Aykırı bir ses, aykırı bir müzisyen: Regev Baruch
1988 doğumlu Baruch, Celile’de büyümüş ve Kudüs Müzik ve Dans Akademisi’nde eğitim görmüştür. Yemen Yahudilerinin geleneksel ezgilerini funk, Afrobeat ve groove ile harmanlayan Bint’ül-Funk grubunun yanı sıra, Hint klasik müziğini Arap makamları, Türk müziği, caz ve funk ile buluşturan enstrümantal füzyon grubu Baba Ganeş’in de davulcusu, bestecisi ve yapımcısıdır.
İsrail ordusunun Gazze’de yaptıklarını “Holokost” olarak niteleyen Baruch, aslında siyasete sonradan yönelmiş bir amatör değil. Orta Doğu’nun farklı seslerini yıllardır bir araya getiren, sanatında mahir bu müzisyenin elleri, şimdi aynı coğrafyadaki yıkıma itiraz etmek için enstrümanına vuruyor.
Netanyahu’nun “Süper Sparta”sı
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Gazze katliamları nedeniyle ülkesinin giderek artan uluslararası yalnızlığı karşısında Eylül 2025’te İsrail’in kendine yeten bir “Süper Sparta”ya dönüşmesi gerektiğini söylemişti. Bu ifade, İsrail’deki solcular ve insan hakları savunucuları tarafından sürekli seferberlik hâlindeki askerî ve despotik bir devlet anlayışının sembolü olarak yorumlanmıştı.
Baruch ise Netanyahu’nun sloganını tersyüz ediyor. Hip-hop, rock, funk ve groove arasında gezinen yeni albümünde “Sparta”yı övünülecek bir güç modeli olarak değil, içine kapanan, İsrail’i yalnızlaştıran, şiddeti olağanlaştıran ve militarizmi kutsallaştıran bir toplum tasviri olarak sunuyor.
Albümün çıkış noktası
Savaş karşıtı protestolara katılan ve Batı Şeria’da Filistinlileri yerleşimci teröristlere karşı koruma eylemlerinde yer alan Baruch, Gazze’de bir bölgenin yok edildiğine ilişkin haberlerin ardından konser duyurusu yapmanın kendisini rahatsız ettiğini fark etmiş. Vardığı sonuç net: Gazeteciler araştırma yapıyor, hukukçular dava açıyor; bir müzisyenin yapabileceği şey ise müzik yapmak.
İşte tam da bu nedenle Super Sparta albümünü çıkararak, Gazze’deki katliamlar karşısında duyarsızlaşmayı ve sessiz çoğunluğun parçası olmayı reddeden tavrını kalıcı bir vicdan kaydına dönüştürmek istemiş.
14 parça, 14 okkalı eleştiri
Baruch’un albümü 14 parçadan oluşuyor ve hemen her parça, İsrail toplumunun savaş, işgal, ilhak, şiddet ve militarizmle ilişkisini farklı açılardan sorguluyor.
1. Ağır Pislik” (Hara Kaved, חרא כבד): Albümün açılış parçası, İsrail’in radikal mesihçi Siyonistler eliyle savrulduğu insanlık dışı ve ahlak dışı durumu, daha adıyla, kaba ama bilinçli olarak sarsıcı bir ifadeyle tanımlıyor. (https://youtu.be/Jz4HS-rAjZQ?si=qJbi4V4x1Ftwilyq)
2. “Rutin” (Şigra, שגרה): Parça, Gazze’deki yıkım ve katliamların İsrail’de gündelik hayatın sıradan bir parçası hâline gelmesini, yani “rutin”leşmesini eleştiriyor. (https://youtu.be/-3TNPBfPn80?si=AV_DtK-WNzQLRMjr)
3. “Naziler” (Natsim, נאצים): Parça, Gazze’nin yok edilmesini savunan siyasetçilere ve medya figürlerine ait gerçek ses kayıtları üzerine kurulu. Baruch, şarkının nakaratında bu kişilerin her birine “Nazi” diyerek karşılık veriyor. (https://youtu.be/4JmyCa3wTYE?si=7tGZv-EX4huD9d8N)
4. “Geri Getirdik” (Heşavnu, השבנו): Parça, rehinelerin dönüşü üzerinden kurulan sözde zafer anlatısının yanı sıra Gazze’deki katliamları kışkırtan söylemi de eleştiriyor. (https://youtu.be/gDSM_RF5wYM?si=-dzKRdF-A5Oitz-l)
5. “Tarikat Kaçkını” (Palit Şel Kat, פליט של כת): Parça, sevilen “Hayatın Çocukları” şarkısını militarizm karşıtı bir marşa dönüştürüyor ve İsrail askerlerini “ölüm yiyenler tarikatı”nın (kat şel ohley mavet) mensupları olarak niteliyor. Baruch bu parçada ayrıca dinleyiciye Gazze’de öldürülen Cuma ve Fadi adlı iki çocuğu hatırlatıyor. (https://youtu.be/FPbYXwe8PMI?si=UbzhEGONm8sZchrU)
6. “Falafel Cumhuriyeti” (Republikat Falafel, רפובליקת פלאפל): Parça, “muz cumhuriyeti” deyimini İsrail koşullarına uyarlayarak ülkeyi şiddetin egemen olduğu bir topluma dönüştüren yöneticileri hicvediyor. (https://youtu.be/rIkpTguJyr0?si=AxXADm6OnRSGaAzY)
7. “Falafel Tepesi” (Givʿat ha-Falafel, גבעת הפלאפל): Parça, Batı Şeria’daki yerleşimci teröristlerin “givʿa” (tepe) adı verilen kamplarına ironik bir gönderme yaparak bu yapılanmaları hicvediyor. (https://youtu.be/10jzW3KkREU?si=8XSXXM6J5Z6D95z4)
8. “Leibowitz Haklı Çıktı” (Leibovits Tsadak, לייבוביץ׳ צדק): Parça, filozof Yeşayahu Leibowitz’e (1903–1994) gönderme yapıyor. Leibowitz, işgalin orduyu kutsallaştıracağını ve faşizan eğilimleri besleyeceğini öngörmüş, Yahudilik ile Siyonizmin özdeşleştirilmesine karşı çıkmış ve dinin devlete, toprağa ya da ulusal çıkarlara hizmet ettiği anda inanç olmaktan çıkıp putperestliğe dönüşeceğini savunmuştu. İsrail askerlerinin ve siyasetçilerinin bazı davranışlarını tanımlamak için kullandığı “Yahudi-Nazi” ifadesi de büyük tartışmalara yol açmıştı. Parçada Kahanistler, mesihçi çevreler ve bireysel hakları aşındıran yasal düzenlemeler sıralanıyor; muhaliflerin “hain” olarak yargılanacağı bir gelecek konusunda uyarıda bulunuluyor. (https://youtu.be/Ghu1frelktU?si=fUdFoz9cMs_3VcNY)
9. “İbranice Dersi” (Şiʿur ʿIvrit, שיעור עברית): Parça, savaşın yalnızca insanları öldürmekle kalmayıp kelimeleri ve kavramları da tahrif ederek onları şiddetin, işgalin ve ilhakın hizmetine sokmasını eleştiriyor. (https://youtu.be/dAwzrhca9Io?si=ItYcA91qqhIwAii9)
10. “Rutin 2” (Şigra 2, שגרה 2): Parça, İsrail toplumunda artık olağanlaşan şiddeti yeniden gündeme taşıyor. (https://youtu.be/WTBy1VD7AlY?si=FONMoZTwsOjbrU2f)
11. “Barış İçin Rap” (Rap le-Şalom, ראפ לשלום): Parça, savaşın sona erdirilmesinin yanı sıra İsrail’in Batı Şeria’daki apartheid rejimine ve Gazze’deki soykırıma son verilmesi çağrısında bulunuyor. Baruch bu parçada, İsrailli rap ikilisi Ness & Stilla’nın Gazze savaşı başladıktan sonra Kasım 2023’te yayımladığı ve İsrail’de savaş marşı niteliği kazanan “Harbu Darbu”ya (“Harp ve Darp”) karşılık, bir gün savaş için değil barış için rap yapılabileceği umudunu dile getiriyor (https://youtu.be/NJzm8grl4Tw?si=xj-bjUJ1Zb9QunbE)
12. “Vazife” (Tafkid, תפקיד): Akustik gitar altyapısı üzerine kurulu parçada, Dr. Assaf David’in İsrailli insan hakları kuruluşu B’Tselem’de yaptığı bir konuşmadan alınan kesit yer alıyor. Parça, Gazze’deki soykırım sürecinde Yahudi kimliğinin kişiye ahlaki bir sorumluluk yüklediği düşüncesini işliyor. (https://youtu.be/9z-CDeF2GHg?si=yJlaF3OxgC7aJDY7).
13. “Batan Gemi” (Sfina Şokaʿat, ספינה שוקעת): Parçada bir ses batan gemiyi terk etmek isterken, diğeri gidebileceği başka bir ülke olmadığını söylüyor. Şarkı, Tel Aviv’den Beyrut’a trenlerin sefer yaptığı, barış içinde bir gelecek hayalini dillendiriyor. (https://youtu.be/0Chy9n-YieI?si=6hXA0HtkZEiIBmlo)
14. “Gazze Holokostu” (Şoʾat ʿAzza, שואת עזה): Regev Baruch’un “Super Sparta” albümündeki en ağır, en sert ve en çarpıcı parçalardan biri. Uzun bir monolog biçimindeki parça, İsraillilerin kendi acılarına gösterdikleri duyarlılığı, Gazzeli Filistinlilerin yaşadığı acıları da kapsayacak biçimde genişletmeye çalışıyor. (https://youtu.be/oetTRZjhduU?si=F-WgNKClsFJuXkke)
Parça, İsrail toplumunun kolaylıkla özdeşleşebileceği bir olayla, eşini ve iki çocuğunu kaybeden Yarden Bibas’ın esaretten dönüşüyle açılıyor. Baruch, insanın kendi “kabilesinden” biriyle daha kolay empati kurduğunu belirterek bu empatinin sınırlarını zorluyor. Ona göre bugün Gazze’de, ailesinden tek başına sağ kalan binlerce “Yarden Bibas” var.
“Gazze Holokostu”nun temel sorusu şu: Bir insan acıyı yalnızca kendi kabilesi yaşadığında mı hisseder, yoksa başkalarının acısına da ortak olmalı mıdır?
Baruch, bu albümde “Holokost” terimini bilinçli olarak kullandığını belirtiyor. Müzisyenin, İsrail’in ve Yahudi toplumunun kolektif hafızasındaki en hassas kavramlardan birini Gazze için kullanması, dinleyiciyi alışılmış ahlaki sınırların dışına çıkmaya ve başkasının acısıyla yüzleşmeye zorluyor.
Baruch, parçanın klibi için Gazzelilerden savaş öncesindeki hayatlarına ait görüntüler istemiş. Gelen cevaplardan biri, yaşanan yıkımı tek başına özetliyor: Gazzeli bir baba, küçük kızları da dâhil olmak üzere bütün ailesinin ve onlara ait fotoğrafların da enkaz altında kaldığını yazmış.
İsrail’in post modern kutsal buzağısı: Militarizm
Baruch’un “Super Sparta” albümünün temel hedefi, giderek şiddete sürüklenen İsrail toplumundaki militarizm. Baruch’a göre aşırı dinci milliyetçiliğe karşı çıkmak görece kolay; ancak İsrail’de asıl dokunulmaz alan ordu.
Baruch, aşırı sağın aşılmasını tabu saydığı bir kırmızı çizgi çektiğini, ardından bu çizgiyi sürekli ileri taşıdığını söylüyor. İsrail’de artık “intikam” ya da “Hepsini öldürmeliyiz” gibi sözler rahatlıkla sarf edilebilirken, savaş karşıtlarından her sözcüğü tartarak konuşmaları bekleniyor. Baruch, liberal İsrail kamuoyundaki “genel olarak doğru davrandık” söylemini ise “duygusal inkâr” olarak tanımlıyor.
Albümün gücü
Baruch’un “Super Sparta”sının gücü, İsrail’de çoğunlukla dar muhalif çevrelerde kullanılan sert kavramları müziğin diliyle kamusal alana taşımasında yatıyor. “Soykırım”, “apartheid”, “faşizm”, “intikam” ve nihayet “Gazze Holokostu” gibi ifadeler, siyasi slogan olmaktan çıkıp gündelik hayata karışıyor ve rap nakaratları aracılığıyla dillere yerleşiyor.
NAZA belgeselinde olduğu gibi, “Super Sparta” da Filistinlilerin yaşadığı acıları, bu kez notalar aracılığıyla, onları görmek istemeyen İsraillilerin gündemine sokmaya çalışıyor.
Susmayanların tarihsel kaydı
Kanaatimizce “Super Sparta”nın asıl önemi, kullandığı sert kavramlardan ziyade, bu kavramların bizzat İsrail toplumunun içinden gelen Yahudi bir müzisyen tarafından dile getirilmesinden kaynaklanıyor.
NAZA’da askerler ve istihbarat görevlileri konuşmuştu. “Super Sparta”da ise söz bir müzisyende. Gazeteciler yazıyor, insan hakları savunucuları belgeliyor, hukukçular dava açıyor; Regev Baruch gibi müzisyenler ise davullarının başına oturup acıyı ve şiddeti kayda geçiriyor.
Bu bakımdan “Super Sparta”yı yalnızca bir protest müzik albümü olarak değerlendirmek eksik kalır. Albüm, aynı zamanda İsrail toplumunun Gazze savaşı karşısındaki ahlaki ve siyasi bölünmüşlüğünün kültürel ve tarihsel bir kaydı niteliğinde.
Müziğin elbette tek başına bombaları durdurma gücü yok. Ancak müziğin de, NAZA belgeseli örneğinde sinemanın yaptığı gibi, suçun üzerini örten dili parçalama, normalleştirilen şiddeti yeniden görünür kılma ve bugün söylenmesi tehlikeli görülen sözleri geleceğin tarihsel belleğine aktarma gücü var.
İsrail ve dünya kamuoyundaki sessiz çoğunluğun üç maymunu oynadığı bir dönemde, Baruch’un davuluna vurarak Gazze’deki insanlık dramına dikkat çekmeye yönelik mütevazı çabasını kıymetli kılan işte tam da bu.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.