Anasayfa / GÜNÜN YAZILARI / 2026 Newrozu: Kürtlerin bastırılmış duygusunun kitlesel dönüşü

2026 Newrozu: Kürtlerin bastırılmış duygusunun kitlesel dönüşü

Bu yılki Newroz, sıradan bir bayram değil; Rojava’daki kırılmanın ardından Kürtlerde biriken yas, kayıp, birlik ve yeniden doğuş duygusunun sınırları aşan en kitlesel dışavurumu oldu.

2026 Newrozu, Kürtlerin uzun zamandır içinde biriken ama çoğu zaman örgütlü siyasetin sınırları içinde kalan bir duygunun görünür hale geldiği bir eşik oldu. Bu yılki kutlamalar, sadece bir bayramın coşkusunu değil, aynı zamanda derin bir kayıp hissini, bastırılmış bir toplumsal enerjiyi ve yeniden doğuş arzusunu da açığa çıkardı. Bu yüzden 2026 Newrozu, bir kutlamadan çok daha fazlası olarak hatırlanacak.

Bu ruh halinin arka planında, Ocak ayında Suriye’de yaşanan büyük kırılma vardı. Şam yönetiminin Rojava’ya yönelik ani ilerleyişi, Halep’teki çatışmalar, yaşanan toprak kayıpları ve en önemlisi ABD desteğinin fiilen kesilmesi, Kürtlerde derin bir sarsıntı yarattı. Uzun yıllardır “Rojava modeli” olarak anılan özgün deneyimin büyük ölçüde sona ermesi, yalnızca siyasi ve askeri bir gerileme değil, aynı zamanda kolektif bir travmaydı. Dış desteğin yetersiz kalması, zaten birikmiş olan güvensizliği daha da derinleştirdi.

Ortaya çıkan şey, yalnızca bir siyasi tepki değildi. Daha çok, geleceğe dair ağır bir belirsizlikle, kaybetme korkusuyla ve yeniden toparlanma ihtiyacıyla yoğrulmuş kolektif bir duygu haliydi. Üstelik bu duygu patlaması herhangi bir partinin ya da hareketin planlı mobilizasyonundan doğmadı. Tam tersine, siyaseti aşan, sınır tanımayan, düşünsel olarak radikal ama eylemsel olarak bütünüyle şiddet dışı bir Kürt duygusallaşması olarak ortaya çıktı.

Uzun zamandır var olan ama çoğu zaman bastırılan, örgütlü yapılar içinde tutulan bu ruh hali, bu kez tabandan yükseldi. İnsanlar yalnızca siyasi taleplerle değil; kimlik, özgürlük, birlik ve yeniden doğuş umuduyla alanlara aktı. 2026 Newrozu’nu diğer yıllardan ayıran temel fark da buydu: Meydanları dolduran şey yalnızca siyasal çağrı değil, doğrudan duygunun kendisiydi.

Bütün coğrafyalarda kutlanan Newrozlarda alışılmadık bir tablo ortaya çıktı. Kürtler, bütün renkleri ve farklılıklarıyla alanlara aktı. Siyasi bayraklar, sloganlar, talepler elbette yan yanaydı. Ancak asıl dikkat çekici olan, bu kitleselliğin herhangi bir merkezi organizasyondan bağımsız biçimde, adeta duygusal bir sel gibi yayılmasıydı.

Bu tablonun en çarpıcı ayağı Suriye’de görüldü. Geçiş hükümeti lideri Ahmed eş-Şara’nın Ocak 2026’da yayımladığı 13 sayılı kararnameyle Newroz’un resmi ulusal bayram ilan edilmesi, Kürtçe’nin tanınması, kültürel hakların kabulü, 1962 sayımının etkilerinin kaldırılması ve vatansız Kürtlerin vatandaşlık kazanmasına dönük adımlar, tarihsel önemde gelişmelerdi. Şam’da ilk kez yasaksız ve Kürdistan bayraklarıyla kitlesel Newroz kutlamaları yapıldı. Afrin gibi yıllarca kısıtlı kalan bölgelerde insanlar yeniden açık biçimde Newroz ateşi yaktı. Qamışlo, Halep’in Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahalleleri, Derik ve Amûda’da on binler alanlardaydı.

Bu görüntü, Suriye tarihinde Kürt kimliğinin resmi düzeyde tanınmasının sembolik zirvesiydi. Ama bu sadece bir zafer duygusu değildi. Aynı anda hem yasın hem umudun, hem yıkımın hem yeniden doğuşun birlikte taşındığı çelişkili ama güçlü bir tarih anıydı.

Benzer bir yoğunluk diğer coğrafyalarda da yaşandı. Türkiye’de Diyarbakır, İstanbul, Ankara, Ağrı, Mersin ve Siverek gibi merkezlerde, yağmura ve çamura rağmen yüz binlerce, hatta milyonları bulan katılım dikkat çekti. Irak Kürdistanı’nda Akre ve Süleymaniye gibi geleneksel merkezlerde kutlamalar güçlüydü. İran Kürdistanı’nda ise tüm baskılara rağmen Newroz ateşi direnişin sembolü olarak yakıldı.

Diasporada da benzer bir tablo vardı. Dünyanın farklı yerlerinden Kürtler, farklı siyasi aidiyetlerine rağmen yan yana geldi. Uzun süredir bölünmüşlük ve rekabetin gölgesinde kalan ortak ruh hali, belki de ilk kez bu denli açık ve kitlesel biçimde görünür oldu.

Elbette meydanlarda öne çıkan sloganlar vardı: “Önder Apo’ya özgürlük”, “Kürtlerin demokratik birliği”, “barış ve özgürlük” gibi. Fakat bu yılın asıl gücü, sloganların da ötesindeydi. İnsanlar yalnızca kutlama yapmak için değil; biriken kaygıyı, öfkeyi, umudu ve direniş hissini birlikte taşımak için alanlardaydı. Protokolün geri çekildiği, yatay yoldaşlık duygusunun öne çıktığı, kastlaşmanın silikleştiği bir atmosfer hakimdi. Çocuktan yaşlıya, yurtseverden sosyaliste kadar çok farklı kesimler aynı duyguda buluştu.

Bu nedenle 2026 Newrozu, Kürt tarihinde bir “duygu patlaması” olarak anılmayı hak ediyor. Suriye’de Ocak ayında yaşanan kırılma, yıllardır bastırılan kolektif ruh halini serbest bıraktı. Ortaya çıkan şey, sınır tanımayan, şiddet dışı ama derin biçimde radikal bir kimlik, birlik ve gelecek arayışıydı.

Newroz ateşi bu yıl her zamankinden daha güçlü yandı. Çünkü bu kez o ateş, sadece direnişin değil; aynı zamanda yasın, kaybın ve yeniden doğuş umudunun da sembolüydü. Belki de 2026 Newrozu, yalnızca baharın değil, yeni bir Kürt duygusunun ve yeni bir Kürt baharının da habercisiydi.

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın