Bilen aklı bilen akıl, Avcı oldu

Trabzonspor, Hegel’in ifadesiyle, ‘’bilen aklı bilen akıl’’ aklı bildiği için, kendini çok çabuk uyarladı ve maçı cebine koyup evine zaferle döndü. Abdullah Avcı, kendi aklında ısrar etmedi. Aklını geri çekti ve Fransceco’nun aklını okumaya başladı. Bulduğu çözümler de ona üç puan olarak geri döndü.

Francesco Farioli, yetenekten çok, daha fazla akla dayanan bir oyunun icracılarından biridir. Top dolaşım modelinde aklın yol göstericiliği, yetenek ve beceriden önce gelir. Top dolaşım modeli ve pas tipi seçimleri, önceden ayarlanmış basit açılar ve seçenekler üzerine bina edilmiş. Top ve çoklu oyuncu sayısıyla alan katetmek, bu kurgusallığın temelini oluşturuyor. Akışkan oyun ve bölgeler arası geçiş, çok opsiyonlu ve çok açılı organizasyonlar aracılığıyla yapılandırılıyor. Bu oyunun temposu çok düşük doğal olarak. Özellikle Karagümrük hakikatinde tempo düşüklüğü neredeyse zorunlu bir kural; çünkü Karagümrük oyuncu havuzu, yetenekli bir havuz değil. Bu oyunun bir üst modelini Şahtar Donesk’te De Zerbi kullanıyor. De Zerbi, Francesco’dan temposu yüksek bir oyun oynatabiliyor. Elindeki oyuncu malzemesi buna uygun.

Trabzonspor maçına, Karagümrük aynı kurgusal düzen içinde başladı. Topun ve oyunun ana üssü birinci bölgeydi. Bu bölgenin başarıyla geçilmesi, her zaman ve her durumda, oyun inisiyatifini Karagümrük’e terfi ettiriyor. Bir handikap olarak Biglia’nın olmayışı, maç öncesinde bende de soru işaretlerine yol açmıştı. Bir de en sağlam stoper olan Ervin Zukanoviç’in yokluğu, maç ibresini Trabzonspor’a çeviriyordu. Oyunun başlangıç bölümünde, özellikle de ilk yirmi dakikada Trabzonspor, Karagümrüğün bu dezavantajlı durumunu kullanmak istedi. Bu amaçla Trabzonspor maça önde baskı yaparak başladı. Ama kısa sürede anlaşıldı ki, bu bir çare değil.

Abdullah Avcı, yirminci dakikadan sonra, Kendi bildik oyununu oynamaktan vazgeçti. Bu çok doğru bir karardı. Önde baskı yapmaktan vazgeçen Trabzonspor, ikinci bölgeye geçişi engellemek için, Siopis’i Andrea Bertolacci’nin peşine taktı. Taktik olarak da bu doğru bir oyun okumasıydı; çünkü Karagümrük’ü hem ikinci bölgeye taşıyacak, hem de takımın yüzünü rakip kaleye döndürecek oyuncu Bertolacci’ydi. Onu kilitlemek oyunu ikinci bölgede kilitlemek anlamına geliyordu. Bu taktiğin doğal sonucu da Trabzonspor’un geriye doğru hızla çoğalmasını sağladı.

Hegel’in ifadesiyle, ‘’bilen aklı bilen akıl,’’ aklı bildiği için, kendini çok çabuk uyarladı ve maçı cebine koyup evine zaferle döndü. Abdullah Avcı, kendi aklında ısrar etmedi. Aklını geri çekti ve Fransceco’nun aklını okumaya başladı. Bulduğu çözümler de ona üç puan olarak geri döndü.

Birincisi, önde baskı yapmakta ısrar etmedi. Her ne kadar Karagümrük savunması bazen çok maddi hatalar yapsa bile, bu kestirme yola Avcı tenezzül etmedi. Takımını on metre geri çekti ve Karagümrük savunmasının ilk topları ilerde yapmasını sağladı. İkinci bölgede çok oyuncuyla bir set oluşturunca, Karagümrük defansının arkasına top atma imkânı doğdu. Aslında bu ilan edilmemiş bir kontratak oyunuydu ve Trabzonspor bunu başarabilecek hücumculara sahipti.

İkincisi, Karagümrük bir şekilde ikinci bölgeye geçince, bütün Trabzonspor takımı çok hızlı olarak geriye doğru koşup alanları kapatıyordu.

Ve üçüncüsü, bu maça özgü olarak, Trabzonspor, her pozisyonda çoklu pres yapmayı başardı.

Karagümrük zaferi bütünüyle Abdullah Avcı’nın aklının zaferi oldu.