İsmail Türüt’ün klibini kimin yaptığını bile merak edip….

Esas tuhaf olanı ve büyük bir sessizlikle karşılananı Emre Olur’un ifadesinde söylediği “Ankara Siber’de çalışırken Beyaz TV’de” diye devam eden itirafı. Ankara Siber dediği bir şirket değil. Emniyet’in Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı. Beyaz TV’de Melih Gökçek’in oğluna ait bir kanal. Peki nasıl oluyor da o yıllarda 22 yaşında olan genç bir çocuk emniyetin siber biriminde çalışırken, bir televizyon kanalına siber güvenlik uzmanı diye çıkarılıp, sosyal medya mesajları üzerinden insanlar hakkında suçlamalarda bulunabildi? Bu görevi Emre Olur’a kim vermişti? Kim ona bu sahte tweetleri ve hatta bazı özel Whatsapp yazışmalarını servis etmişti?

Sedat Peker’in basın danışmanı olarak tanınan Emre Olur önceki hafta BAE’nin sınırdışı etmesi sonucu gittiği Arnavutluk’tan Türkiye’ye getirilip tutuklandı.

İfadesinde anlattığına göre Olur, Sedat Peker ile iki gün geçirdiği Abu Dabi’de üçüncü gün sabah bir otelde Peker’le kahvaltı yaparken BAE’li yetkililer tarafından alınıp havalimanına götürüldü.

Önce uçakla geldiği Sırbistan’a sonra Arnavutluk’a gönderildi. Orada da havalimanında gözaltına alınıp ertesi gün Türkiye’ye iade edildi.

Her şey fazlasıyla hızlı oldu.

26 yaşında sağa sola efelenen tweetler atmak dışında herhangi bir suç işlememiş, sabıkasız Emre Olur, neredeyse azılı bir suçlu gibi anında Türkiye’ye verildi.

İçişleri Bakanı Soylu, “Bir soysuz daha getirildi” gibi öfkeli bir açıklama dahi yaptı.

BAE’li yetkililer neden aynı oteldeki kahvaltı masasında oturan Sedat Peker’i değil de sadece onun dediklerini tekrarlayan genç basın danışmanını deport etti?

Neden ilk geldiği anda değil de üç gün sonra bunu yaptılar gibi sorular havada kaldı.

Yine Arnavutluk, suçu apaçık olan Thodex dolandırıcısını haftalardır iade etmezken, niye Emre Olur için süreç bu kadar hızlandı, bunun cevabı da yok. Bu hızın sebebi Arnavutluk mu Türkiye mi sorusunun da.

Ayrıca Hablemitoğlu cinayetinin firari zanlısı Levent Göktaş hâlâ Bulgaristan’da ve Türkiye de iade edilmesi için çok bastırıyor gibi görünmüyor.

Buraya kadar ki kısım artık bayat haberler.

Emre Olur’un ifadesi de öyle.

Ama o ifade nedense hak ettiği kadar konuşulmadı.

Öncelikli soru, hangi ifade olmalı.

Çünkü Olur Emniyet’e ve savcılığa ifade verdi.

Emniyet ifadesi 38 sayfa, savcılık ifadesi 3 sayfa, ama medyada dolaşan ve üzerinden haberler yapılan Emniyet ifadesi 24 sayfaydı.

İfadeden, 1996 doğumlu Olur’un 26 yıla hareketli bir hayat sığdırdığı anlaşılıyor.

Kamuoyunun genel olarak bildiği kısmı, Sedat Peker’in sözcüsü gibi davrandığı son dönemi.

İfadeden, bu basın danışmanı sıfatını ona Sedat Peker’in değil, ondan aldığı haberi yazarken Peker ile ilişkisini nasıl tarif edeceğini soran bir gazetecinin verdiğini öğreniyoruz.

Peker videoları yayınlanırken gazeteciler haklı olarak haber kaynağına ulaşmaya çalışırken Emre Olur ile irtibat kurmuşlar.

Gazeteciler için haberle ilgili herkes haber kaynağıdır.

Her ne kadar bu amaçla Emre Olur’u arayan gazetecilerin bir kısmı başka gazetecileri hoşlarına gitmeyen haber kaynaklarıyla geçmişte görüştükleri için suçlamış olsa da, bu tabii ki suç değil.

Fakat ifade tutanağından polisin bu irtibatta bir suç aradığı anlaşılıyor.

38 sayfalık Emniyet ifadesinin basının tamamına ulaşmayan sayfalarında polis tek tek gazetecilerin isimlerini verip, Emre Olur’dan onlarla olan irtibatını, onların Peker’le irtibatını, onlara bilgi, belge verilip verilmediğini sormuş.

İfadenin bu kısmının birilerini epey heyecanlandırdığı anlaşılıyor. Bunun ifadede kalmasına gönülleri razı olmamış, hemen tasarımını yaptırmışlar!

İfade henüz medyaya servis edilmeden önce “Suriye Operasyon @suriyeoprsyn” adlı bir hesaptan “Peker Suç Örgütü Ahmet Emre Olur’un internet üzerinden görüştüğü gazetecileri açıklıyoruz!” mesajıyla profesyonel bir elden çıkma bir grafik tasarım paylaşıldı ve gazeteciler ile “Sedat Peker suç örgütü” ilişkili gösterildi.

whatsapp-image-2022-09-28-at-12-39-21-2-001.jpeg

Türkiye’de benzeri daha önce sık yaşanmış bu irtibat arayışlarının bir gün karşımıza yeni bir suç örgütü soruşturması olarak çıkarılması muhtemelen.

Nitekim grafikte adı geçen isimler tepki gösterince, İçişleri Bakanlığı PR hesabı gibi duran sahte hesaptaki bu tweet silindi.

Ertesi gün medyaya ulaşan Emre Olur ifadesinde, gazetecilerin adlarının yer aldığı bölüm yoktu.

Ama bu bölümün sansürlenmesinin tek sebebi sadece tepkiler değildi muhtemelen.

Emre Olur’un gazetecilerle ilişkisi ile ilgili sorulara cevap verdiği kısımda söylediği bir cümleden de Emniyet rahatsız olmuş olabilir.

İfadede gazeteci Gökhan Özbek ile irtibatı sorulan Olur cevap olarak şunu söylüyor:

“Ankara Siberde çalıştığım dönemde şube müdürü bununla ilgili Beyaz TV’de Kerim Çoraklık ve bu şahıs ile alakalı verdiği dosyadan haber yaptım ve programda dillendirdim.”

Emre Olur, İYİ Parti’nin sosyal medya ekibinden Kerim Çoraklık’ın atmadığı tweetler üzerinden FETÖ’cü suçlamasıyla tutuklanmasında rol oynadığını daha önce anlatmıştı. Sedat Peker de bir videosunda bunu anlattı.

Zaten anlatmasına gerek yok.

3 Mayıs 2018’de Beyaz TV’de yayınlanan “Ne var ne yok” programına, program ekibinden, siber güvenlik uzmanı genç bir arkadaş olarak çıkan Emre Olur, İYİ Partili Kerim Çoraklık’ın paylaştığı iddiasıyla bazı tweet’ler göstermiş, Çoraklık için “FETÖ’cü” demiş ve Emniyet’in siber suçlar birimine açıkça çağrı yaparak Kerim Çoraklık’ın “en azından” gözaltına alınmasını açıkça istemişti.

Hatta “bunlar böyle alçak” gibi sözlerle yapmıştı bunu.

Bu ifşaat daha sonra diğer iktidara yakın gazetelerde de haber olmuştu.

Emniyet de Emre Olur’un ricasını kırmayıp 5 gün sonra Çoraklık’ı gözaltına almıştı.

Çoraklık ancak 16 ay tutuklu kaldıktan sonra beraat edebildi. Gazeteci Gökhan Özbek de benzer suçlamalardan yargılandı.

Buraya kadar olan kısım zaten biliniyor.

Ama esas tuhaf olanı ve büyük bir sessizlikle karşılananı, Emre Olur’un ifadesinde söylediği “Ankara Siber’de çalışırken Beyaz TV’de” diye devam eden itirafı.

Ankara Siber dediği bir şirket değil. Emniyet’in Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı. Beyaz TV de Melih Gökçek’in oğluna ait bir kanal.

Peki nasıl oluyor da o yıllarda 22 yaşında olan genç bir çocuk emniyetin siber biriminde çalışırken, bir televizyon kanalına siber güvenlik uzmanı diye çıkarılıp, sosyal medya mesajları üzerinden insanlar hakkında suçlamalarda bulunabildi?

Bu görevi Emre Olur’a kim vermişti? Kim ona bu sahte tweetleri ve hatta bazı özel Whatsapp yazışmalarını servis etmişti?

whatsapp-image-2022-09-28-at-12-39-22-001.jpeg
whatsapp-image-2022-09-28-at-12-39-21-3.jpeg

O yıllarda sosyal medya üzerinden aralarında gazeteciler, sanatçılar ve siyasetçilerin de olduğu pek çok ismi aleni olarak tehdit ederken de Siber Suçlarda görevli miymiş?

whatsapp-image-2022-09-28-at-12-39-21-001.jpeg
whatsapp-image-2022-09-28-at-12-39-21-1-001.jpeg

Bu kadar ağır suçlamalarla yurtdışından getirtilip tutuklanan bir isme bu soruların sorulmasını bekleyecek kadar naif Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından mısınız siz de?

Tabii ki sorulmamış.

Sorguda “İsmail Türüt’ün Sedat Peker için yaptığı şarkının klibini kimin dizayn ettiğini” bile merak eden polis, ben eskiden polis için çalışıyordum diyen bir sanığa daha fazlasını sormaya gerek görmemiş.

Hatta ifade tutanaklarında zanlıların en başta kendi ağızlarından kısa özgeçmişinin yer alması rutini bu ifadede ihlal edilmiş.

İfade tutanağını okuyunca bu klasik özgeçmiş kısmını göremiyorsunuz.

Olur ifadesinde 2019 yılında Beyaz TV’de sigortasız olarak çalıştığını, televizyona çıkıp bilişim, bylock, Twitter konusunda konuştuğunu söylüyor.

Sadece o programların kayıtlarına bakıldığında bile genç Olur’un sık sık Siber Suçları övüp, onları kaynağı olarak gösterdiği görülüyor.

Ama polis hiçbir sabıkası olmayan Olur’a hayatının bu kısmını sormadığı için hikayenin tamamını bilemiyoruz.

Çünkü polis için belaltı operasyonlarla resmi makamlar arasındaki ilişki İsmail Türüt’ün klibi kadar ilginç değil.

Peki İsmail Türüt’ün Sedat Peker şarkısına kimin klip yaptığını öğrenebilmişler mi bari?

Maalesef hayır.

Yani şimdi bu kadar büyük uluslararası iade operasyonu boşuna mı yapıldı?