Ana SayfaGÜNÜN YAZILARIAdalet Bakanı ne yapsın? Bütün memleket cezaevi haline gelecek

Adalet Bakanı ne yapsın? Bütün memleket cezaevi haline gelecek

Bunların çoğunluğunun 5 yıl civarında bir ceza aldığı biliniyor. Yani 100 bin civarında uyuşturucu hükümlüsü, tutuklusu bu kanundan yararlanacak. Türkiye’de son yıllarda iki İnfaz Kanunu değişikliği yapıldı. Yine cezaevlerini boşaltmak için. Kimleri bıraktılar? Cinayet, hırsızlık, gasp gibi suçlarla kişileri hedef alan ve mağdur edenler yararlandı. Mağdur edenler bırakılırken, fikir suçu, ifade suçu gibi devlete karşı suçlar maddesi içinde yer alan suçlar infazdan yararlanamadı. Devlete karşı gelenler içeride kaldı. Vatandaşı öldürenler, soyanlar bırakıldı.

Yıllar önceydi. TİP davasından askeri mahkemede 8 yıl ceza almıştım. Cezam onaylandı. Ben TİP yöneticisi değildim. Kongrede delege sıfatıyla konuşmak dışında bir ilgim yoktu. Yönetici olarak cezalandırıldım. Kararı veren mahkemenin başkanı hakim binbaşı (adını hatırlamıyorum) bir başka nedenle adliye koridorunda karşılaştığımızda, “Oral senin cezayı nasıl tasdik ettiler anlayamadım. Geri döner diye bekliyordum” deyince, ben de “Bu kararı siz vermiştiniz” diye hatırlattım. Bir ülkedeki adalet sistemi o ülkenin kalitesinin de ölçüsüdür. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, 5 yıl cezası kalan hükümlülerin cezaevine dönmeyeceklerini açıkladı.

Neden böyle yaptığını biliyoruz: Cezaevlerinde yer yok. Bakan Tunç, yeni çıkarılan kanunla üç yıldır COVID-19 izniyle denetimli serbestlikten yararlanan ve cezasının bitmesine 5 yıl ve daha fazla kalmış olan 21 bin hükümlünün cezaevlerine döneceğini söyledi. Bakan COVID izninden 116 bin hükümlünün yararlandığını söylemişti. Demek ki 95 bin hükümlü hapse dönmeyecek. 5 yıllık ceza, ağır cezadır. Ağır suçlulara verilir. Örneğin uyuşturucuya bağlı suçlardan Türkiye’de bir yıl önce 100 binden fazla tutuklu ve hükümlünün bulunduğu resmen açıklandı.

Bunların çoğunluğunun 5 yıl civarında bir ceza aldığı biliniyor. Yani 100 bin civarında uyuşturucu hükümlüsü, tutuklusu bu kanundan yararlanacak. Türkiye’de son yıllarda iki İnfaz Kanunu değişikliği yapıldı. Yine cezaevlerini boşaltmak için. Kimleri bıraktılar? Cinayet, hırsızlık, gasp gibi suçlarla kişileri hedef alan ve mağdur edenler yararlandı. Mağdur edenler bırakılırken, fikir suçu, ifade suçu gibi devlete karşı suçlar maddesi içinde yer alan suçlar infazdan yararlanamadı. Devlete karşı gelenler içeride kaldı. Vatandaşı öldürenler, soyanlar bırakıldı.

Otoriter bir devlet mi olmak istiyoruz, demokratik bir devlet mi? Yargı, bunun sınandığı yerdir. Kanunlarımız AB üyeliğine hazırlanmanın da etkisiyle epeyce elden geçti. Kanunlar tek başına belirleyici değildir. Asıl olan onu uygulayacak olan hukukçulardır. İdareciler, yargıçlar, savcılar, avukatlar nasıl bir ülke yaratmak istiyorlarsa ona yakışacak kararların oluşmasını sağlıyorlar.

Bu, siyasal yargılamalarda da adli yargılamalarda da kendini gösteriyor. Savcı en acımasız iddianameyi yazarken şöyle düşünüyor: “Benden gitsin. Yargıç ne yaparsa yapsın.” Yargıç, “Vereyim cezayı Yargıtay uğraşsın” diyor basıyor cezayı. Böyle böyle cezaevleri doluyor, suçların önlenmesi mümkün olmuyor. Adalet Bakanı da “Cezaevlerini doldurdunuz, yerim kalmadı, senin verdiğin cezaları infaz edemeyeceğim” diyerek noktayı koyuyor.

*

Yakın dostlarım Sevim San ile Turgut Özakman’ın oğlu Kerem Özakman’dan iki kitap: Mucize Mustafa Kemal Atatürk. İclal San- Kerem Özakman, Anadolu’nun Güneşi Mustafa Kemal, Bilgi Yayınevi.

- Advertisment -